CGTN / Elizabeth Drew

Başkan Joe Biden’ın Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Afganistan’dan çekilmesi için karşılaştığı kınamayı hak edip etmediği açık değil. Bu özellikle diğer Amerikan savaşlarının bitirilmeleri ve neredeyse imkânsız bir durumla karşılaştığı dikkate alındığında doğru. Özellikle, Kabil Havaalanı daha yeni Taliban kontrolüne girmiş milyonluk bir kentin ortasındayken.

Paniklemiş Afganların C-17 nakliye uçaklarına tırmandığı sahnelerin tekrar tekrar gösterilmesinde yaşanan dramatik sahneler, sonraki 17 günde uçakların sorunsuz kalkışlarında artık görülmedi ama yine de haber programları bu karmaşık görüntüleri yeniden göstermeye devam etti ve Biden’ı ümitsiz olduğu şeklinde bir algı yarattı. Ancak 120 bin kadar insan -ABD müttefiklerinin askerlerinin yanı sıra ABD’nin davasına yardım eden Afganlar da dâhil- Kabil’den uçakla tahliye edildi ve bu bir lojistik zaferdir. 

Biden tahliyeyi daha önce belirlediği 31 Ağustos’ta tamamlamayı kararlaştırdığı için bazıları ayrılmaya hazır olmayan, bazıları kabil havaalanına ulaşamayan birkaç yüz Amerikalının yanı sıra ABD ile çalışan yüzlerce Afgan geride bırakıldı. (O tarihten bu yana bunların küçük bir bölümü tahliye edildi.) Ancak Biden sadece kötü tercihlerle karşı karşıyaydı. Amerika’nın Afganistan’daki varlığını uzatsaydı, ABD ve müttefik askerleri, özellikle intihar saldırıları kampanyası başlatan ölümcül İslam Devleti’nin (IŞİD) kollarının yarattığı daha fazla riskle karşı karşıya kalırdı.

BIDEN KARARLARININ DOĞRULUĞUNA İNANIYOR

Afganistan’dan çekilme Biden’ın yönettiği hükümetin doğası ve hükümeti nasıl yönettiği ile ilgili birçok şeyi açığa çıkardı. Afganistan’dan çekilmek isteyen Donald Trump, Biden’ı Taliban ile uygulamaz bir anlaşma ile karşı karşıya bıraksa da Biden’ın çekilme ile ilgili kararları çoğunlukla, el Kaide Afganistan’dan çıkarıldıktan ve Usame Bin Ladin öldürüldükten sonra Amerika’nın stratejik ihtiyaçlarının karşılandığı şeklindeki uzun süredir taşıdığı inançla desteklendi

Biden kararlarının doğruluğuna derinden inansa da Afgan hükümetinin kısa zaman içinde düşmeyeceği gibi olumlu tahminlerle kendisine sıkıntı yarattı. Bu tahminlerin gerçekçi olmadığı kanıtlanınca, biden savunmacı hatta kavgacı bir tutum takındı ve bu da iyi adam imajını çökertti. Biden’ın Afgan politikasını belirlemekte rol oynamış olabilecek başka bir faktör başkanın savunma ve dış politika ekipleri ile iç politika siyasi danışmanları arasındaki çarpıcı farktı. İç politika danışmanları eski belediye başkanları, valiler, kongre üyeleri ve en az bir şirket yöneticisinden oluşuyor, bunlar bağımsız tutuma sahip insanlar.

Tatlı dilli Dışişleri Bakanı Antony Blinken sadık, uzun zamandır Biden’ın danışmanlığını yapan biri. Ulusal Güvenlik Danışmanı, genç görünümlü 44 yaşındaki Jake Sullivan, Biden başkan yardımcısıyken ulusal güvenlik danışmanıydı. Biden sık sık, danışmanları ile aynı fikirde olmasından kararlarının dirayetinin onaylanması olarak bahseder ama insan Biden’ın danışmanlarına hangi öneriyi istediğini önceden belirttiği izlenimi ediniyor.

CUMHURİYETÇİLER HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADI

Savunma Bakanı Lloyd Austin bir bağımsızlık ve ağırbaşlılık havası yayıyor. Austin, eski bir dört yıldızlı Amerikan generali için neredeyse doğal olan bir otorite ile, dikkatli ve yavaş yavaş konuşuyor. Rol yapmadan güven veriyor ve fikirlerine sıkı sıkıya bağlı duruyor. Bir senatör onun için, “Onunla poker oynamak istemezdim.” demişti.  Austin, başkanın ölen oğlu Beau ile yakın iş birliği içinde çalıştığı Irak’taki Amerikan askerlerini çekmeyi başardı, bu iki özellik de hiç şüphesiz başkan nezdinde onun için iyi bir puan. (Biden’ın Beau’dan, bazen gerçekten garip zamanlarda, sürekli ve ağlamaklı bir şekilde bahsetmesi yakın müttefiklerinden bazılarını endişelendirmeye başladı.)

Biden’a saldırmak için etkili araçlar arayışlarında hayal kırıklığına uğrayan Cumhuriyetçiler, Amerika’nın 20 yıllık Afgan savaşını sona erdirme kararı çok yaygın biçimde desteklenmesine rağmen, Afganistan’dan kargaşa içinde çekilmenin sunduğu fırsatı kaçırmadı. ABD seçmenleri nezdindeki bu tutarsızlığa rağmen, Biden’ın onaylanma oranı göreve başladığından bu yana ilk kez yüzde 50’nin altına düştü. Esen rüzgâra göre tavır alan bazı Demokratlar bile Biden ve ekibine acayip sorular sormayı planlıyorlar. Ama Biden kesin olarak suçlanacak ne yaptı? Yönetimi geniş biçimde, tahliyeyi planlamamakla suçlandı fakat Virginia’dan Demokrat Senatör ve Senato Dışişleri Komisyonu üyesi ve Beyaz Saray’la çok ilişkileri olan Tim Kaine bana “(Yönetimin) bir planı vardı. Ancak bunu bu kadar hızlı uygulamayı beklemiyorlardı.” dedi.

Biden yönetimi şimdiye kadarki yönetimlerden daha az kinci ve güvenilmez olsa da Afgan ordusunun kalitesini değerlendirmeleri çok farklı olan ordu ile istihbarat liderlerinin geleneğini takip etti. Afgan ordusunu eğitmek ve donatmak için 83 milyar dolar harcayan ABD ordusu, çabalarını bir başarı olarak görme eğilimindeydi. İstihbarat kurumları ise daha şüpheciydi. Kaine, “yıllardır Afgan ordusu hakkında çelişkili değerlendirmeler duyduk.” dedi.

BIDEN YÖNETİMİ TARTIŞMALARI AFGANİSTAN DIŞINDAKİ KONULARA ÇEKMEYE ÇALIŞIYOR

Önceki ABD başkanları kamuoyuna Amerika’nın Afganistan’daki çabalarının parlak yüzünü gösterme eğiliminde oldular. Washington Post gazetesi 2019’da çığır açan bir yazı dizisinde başkanlar George W. Bush, Barack Obama ve Trump’ın ülkeye, Afganistan’daki savaşın ne kadar iyi gittiği gibi yalanlar söylediğini ortaya döktü. Dolayısıyla, birçok Amerikalı, Taliban Kabil’e girmeye başladığında Afgan ordusunun aniden çöküşüne ya da eski Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin ülkeden kaçışına hazır değildi.

Savunma Bakanlığı yetkilileri Afgan ordusunun 11 güç içinde çökeceği konusunda kimsenin kendilerini uyarmadığında ısrar etti ama bu bir istihbarat başarısızlığı olmasının yanı sıra bir tasarımlama başarısızlığı da olabilir. Her halde, istihbarat vardır ve ardından istihbaratın nasıl yorumlandığı gelir. Örneğin, Bush yönetimi el Kaide’nin ABD’ye hatta Dünya Ticaret Merkezi’ne saldırmayı planladığı konusunda somut kanıtlar aldı. Ama önde gelen yetkililer bu uyarılı ellerinin tersiyle bir kenara itti. ABD hükümetinin elinde olan aynı istihbarata göre hareket eden Fransa, Afganistan’daki birliklerini 2014’te çekmeye başladı.

Sarsılan Biden yönetimi şimdi iç sorunlara yönelerek tartışmaları Afganistan’dan başka konulara çekmeye çalışıyor. Ama Afganistan’la ilgili kararlarının sonuçlarından kendisini kurtarmak, ne kadar mazereti olursa olsun, yönetimin düşündüğünden daha uzun sürecek.