China Daily / Li Yang

Fukushima Nükleer Santrali’nde 2011’deki depremin tetiklediği bir tsunamiden sonra reaktörün çekirdeğinin erimesinden sonra biriken radyoaktif suyun miktarı çok büyük olacak.

Japonya suyu uzun süre depolamak ya da çevreye etkilerini en aza indirmek için Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) 1979’daki kazadan sonra yaptığı gibi Three Mile Adası’ndaki nükleer santralindeki erimeden sonra buharlaşmasını sağlamak için daha fazla tank inşa edebilir. Ama Japon hükümeti, hiçbir üçüncü tarafın denetimi ya da uluslararası örgütün yetkilendirmesi olmadan ve komşularından hiçbirine danışmadan Fukushima Santrali’ndeki radyoaktif atık suyu denize boşaltacağını açıkladı.

Su denize boşaltıldıktan sonra dünya ne olduğunu bilmeyecek ve ancak zaman bize sonuçların ne olacağını söyleyecek.

Tokyo Elektrik Enerjisi Şirketi’nin sık sık gerçeği gizlediği ya da durumun ciddiyetini azalttığını dikkate alırsak, Japon halkı ve uluslararası toplumun onun profesyonelliğine ve atık suyun işlendikten sonra “içilebilir” olduğu iddiasının samimiyetini sorgulaması haklıdır.

Farklı ülkelerden birçok uzman, şirket radyoaktif trityum yoğunlaşmasını Japonya’nın “ulusal standardının” altına indirdikten sonra bile, suda diğer tür radyoaktif maddelerin uzun süre, hatta binlerce yıl var olmaya devam edeceğini belirterek, şüphelerini belirtti.

Sadece ABD, suyla ilgili çabalarının açık ve şeffaf olduğunu söyleyerek Japonya’nın hareketini destekledi. ABD’nin nezaketini geri ödemek için Japonya’nın ABD’nin Hint-Pasifik’teki gelecekteki jeopolitik oyunlarına destek vereceği tahmin edilebilir.

Bu haliyle, tehlikeli sonuçlardan kaçınmak için, Uluslararası Atom Enerji Kurumu ile deniz çevresi ve kamu sağlığı ile ilgili diğer uluslararası kurumların Japonya hükümetinin kararının uygulanabilirliğini değerlendirmek için farklı ülkelerden uzmanlardan oluşan bir ortak çalışma ekibi kurması ve suyla en güvenli biçimde ilgilenilmesini sağlamak için bütün gerekli önlemleri alması gerekir.