Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Irak’ı işgalinin mimarlarından olan eski Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, 2002 yılındaki bir basın toplantısında, Irak’ın kitlesel imha silahlarına sahip olduğuna dair delil bulunup bulunmadığı kendisine sorulduğunda, literatüre geçecek yanıtlar vermişti:

“Hepimizin bildiği gibi, bilindiği bilinenler var; bazı şeyler var ki bildiğimizi biliyoruz. Bununla birlikte, bazı bilinmediği bilinenler olduğunu da biliyoruz. Bir başka deyişle, bilmediğimiz bazı şeyler olduğunu biliyoruz. Bir de bilinmeyen bilinmeyenler var. Bilmediğimizi bilmediğimiz şeyler bunlar…’’

Rumsfeld’in bu ifadeleri yaklaşık 20 yıldır alay konusu… Ancak ABD’nin hiçbir meşru dayanak olmaksızın Irak’ı işgal ettiği, Orta Doğu’da yol açtığı trajedinin hâlâ devam ettiği de herkesin malumu.

BIDEN VE EKİBİ TRUMP’UN YOLUNU İZLİYOR

Eski ABD Başkanı Donald Trump ile Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun yeni tip koronavirüsün laboratuvardan sızdığını iddia etmesi tüm dünyada tartışmalara yol açmıştı. Çin, bu iddianın doğru olmadığını açıklamış, ancak ilgili araştırmaların yapılmasına da destek vermişti. Bu bağlamda, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) uzmanları Wuhan’a gelmiş ve Çinli meslektaşlarıyla birlikte incelemelerde bulunmuştu. Uzmanlar, incelemelerin ardından yayımladıkları raporla uluslararası kamuoyunu bilgilendirmişti.

Tüm bunlara ilave olarak, Çinli uzmanlar, bir süre önce yeni bir rapor yayımladı. BioRxiv’de yayımlanan rapor, virüsün laboratuvardan çıktığı iddiasını bir kez daha reddetti.

Wuhan Viroloji Enstitüsü (WIV) ile Çin Bilimler Akademisi’nden uzmanlar, yarasalarda tespit edilen SARSr-CoV virüsünün, hayvan konakçılarda seleksiyon veya rekombinasyon geçirmek suretiyle yeni bir konakçıya uyum sağladıktan sonra insanlara sıçramadan önce yeni türlere yayılmış olabileceğini belirtti. Raporda, yarasa ve pangolinlerin en muhtemel taşıyıcılar olduklarına işaret edildi.

Bir Çinli uzman basına yaptığı açıklamada, “Virüsün bir laboratuvardan geldiğini söylediğimizde, ya virüsün veya ona çok benzer bir virüsün laboratuvardan sızdığına ya da virüsün insan eliyle laboratuvarda üretildiğine işaret ediyoruz. Ancak, şu ana kadarki bilimsel araştırmalar her iki ihtimali de çürütüyor.” ifadelerini kullandı. Bu Çinli uzmana göre, en muhtemel süreç, yarasadaki koronavirüsün insanları enfekte etmeden evvel on yıllar içinde doğada mutasyona uğramış olabileceği şeklinde.

Dünya Sağlık Asamblesi’nin başlamasına çok az bir süre kala The Wall Street Journal’da yer verilen makalede, ABD’nin bir istihbarat raporuna göre, WIV’den üç araştırmacının Kasım 2019’da hasta olduğu ve Covid-19 benzeri semptomlar gösterdiği iddia edildi.

Ancak, WIV Ulusal Biyogüvenlik Laboratuvarı Direktörü Yuan Zhiming, söz konusu iddiayı anında yalanladı.

VİRÜSÜN SİYASALLAŞMASINA BİLİM İNSANLARI DA ALET OLUYOR

Şurası açıklık kazanıyor: Çinli araştırmacılar virüsün kaynağına dair araştırmaların neticelerini dünyaya sunmayı sürdürürken, Çin hâlâ Washington’ın mesnetsiz ithamlarıyla muhatap olmak zorunda kalıyor. Bunun ardında iyi niyet aramanın hiçbir mantığı yok, zira Çin’in zaten DSÖ’yü Wuhan’da araştırmalar yapmaya davet ettiğini, uzmanların meşhur WIV laboratuvarında incelemeler yaptığını ve yayımlanan raporda, yeni tip koronavirüsün bir laboratuvardan sızmış olabileceği iddiasının “son derece ihtimal dışı” olduğunun belirtildiğini ABD yönetiminin bilmemesi mümkün mü? Gayet tabii, tüm bunları biliyorlar; fakat “çamur at izi kalsın” diyerek aynı iddiaları tekrar tekrar gündeme getirmeye çalışıyorlar.

Çinli uzmanlar, koronavirüsün kaynağını tespit etmenin bilimsel bir mesele olduğunu yaklaşık 1,5 yıldır yineliyor. Ancak hazin olan şu ki, farklı ülkelerdeki bazı bilim insanları bu yönde çelişkili görüşler ortaya koymaya başlıyor.

Trump-Pompeo ikilisi, virüsün Çin’deki bir laboratuvardan sızdığı iddiasını dillendirirken, Beyaz Saray korona ekibinin lideri Anthony Fauci, bilimsel bir tavır sergileyerek, bu yönde hiçbir bilimsel kanıt bulunmadığını vurgulamıştı. Fauci’nin yaklaşımı, ABD’de hâlâ aklıselim sahibi kişilerin bulunduğu, koca bir ülkenin dedikoduların peşine takılmayacağı konularında dünyaya umut vermişti.

Aynı Fauci, geçen hafta, bilimsel yaklaşımı terk edip, yeni tip koronavirüsün doğal şekilde ortaya çıktığına hâlâ ikna olmadığını dile getirerek tüm dünyayı şaşırttı.

Görünen o ki, ABD Başkanı Joe Biden, kendine “bilinmeyen bilinmeyenler” yaratarak, virüsü siyasallaştırmaya ve kamuoyunu manipüle etmeye çalışıyor, bunu yaparken de bilim insanlarını kullanıyor.