Karadeniz dün sıcak gelişmelere sahne oldu. Rusya; karasularını ihlal ettiği gerekçesiyle İngiltere’ye ait bir savaş gemisine uyarı ateşi açtığını duyurdu. İngiltere bu açıklamayı yalanladı. İki ülke arasındaki gerilimin, 10 gün önce toplanan NATO Zirvesi’nden hemen sonra yaşanması, zamanlama açısından manidar. İngiltere’nin, İsrail’le birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) iki stratejik ortağından biri olduğunu anımsamakta; ABD’nin ve onun işgal ve saldırı aygıtı olan NATO’nun, Rusya ve Çin’i hasım güçler olarak gördüğünü vurgulamakta yarar var.

Önce şunu hatırlayalım. NATO; Soğuk Savaş başladıktan hemen sonra kurulmuş bir örgüt. Savunma ve güvenlik boyutunun ötesinde, politik, ideolojik boyutu var. Öncelikleri arasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) kuşatılması, çevrelenmesi; Batı Almanya’nın jeopolitik hırslarının dizginlenmesi; Avrupa’nın istikrarı; İngiltere’nin Avrupa siyasetinde ağırlığının artırılması vardı Soğuk Savaş yıllarında. Dahası NATO; sadece hasımlara, düşmanlara yönelik olarak örgütlenmiş değildir. Asıl müttefikler üzerindeki ABD nüfuzunu artırmak, onların iç politikalarını, ekonomik politikalarını, bürokrasilerini, üniversitelerini şekillendirmek amacını taşır. Türkiye başta olmak üzere, NATO üyesi ülkelerde yaşanan darbelerde, darbe girişimlerinde, siyasal cinayetlerde, iç karışıklıklarda, sol hareketlerin engellenmesinde NATO’nun çok ciddi etkisi vardır.

NATO’NUN KARADENİZ’E YÖNELİK İLGİSİ

İngiltere’nin Karadeniz’e yönelik ilgisinin temelinde, ABD çıkarları olduğu biliniyor. Türkiye, Bulgaristan ve Romanya’nın NATO üyesi olmaları yetmezmiş gibi, ABD’nin ısrarla Ukrayna ve Gürcistan’ı da NATO üyesi yapmak istediği de malum. Bu durumun, dünyanın en istikrarlı ve güvenli denizlerinden biri olan Karadeniz’de gerilimi artıracağı da aşikâr. Çünkü ABD; Karadeniz’de kalıcı varlık gösterecek, üs sahibi olacak, sürekli olarak savaş gemisi dolaştıracak.

Karadeniz; Orta Asya, Kafkasya, Hazar havzası, Türkiye ve Rusya açısından çok önemli. Rusya’nın ve Türkiye’nin kuşatılması, enerji hatları, Türk Boğazları gibi önemli konu başlıklarından hangisini ele alırsak alalım, Karadeniz’in önemi dikkati çekiyor. Dahası, ABD; Karadeniz’de güç biriktirerek, Rusya’nın, enerji ihracı üzerinden Avrupa’da edindiği nüfuzu da kırmak istiyor. Örneğin ABD; Almanya’ya Rusya’dan aldığı Kuzey Akım 2 projesinden çıkması için çok baskı yaptı. Ama Almanya vazgeçmedi. Sonunda ABD; Almanya’nın tavrını kabul etti. Proje, Rusya’nın projesi olmanın ötesine geçip, Rusya’nın Avrupa’yla birlikte kotardığı bir projeye dönüştü adeta. Bu da ABD’yi çileden çıkardı ve ABD’nin baskısıyla Avrupa Parlamentosu, 2020 yılının sonunda imzalanan Çin-Avrupa Birliği (AB) yatırım anlaşmasını onaylamayacağını açıkladı.

Durum buyken yapılması gereken, ABD’yi bölgemizden mümkün olduğunca uzak tutmak. Orta Asya’ya, Kafkasya’ya, Karadeniz’e girmesini engellemek. Orta Doğu’dan bir an önce çıkması için, bölge ülkeleriyle iş birliği ve ittifakı güçlendirmek. ABD’nin, bir bölgede varlığı artınca, o bölgede huzurun kalmadığını, iç çatışmaların, komşu ülkeler arasındaki gerilimin tırmandığını hiç akıldan çıkarmamak. İngiltere’nin Karadeniz’deki varlığına itiraz etmek.

Barış Doster