Türkiye’ye gelip teslim olduktan sonra tutuklanarak cezaevine gönderilen ByLock’un lisans sahibi Keynes, ifadesinde, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra ByLock’un tamamen FETÖ için hazırlanmış bir program olduğu kanaatine vardığını ifade etti.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) vatandaşı olduktan sonra Alpaslan Demir olan ismini değiştiren ve Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) gizli haberleşme programı ByLock’un lisans sahibi olduğunu kabul eden David Keynes hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, FETÖ’nün yapısı ve örgüt mensuplarının gizli haberleşme için kullandığı ByLock programının özelliklerine değinildi.

Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hakkında “FETÖ’ye üye olmak” suçundan soruşturma yürütülen eski astsubay Cihan Arukan’ın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak verdiği ifadede şüpheli Keynes ile ilgili, “Lise mezuniyetinden sonra Ankara Polatlı’da bulunan Maltepe Dershanesi yurdunda kaldığı dönemde 1 yıl boyunca kendisiyle, belletmen olarak görev yapan ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencisi olarak bildiği Alparslan Demir’in ilgilendiği” beyanında bulunduğu aktarılan iddianamede, bu bilgiler üzerine soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

Şüpheli Alpaslan Demir’in Türk vatandaşıyken aynı zamanda Amerikan vatandaşlığına geçtiği, ismini David Keynes olarak değiştirdiği ve çift isimli çifte vatandaş olduğunun tespit edildiği anlatılan iddianamede, bu kişinin avukatı aracılığıyla başsavcılığa, “Türkiye’ye gelerek teslim olmak, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak bildiklerini anlatmak istediğine” yönelik dilekçe sunduğu, 9 Haziran’da ABD’den Türkiye’ye geldiği ve İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliği’nin 17 Aralık 2020 tarihli yakalama kararına istinaden İstanbul Havalimanı’nda aynı gün saat 10.20 sıralarında gözaltına alındığı belirtildi.

“ÖRGÜTLE İLGİLİ BİLGİLERİ HİKMET ÇETİNKAYA’YA ANLATINCA KARANTİNAYA ALINDI”

Keynes ile ilgili ihbar, beyan, ifade ve teşhis tutanaklarına yer verilen iddianamede, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının bir soruşturma dosyasında 18 Temmuz 2017’de beyanı alınan ve yaklaşık 26 yıl FETÖ yapısı içerisinde aktif olarak bulunduğunu belirten gizli tanık “Karadeniz”in ifadelerine de yer verildi.

İddianamede, gizli tanık Karadeniz, Keynes’in Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde okurken evlerde askeri okullara öğrenci yetiştirmekle görevli olduğunu anlatarak, 1996 yılına kadar Kara Harp Okulu’nda mahrem imamlık yapan sanığın okulunu bitiremeden psikolojik tedavi görmeye başladığı, çektiği sıkıntıların örgütün sözde abilerinden kaynaklandığını söylediğini aktardı.

Gizli Tanık Karadeniz, Keynes’in o dönem örgütü, örgüt içindeki sözde abileri ve askeriyede bildiği isimleri Cumhuriyet gazetesine gidip vermekle tehdit ettiğini anlatarak, sanığın örgüt aleyhine yazdığı yazılarla bilinen gazete yazarı Hikmet Çetinkaya ile görüştüğü, bildiklerinin bir kısmını aktardığı, Çetinkaya’nın köşesinde bunları yazması üzerine Keynes’in örgüt tarafından “karantinaya alındığı” vurgulandı.

Ahmet Hamdi Parlak ve ismini bilmediği birkaç kişinin Ankara Kurtuluş’taki bir evde Keynes’i sakladığını belirten gizli tanık, 28 Şubat postmodern darbe öncesi olduğu için örgütün tedirgin olduğu ve Keynes’in geniş maddi imkanlar sağlanması sonucunda örgütün normal bir “şakirdi” haline getirildiği kaydedildi.

“GÜLEN’LE GÖRÜŞTÜRDÜLER, SAKINCALI GÖRDÜKLERİ İÇİN AMERİKA’YA KAÇIRDILAR”

Gizli tanık Karadeniz, Keynes’in bunun üzerine 2000’li yıllarda Amerika’ya gönderildiği, burada David Keynes ismini aldığı, ByLock adıyla bilinen programın patent sahibi olduğunu medyadan öğrendiğini söyledi.

Ankara’daki başka bir soruşturmada müşteki olarak beyanı alınan Mehmet Candan da 15 askeri öğrenciye ilişkin vazife verilen Keynes’in Hikmet Çetinkaya’ya verdiği bilgilerin örgüt içinde travma yaşattığını anlatarak, bir intihar girişiminde de bulunan Keynes’in Murat Ceylan ile birlikte bu mesele için Altunizade’deki FEM Dershanesi’nin 5. katında terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen ile görüştürüldüğünü kaydetti.

Müşteki Candan, Gülen’in Keynes’e araba tahsis edilmesi ve burs verilmesi gibi çözümler üreteceğini söylediği, ancak örgütten başkaları karalama yaptığı için Keynes’e yardım edilmediğini ifade ederek Keynes’in tehditlerine devam etmesi üzerine sakıncalı olduğu düşünülerek Amerika’ya götürüldüğünü tahmin ettiğini vurguladı.

GAZETECİ İSMAİL SAYMAZ’IN KEYNES İLE RÖPORTAJI VE BUNUNLA İLGİLİ BEYANI

Çalıştığı gazete adına Ekim 2016’da Keynes ile röportaj yapan gazeteci İsmail Saymaz’ın da soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na 26 Ekim 2016’da “bilgi sahibi” olarak beyanda bulunduğu, belirtilen iddianamede Saymaz’ın, Keynes’in gazeteyi araması ve ByLock’un sahibi olduğunu söylemesi üzerine konuyla ilgilendiği, sahibi olduğuna ikna olduktan sonra onunla görüşmek için New York’a gittiği kaydedildi.

Keynes’in burada kendisine “terör örgütü ile bağlantılı ‘Tilki’ lakaplı bir kişinin Apple Store’da kendi kredi kartını kullanarak ByLock isimli programı kaydettirdiğini söylediği, programın kredi kartını kullandığı için kendi adına tescil edildiği, 600 bin kişi tarafından indirildiği, programı indirenlerin yüzde 90’ının cemaatle bağlantılı olduğunu söylediğini” aktardığı dile getirildi.

İsmail Saymaz’ın, sanık David Keynes’in ifadesiyle bu platformu örgütün haberleşme amacıyla kullandığını birinci ağızdan tespit ettiklerini söylediği, bu haberi yaparak Türkiye’de karanlıkta kalan bir noktayı aydınlattığı inancıyla hareket ettiklerini anlattığı belirtildi.

KEYNES, İFADE İÇİN DÖNEMİN BAŞSAVCI VEKİLİNİ ARADI

Sanıkla ilgili HTS analiz raporu, Bank Asya hesabı ve ByLock kullanımı bilgileri ile Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) ByLock ile ilgili teknik raporuna da yer verilen iddianamede, raporda, “yapılan inceleme sonucunda ByLock sertifikasının David Keynes adıyla oluşturulduğunun tespit edildiği” bilgisinin verildiğine dikkat çekildi.

İddianamede, sanık David Keynes’in 26 Ekim 2016 tarihli bir tutanağa göre, o dönem İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili olan İsmail Uçar’ın makamını aradığı, güvence verilmesi durumunda ByLock ile ilgili birtakım bilgiler vermek istediğini söylediği ve yapılan görüşmede röportajdakine benzer beyanlarda bulunduğunu söylediğini yer verildi.

Bu görüşmede Keynes’in “Bu programı FETÖ’cü terör örgütü mensuplarının kullanması benim bilgim haricidir. Alt tabakadan tanıdığım birkaç cemaatçi arkadaşım vardır. Programın medyada çok konuşuluyor olması ve kullananların örgüt üyeliğinden tutuklanması beni tedirgin etti. Amacım ne yürüyen soruşturmaları sulandırmaktır ne de örgüte yardımcı olmaktır. Adımın örgütle anılması beni rahatsız etti. Ne gerekiyorsa yapmaya hazırım.” şeklindeki ifadelerinin tutanak altına alındığı aktarıldı.

KEYNES: YAPIYA KIZIP GAZETECİ ÇEKİNKAYA’YA BİLGİ VERDİM

İddianamede, Keynes, 11 Haziran’daki ifadesinde 2002 yılına kadar Ankara Üniversitesinde okuduğunu, 2003 yılında Greencard çıktığı için Amerika’ya gittiğini anlatarak, “2003 yılında Long Beach Havalimanında ve 2005 yılında New York Havalimanında ‘bombacı’ olduğum tespiti ile hakkımda arama kayıtları olduğu ve sürekli karşıma çıktığı için 2012 yılında Amerikan vatandaşlığı alırken ismimi ve soy ismimi David Keynes olarak değiştirdim.” dedi.

Ankara’da okurken Gazi Üniversitesi televizyon veya elektronik teknik eğitim fakültesinden mezun, Mersinli, bir televizyonda genel yayın yönetmeni olduğunu bildiği Tarık Toros’un ev imamlığını yaptığı yapıya ait eve yerleştirildiğini ifade eden Keynes, Maltepe’deki bir dershane yurdunda belletmen olarak 3-4 ay görev yaptığını anlattı.

Bunun okulunun uzamasına ve kaydının silinmesine neden olması ve dershanelerine kaydını yapmamaları nedenleriyle örgüte kızıp o dönem Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Hikmet Çetinkaya ile görüşerek, “cemaat” adı altındaki yapının genel işleyişini ve bu yapı içerisinde bildiği “Ercan Kurt” isimli kişiyi anlattığını söyleyen Keynes, “Çetinkaya da bir köşe yazısında benim anlattıklarımı yazdı. 8 yılımı kaybetmiş olmam bende büyük bir çöküntü yarattığından, bir gün psikolojik bir boşlukta hap içmek suretiyle intihara teşebbüs ettim. Ancak hastanede yapılan müdahaleyle sağlığıma kavuştum. Ekim 2002’de Greencard geldi, arkadaşımdan 2 bin dolar borç alarak bilet aldım ve Seattle’a gittim. ABD’de bulunduğum sürede Hüseyin Şentürk’ün yanında kaldım. ” ifadelerini kullandı.

Keynes, arkadaş çevresinden Atalay Candelen isimli kişiyle tanıştığını dile getirerek, kendisine “Tilki” olarak hitap edilen Candelen’in Portland State Üniversitesi bilgisayar mühendisliği bölümünden 2006 yılında mezun olduğunu ve Türkiye’de bulunuyorken Amerika’da birlikte ev kiralayarak kalmak için anlaştıklarını söyledi.

“15 TEMMUZ’DAN SONRA BYLOCK’UN FETÖ İÇİN HAZIRLANMIŞ BİR PROGRAM OLDUĞU KANAATİNE VARDIM”

Candelen ile 2013’te 17-25 Aralık olaylarından önce Ataköy’deki evinde buluştuklarını aktaran Keynes, şunları kaydetti:

“Bana Slikon Vadisinde çalışmak için CV ekleyecek programlar hazırladığını, bu programları Apple markete yüklemek için internetten satın alması gerektiğini, ancak kendi kredi kartının yurt dışı harcamasına kapalı olduğunu ve kredi kartımdan 100 dolar kullanmak istediğini söyledi. Sonra nakit olarak verecekti. Ben de arkadaşım olması nedeniyle kredi kartı bilgilerimi verdim. Bu işlem için bir mail adresi olması gerektiğini söyledi. Ben kullanmış olduğum ‘david.keynes@pcc.edu’ uzantılı mail adresimi verdim. Daha sonra bu mail adresini ve kredi kartı bilgilerimi kullanarak Apple marketten söylediği program aracını satın aldı. Bu mail adresi işlemlerini Atalay kendi bilgisayarından halletti, şifreyi kendisi oluşturdu. Mart 2014’de Türkiye’de Atalay’ın evinde bir gün akşam buluştuğumuzda, ByLock isimli bir program hazırlayarak Apple markete yüklediğini söyledi ve o dönem içerisinde Amerika’da kullandığım hat bulunan telefonumu benden alarak Apple marketten bu programı indirdi ve telefonuma kurdu. Ben 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra ByLock programının tamamen FETÖ için hazırlanmış bir program olduğu kanaatine vardım. Zira gerek programın spesifik yapısı, gerek programın kullanışının pratik olmaması ve kullanıcı ekleme şekli, gerekse Atalay Candelen’in örgütle bağlantıları bunu göstermektedir. Bana göre Atalay’ın bu programı yazma ihtimali yüksektir.”