Global Times / Ding Gang

Hiçbir zaman Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD), İsveç gibi bir “sosyalist demokratik” ülkeye dönüşeceğini hayal edemezdik. Ancak yakında güçlü sosyalist demokratik eğilime sahip bir ABD ile karşı karşıya kalacağız.

Birkaç ay önce bir makalede, salgın hafiflediğinde bütün ülkelerin sosyal güvenliğe daha fazla önem vereceğini söylemiştim. İnsanların geçim kaynaklarının iyileşmesi, özellikle tıbbı ve sağlık hizmetleri sistemlerinin düzelmesi uzunca bir süre küresel bir eğilim olacak.  Gelişmiş ülkeler arasında, ABD’deki düzenlemeler ve değişiklikler en fazla ilgiyi hak ediyor.

ABD yönetimi, koronavirüs salgınında ekonomiye destek için 1,9 trilyon dolarlık bir paket açıkladı. ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, Kongre’nin yasa tasarısını geçmesi durumunda gelecek yıl tam istihdama ulaşabileceğini söyledi. Senato Bütçe Komitesi Başkanı Senatör Bernie Sanders, yardım almada gelir eşiği kısıtlamaması olmasında ısrar etti. Bu plana göre, yıllık geliri 75 bin doları geçmeyen her Amerikalı bin 400 dolar teşvik çeki alabilecek.

Açıkçası, bu büyük kurtarma planının onaylanması sadece Amerikan halkının çıkarına değil, aynı zamanda hükümetin ekonomiyi ve sosyal güvenliği sağlaması ile düzeltmesinde önemli bir rol oynamasına olanak sağlayacak. Yakında açıklanacak yeni politikalarla, mevcut sağlık sigortası sisteminin düzeltilmesi bekleniyor.

SALGIN ABD’NİN POLİTİKA DÜZENLEME HIZINI ARTIRDI

ABD’nin, yakın zamanda Avrupa ülkeleri gibi müreffeh bir ülke ya da sosyalist demokrat bir ülke olacağını sanmıyorum. Ancak bütün işaretler ABD’nin muhtemelen direksiyonunu bu yöne çevireceğini gösteriyor. Salgın, ABD’nin yapısal değişiklikler getirmesi beklenen politika düzenleme hızını artırdı.

Senatör Sanders, Kasım 2015’te Georgetown Üniversitesinde bu politikaları da kapsayan demokratik sosyalizm konulu uzun planlı bir konuşma yaptı. Daha da önemlisi Sanders’ın sosyalist düşüncesi “Y kuşağı” ve “Z kuşağından” büyük destek gördü. Bunun için son yapılan ABD Başkanlık seçimi sırasında birçok seçmen ABD’deki bölünmeyi kapitalizm ve sosyalizm arasındaki çekişme olarak nitelendirdi.

10 yıldan fazla bir süre önce kısa bir makalede Çin’in Amerikalılaştırma niteliklerinden arındırılmasını fikrini önerdim. Doğrusunu isterseniz, neredeyse gelişmekte olan ülkelerin tamamı ekonomileri geliştiği için Amerikalılaştırmanın güçlükleriyle karşı karşıya bulunuyor.

Kısacası, piyasa ekonomisi altında, kapitalist güçler, sosyal sistemi ve insanların değerini kapsayan toplumun bütün cephelerinde güçlü bir etkiye sahip olmuşlardır. Gelişmekte olan ülkeler ekonomik kalkınmanın ilk safhasından itibaren sosyal eşitliğe büyük önem vermelidir. Bu ülkeler sosyal güvenliği, iş sigortası ve diğer ilgili sistemleri kurmalıdır, aksi takdirde sürdürülebilir kalkınma başarılamaz.    

KAPİTALİZMİN, SOSYALİZM KORKUSU TABİATINDAN GELİYOR

Şimdi ABD’nin kendisi “Amerikalılaştırma niteliklerinden arındırma” güçlükleriyle karşı karşıya bulunuyor. Covid-19 salgını, ABD’nin sosyal refah ve sağlık sistemlerinin kırılganlığını ortaya çıkardı. Bir yandan bu sistemlerde kurumsal sorunlar var, diğer yandan kırılganlık, ABD’nin daha iyi ikinci bir dağıtım sistemi inşa etme umursamazlığıyla ilgili.

ABD, kapitalist bir ülke. ABD toplumunun değerleri bireysellik, rekabet ve özgürlüktür. Özellikle, Cumhuriyetçileri destekleyen muhafazakâr gruplar herhangi bir Avrupa tarzı refah politikalarına şiddetle karşılar, çünkü bu tür politikalar doğrudan büyük bir hükümetin oluşturulmasına yol açacak. Onlar kesinlikle, bu tür bir sosyalist eğilime karşı umutsuzca mücadele verecek.

Kapitalizmin, sosyalizm korkusu tabiatından geliyor. Kapitalist güçler kolaylıkla ABD siyaset sahnesinden çekilmeyecek, özellikle salgının ortaya çıkmasından sonra. Wall Street açgözlü olacak.  Genişleme arayışı yoluyla servet birikimini daha da hızlandıracak. Mevcut ABD yönetimi ve dağıtım sistemleri, Wall Street’in sosyal eşitlik üzerinde sahip olacağı etkiyi dengelemede yetersiz. Bu yüzden gelecekte bu iki yön arasında daha da ciddi bir çatışma göreceğiz.