CGTN / Anne O. Krueger

Ekonomi iyi olduğunda yoksullar bundan başkalarından daha fazla faydalanır. Ama işler kötüye gittiğinde de en büyük zararı yoksullar görür. Bu özellikle yoksul ülkeleri ve bu ülkeler içindeki yoksulları en ağır şekilde etkileyen vuran Covid-19 vakası için doğrudur.

Bazı yoksul ülkeler salından önce de sorunlarını ağırlaştıran zorluklarla karşı karşıyaydı. Diğerleri makul düzeyde iyi idare ediyordu ama birden beklenmedik harcamalarla karşı karşıya kaldılar. Bu son gruba yapılan uluslararası yardım oldukça verimli olabilir. Ama zaten büyük sorunları olan ülkeler için finansal yardıma, eğer herhangi bir başarıya ulaşacaksa, ekonomik politika reformlarının eşlik etmesi zorunludur.

Kötü ekonomik politika çerçevesine sahip ağır borç yükü altındaki ülkeler arasında orta gelirli bir ülke olan Sri Lanka şu anda en büyük zorluk içindeki ülke olabilir. Ağır gıda. İlaç ve yatık kıtlığına neden olan hızla büyüyen bütçe açıkları ve döviz krizine rağmen Sri Lanka yetkilileri uzun zamandır, destek için Uluslararası Para Fonu (IMF) ile görüşmek yerine borçlarını ne pahasına olursa olsun ödeyeceklerinde ısrar ettiler.

COVID-19 TURİZM GELİRLERİNİ HIZLA DÜŞÜRDÜ

Sri Lanka’nın politikasındaki bozulmalar Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaksa’nın yeni hükümetinin, harcamalarda denk bir indirim yapmadan büyük bir vergi indirimini hayata geçirdiği 2019’da başladı. Geçen yıl yabancı döviz girişleri kıtlaşınca, tarım ilaçları ve gübre ithalatı yasaklandı ve hasat azaldı. Covid-19 turizm gelirlerini hızla düşürdü ve temel ithalat fiyatlarını artırdı bu da kritik arz kıtlıklarına ve büyük ölçekli sokak gösterilerine yol açtı. Koşullar bu ay başında Sri Lanka’nın sonunda borç ödemelerini askıya aldığı ve IMF’ye yanaşmak sorunda kaldığı bir noktaya kadar kötüleşti.

Sri Lanka birçok başka büyük borçlu ülke gibi, mevcut kriz geçtikten sonra bazı yeni borçlar altında ekonominin basitçe çökmemesini sağlamak için borçların yeniden yapılandırılması ve politika reformlarına ihtiyaç duyuyor. Uluslararası toplum borç yeniden yapılandırmaları ile olay bazında değerlendirerek ilgileniyor. Paris Kulübü aracılığıyla iş birliği yapan kredi veren devletler IMF’nin politika reform çerçevesini takip etti ve yoksul borçlu ülkelere ekonomik performanslarını iyileştirmeleri ve yeniden yapılandırma yoluyla borç sürdürülebilirliğini başarmaları için uygulanabilin yol haritaları sağladı. Bu yaklaşım sağlam ama doğaçlama yapısı onu eksik kılıyor.

Bu yüzyılın başındaki Ağır Borçlu Yoksul Ülkeler Girişimi’nden (HIPC) sonra deneyim borç yeniden yapılandırılmasının neden kararlı bir reform programı koşuluna bağlanmasının zorunlu olduğunu gösteriyor. HIPC bir ülke üzerinde anlaşmaya varılan reform programını enaz bir yıl uyguladıktan sonra ikili ve çok taraflı kredi verenlere olan kamu borçlarının silinmesine izin verdi. Eğer borçlu ülkenin programın hedeflerine ulaşma konusunda “yerli ilerleme” sağladığı kararı verilirse, başka bir koşulun karşılanmasına gerek kalmıyor.

TARAFLI KURULUŞLARIN REFORMA İHTİYACI VAR

İlk HIPC ülkeleri arasında salgından önce yeniden ağır borç alan ülkeler vardı. Örneğin, 2001-05 ve 2015-08’de HIPC yardımı almasına rağmen Gana’nın mevcut borcunun Gayri Safi Milli Hasıla’ya (GSMH) oranı yüzde 62. İleriye baktığımızda, borç baskılarını ele almaya yönelik enformel çabalar muhtemelen geçmişten daha külfetli olacak ve zaman kaybına neden olacak, çünkü devletlere verilen krediler arttı -hem mutlak hem de toplam borçlara oranı bakımından- ve şimdi çok daha fazla kredi veren ülke var. Özellikle Çin Paris Kulübü dışındaki büyük bir kredi veren olarak ortayı çıktı.

Sri Lanka’nın durumunda ödemesi gelen borçlarının yüzde 20’inin Çin ve Hindistan’a olduğu tahmin ediliyor ve bunlardan hiçbiri Paris Kulübü üyesi değil (Hindistan gözlemci üye olsa da). Bu iki büyük kredi verenin katılımı olmadan bütün devlet ve özel kredi verenler kendilerine olan borçları azaltmaya karar verdiklerinde büyük bir riske girerler. Onlar maddi kayıplara uğrarken, Hindistan ile Çin borçlarının tamamının uluslararası toplumun borç verdiği fonlardan ödenmesi için ısrar edebilir.

Bu kolektif hareket sorununu çözmek için, bütün kredi veren ülkelerin (Çin dâhil) borçlu ülkede hem ekonomik performansın iyileştirilmesini hem de gelecekteki borç sürdürülebilirliğini sağlayacak bir düzenleme üzerinde anlaşmak için bir araya gelmesi gerekir. Bunun IMF ile iş birliği içinde yapılması gerekir. Uluslararası finans mimarisi her zaman bu tür düzenlemeleri yapacak bir mekanizmadan yoksun olmuştur. Ama geçmişte özel kredi verenler ve Paris Kulübü içindekiler bir araya gelip (bir IMF programı bağlamında) bir yeniden yapılandırma konusunda anlaşabildiler. Ama bu artık geçerli değil. Birçok ülke acil finansal kaynak ve borç yeniden yapılandırması ihtiyacı içinde iken, bütün büyük kredi veren ülkelerin, IMF reform programları ile yakın koordinasyon içinde borç yeniden yapılandırmalarını yönetmek izin yeni bir mekanizmayı kurmak için acilen bir araya gelmeleri gerekiyor. Böyle bir anlaşma borçlu ülkelere, borç veren ülkelere ve dünya ekonomisine faydalı olacaktır.

Evet, uluslararası toplumun yapması gereken çok şey var. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) gibi çok taraflı kuruluşların da acilen reforma ihtiyacı var. Ama borç yeniden yapılandırma için iyi işleyen bir uluslararası mekanizma açık ara en acil ihtiyaç. Bunun uluslararası gündemin irinci sırasında olması gerekir.