Çinli yönetmen Jia Zhangke’nin en son yapıtı, “Deniz Mavileşene Dek Yüzmek” (Swimming out till the Sea Turns Blue / Yi Zhi You Dao Hai Shui Bian Lan) 25 Eylül’de Çin genelindeki sinema salonlarında gösterime girdi.

Belgeselin çekim süreci sorulduğunda Çin’in uluslararası arenadaki en tanınmış yönetmenlerinden Jia’nın gözlerindeki ışıltı dikkat çekiyor.

Jia, “Uzun zamandır aklımda bir fikir vardı. 2006 ve 2007 yıllarında ressam Liu Xiaodong ve moda tasarımcısı Ma Ke hakkında belgeseller hazırladıktan sonra, sanatçılar hakkında bir üçleme yaratma fikri ilgimi çekti.” diyor.

Asıl planı, bir mimarın hayatını takip etmekti, ancak işler istediği gibi gitmedi.

Jia, aynı zamanda hemşehrisi olan ünlü bir romancının hikâyesini yakından öğrendikten sonra odağını edebiyata çevirdi. Memleketi Shanxi eyaletindeki Fenyang şehrine bağlı Jiajiazhuang köyünün çağdaş Çin edebiyatıyla yakın bağlarını keşfetmek amacıyla yaz aylarını orada geçirmeye başladı.

2004 yılında vefat eden Shanxili yazar Ma Feng, kırsal kesimdeki hayattan esinlenerek çok sayıda etkileyici yapıt ortaya koydu.

Jia Zhangke’nin son belgeselinde yazarın hayatı kızının aktardıkları üzerinden anlatılıyor.

18 bölümden oluşan belgeselde ayrıca 1950’li, 1960’lı ve 1970’li yıllardaki aydınları temsil eden en saygın yazarlardan Jia Pingwa, Yu Hua ve Liang Hong ile röportajlar da yer alıyor.

Jia Zhangke, “Sanatçılar, yaratıcı çalışmalarıyla Çin’deki toplumsal değişimi gözlemlemek için farklı bakış açılarına başvuruyor. Gözlemlerini, yurt içinde ve yurt dışında daha geniş izleyici kitlelerine ulaştırmak için daha popüler bir mecra olan sinema aracılığıyla paylaşmak istedim.” diyor.

Çekimler, yönetmenin beklediğinden daha iyi geçti. Ekip, Jiajiazhuang’ın yanı sıra Jia Pingwa ve Yu Hua gibi yazarların memleketleri olan Shaanxi ve Zhejiang eyaletlerinde de çekimler yaptı.

“Çoğu yazarın, öyküsünü kalemiyle anlatmayı tercih ettiği için kamera önünde utangaç olacağını düşünürdüm” diyen Jia Zhangke, birlikte çalıştıkları yazarların kameraya kısa sürede alışarak, kişisel hatıralarını rahat bir şekilde paylaştıklarını söyledi.

1952 yılında Shaanxi eyaletinde doğan Jia Pingwa, Çin’in kırsal kesimindeki değişiklikleri yansıtan romanlar yazdı. Jia’nın bazı eserleri İngilizce, Fransızca ve Almanca dâhil olmak üzere birçok dile çevrilerek uluslararası tanınırlık kazandı.

Jia Pingwa’nın aktardığı bir olay belgeseldeki dikkat çekici konulara bir örnek: ‘‘1960’larda kitap kıtlığı nedeniyle bir akrabamın evinden Qing Hanedanı (1644-1911) dönemi klasiği olan Kızıl Konak Rüyası’nın iki cildini birden çaldım. Kitapları geri verdiğimde akrabalarım beni epey azarladı.’’

İlginç bir tezat oluşturan romancı Yu Hua ise mizahi anlatımıyla keyifli anlar yaşatıyor.

Bir dönem Zhejiang eyaletinin küçük bir kasabası olan Haiyan’da “depresif” bir diş hekimi olarak çalışan Yu Hua, asıl tutkusu olan edebiyatla profesyonel ilişkisini 1980’lerin başındaki bir hadise sayesinde tesis etti.

Yu Hua, bir gün Beijing’deki prestijli bir dergiden hayatındaki ilk davetiyesini aldı. Davetiyede Yu Hua, romanının ‘‘negatif’’ bitişini revize etmek için başkente davet ediliyordu. Yazarın neredeyse tüm metinleri daha önce reddedilmişti.

Yu Hua, Beijing’de bir ay kalarak birçok turistik yeri ziyaret etti ve o dönem Çin’de yaklaşık 30 yuan olan ortalama aylık gelirin neredeyse 3 katı bir kazançla, 80 yuan (12 $) ile eve dönüş yolunu tuttu.

Tren yolculuğu sırasında bir duraktan babasına hediye olarak kızarmış tavuk satın alan Yu Hua, bunu alaycı bir şekilde “kendini ilk kez zengin hissettiği zaman” olarak anlatıyor.

2002 yılında James Joyce Vakfı Ödülü’nü kazanan ilk Çinli yazar olan Yu Hua, ülkenin uluslararası alanda en çok tanınan yazarları arasında.

Eserlerinin 40’tan fazla dile çevrilmesine ve büyük bir şöhret kazanmasına rağmen Yu Hua, 1980’li yıllarda Beijing’de geçirdiği bir ayı hayatının en görkemli zamanı olarak anlatıyor.

Belgeseldeki üçüncü yazar, Renmin Üniversitesi’nden Çin Edebiyatı Profesörü Liang Hong, iki kurgusal olmayan kitabıyla tanınıyor. Göç eden aileleri tarafından ‘‘geride bırakılan’’ çocukların öyküsünü konu alan “China in One Village” (2010) ve yaşlı nüfusun hayatının anlatıldığı “Leaving Liang Village” (2013) ile Çin’in kırsal kesimindeki benzersiz değişimin tahlilini yapan yazar, modern toplumun kritik meselelerini edebi bir dille masaya yatırıyor.

“Jia Zhangke, en sevdiğim yönetmenlerden biri. Filmlerinin çoğunu defalarca izledim” diyen Liang, Jia’nın ilk yönetmenlik denemesi Xiao Wu’yu (1998) lisans derslerinde öğrencilerin “şiirsel bir hayal gücü” oluşturmaları için de kullandığını belirtiyor.

Çin’deki hızlı kentleşmeyle birlikte köylerin de hızla değiştiğine dikkat çeken Liang, belgeselin köylerin kalkınmada oynadığı rolü vurguladığına da dikkat çekiyor.

Belgeselin dünya prömiyeri geçen yılın başlarında 70. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde yapıldı. Belgesel, ABD’de de sınırlı salonlarda gösterime girdi.

Jia Zhangke, filmin 10’dan fazla ülkede vizyona gireceğini, ancak COVID-19 salgını nedeniyle dağıtımcı sayısının azaldığını dile getirdi.

Salgın öncesinde sıklıkla farklı ülkeleri ziyaret eden 51 yaşındaki yönetmen, “İki yıldır Çin’den ayrılmadım. Arada bir ‘acaba eski günlere dönebilecek miyiz?’ diye düşünüyorum. Cevabı hâlâ muğlak ve karmaşık.” diyor.