Dünyanın beşte birinin kaderini değiştiren, nüfusu 1,4 milyara varan kalabalık bir ülkeyi 72 yıldır yöneten Çin Komünist Partisi (ÇKP) 100.yıl dönümünü kutladı. ÇKP’nin aynı zamanda cumhurbaşkanı olan Merkez Komitesi Genel Sekreteri Xi Jinping’in konuşması geniş yankı yaptı. Herkes satır aralarından duymak istediğini seçti. Türk gazetelerindeki başlıklarda “gözdağı”, “meydan okuma” ifadeleri öne çıktı. “Çin’i ancak sosyalizm kurtarır” cümlesini tercih eden de vardı.

Çin’e yönelik eleştirilerin, suçlamaların içeriği eleştiriyi yapan kesimin “solculuğuna”, liberalliğine, milliyetçiliğine veya muhafazakârlığına göre değişiyor. Cumhuriyet gazetesi yazarı Ergin Yıldızoğlu yıl dönümünde kaleme aldığı “ÇKP 100 yaşında” başlıklı yazısında bütün bu eleştiri ve suçlamaları bir torbaya doldurmuş, adeta nefretini boşaltmış. Gazetenin ekonomi sayfasında bu konuda uzun bir yazı görünce heyecanlanmıştım. Yazının sonuna geldiğimde ciddi bir hayal kırıklığı yaşadım. Zira Yıldızoğlu’nun değerlendirmesini merak ediyordum, ancak Yıldızoğlu yorum yapmamış, resmen çeviri yapmış. ÇKP, The Economist dergisinin son sayısında kapak konusu; Yıldızoğlu da oradaki görüşleri, verileri toplamış, daha önce Batı basınında yer alan iddiaları da eklemiş “içini rahatlatmış”.

Yazının girişinde liberal ve liberal sol çevrelerin Çin’in “sosyalizmden kapitalizme döndüğü” görüşünü Batı’nın “hayranlık, kıskançlık ve korku” duyduğu teziyle aktarıyor. Sosyalistlere de “komünist partisi kavramıyla emperyalist kapitalist sistemin yeni lider adayıp kavramlarını bağdaştırmak kalmış. Fakat Yıldızoğlu’nun Çin’i emperyalist kapitalist sistemle nasıl bağdaştırdığını anlamak kolay değil. ÇKP’nin başarılarını The Economist dergisinin tezleriyle açıklıyor, ilki “muhalefeti acımasızca ezme cesareti”. Böyle iddiaları dile getirirken “acımasızca” gibi edebi ifadeleri sos olarak kullanmak klasik bir taktik, okuyucunun ruhunu okşuyor.

ABD KARŞITLIĞINDAN RAHATSIZ OLANLAR

Yıldızoğlu, “Planlama, özel sektör üzerinde denetim, yolsuzluklarla mücadele, bir tür ‘refah devleti’ ve toplumsal istikrardan oluşan bir başarı var karşımızda. Bu resim, ‘sol’da da ilgi, hatta hayranlık uyandırıyor. Çin’in, ABD’nin karşısına rakip güç olarak çıkması da bu resme ayrı bir, adeta, haz verici ton ekliyor.” diye yazmış.

Sureti haktan görünüp Amerika Birleşik Devletleri (ABD) karşıtlığına burun kıvırabilir, kervanına Yıldızoğlu da katılmış. Bir de ABD karşıtlığının en iyisini Humeyni’nin yaptığını ve tek başına değer olmadığını yazan kiralık akademisyenler var ki, onlar için yapacak bir şey yok.

Yıldızoğlu, “haklar ve özgürlüklerden” bahsederken kelimenin tam anlamıyla saçmalamış, daha önce dile getirilmiş, gerçeklerden uzak ne kadar iddia varsa bir paragrafa sığdırmış. Uygur konusuna bir cümleyle de olsa değinerek sözde milliyetçi kesimi de selamlamış. Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin adı geçmiyor ama Batı basınının “borçlandırma” senaryosunu da unutmamış.

Doğu’ya Batı’nın gözlüğüyle bakmak önemli bir sorun. Yıldızoğlu, Çin’e bakarken Batı’nın sadece gözlüğünü değil, ruhunu da almış. Yazıyı Londra’dan kaleme almasının etkisiyle olsa gerek.

Kamil Erdoğdu