CGTN / Hannan Hussain

Geçen hafta perşembe günü İsrail’in dördüncü seçiminin nihai sonuçları ülkedeki siyasi çıkmazın devam ettiğini teyit etti. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun lideri olduğu sağcı Likud Partisi ve müttefikleri 61 sandalyeli mecliste, meclis çoğunluğunu neredeyse çift haneyle kaçırırken, Netanyahu karşıtı partilerin kümesi ise çoğunluğu az bir farkla kaçırdılar.

Her iki taraftan liderler, zorlu koalisyon görüşmelerini yürütmek için parti çizgilerinin ötesine geçmeye hazırlanırken, mevcut siyasi çıkmazın İsrail için dış politikada yüksek risk taşıdığına dikkat çekmek önemli. Bir iktidar koalisyonunun yokluğu, İsrail’i, mevcut Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-İran nükleer anlaşmasına uymanın desteklenmesini protesto etmede birlik olmaktan mahrum bırakıyor.

İran’ın nükleer anlaşmasıyla ilgili Ortak Kapsamlı Eylem Planı’nda (JCPOA), diplomatik pozisyonlar hassas bir aşamaya giriyor. İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, yanlış yorumlanan bir anlatıyı tekrardan analiz etti; hem İran hem de ABD, “ilk” adımı atmanın yokluğu nedeniyle JCPOA’ya uyma konusunda başarısız oldu. Washington yönetimindeki ruh hali, İran ile nükleer görüşmeler konusunda rutin suçlama oyunlarına ciddi biçimde başvurmayı ilave etmektir ki, bu İran’ın nükleer elçisi ve Birleşmiş Milletler (BM) nükleer gözlemcisinin de paylaştığı ortak bir duygudur.

Bu tür dönüşüm anlatıları ve artan uluslararası destek, İsrail’de seçim sonrası JCPOA’ya muhalefette bir çatlağı ortaya koyuyor; Netanyahu’nun rakiplerinin çoğu İsrail’in hareket tarzı konusunda rakip bakış açılarını temsil ediyor. Örneğin muhalefetin lideri Yair Lapid, güçlü bir gözetimin hakim olduğu “bir anlaşmayı” destekliyor. Şu anda Netanyahu’nun altı sandalyeli koalisyonunun güçlendirilmesini reddeden Gideon Saar da Washington yönetimine zorlayıcı diplomasi yoluyla baskı yapmanın sınırlarının farkında. Saar, bunun yerine, Washington ile Netanyahu’nun eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde olduğundan daha yapıcı görünerek, İsrail’in JCPOA’ya muhalefetini satmak istiyor.

Her bir pozisyonun gizli tuzaklarına bakmaksızın, Netanyahu’nun rakipleri Washington’ın Tahran ile bağımsız mesajlaşmasına engel olmamak konusunda temkinli davranmaya devam ediyor. Likud lideri Netanyahu bunu değiştirmek isteyebilir, ancak ilk önce haftalar içinde bir koalisyon kurması gerekiyor. Bu, sağcı Yamina Partisi’nin ve İslamcı Raam’ın bağlılığını kazanması ve onların on bir sandalyesini pek mümkün görünmeyen ittifaka katması anlamına geliyor.

İSRAİL’İN SEÇİM SONRASI ÇIKMAZI

Muhalefetin lideri Lapid, ani ilerlemeyi engelliyor ve benzer sonuca bakıyor. İsrail’in döngüsel çıkmasının zamanlaması aynı zamanda ABD destekli Filistin’in “yeniden konumlanmasına” olanak sağlıyor. Haftalardır Netanyahu ve rakipleri enerjilerini, seçim kampanyasından koalisyonların parçalanmasına kadar içerde her şeye odaklanmaya harcadılar. Aynı meşgale bugün belirsiz bir iktidar koalisyonu şeklinde sürmeye devam ediyor. Netanyahu’nun kendi partisi çok endişeli görünüyor. “Değişim bloku, demokratik olmayan bir blok için aklanmış ifadedir.” diyen Likud Partisi, gelecek haftalarda muhtemel bir muhalefet blokunun ortaya çıkmasına göndermede bulunuyor.

İçerideki katılaşmanın sonucu olarak İsrail, Orta Doğu arabulucuları dörtlüsü olan ABD, BM, Rusya ve Avrupa Birliği’nin (AB) iki devletli çözüm konusunda “anlamlı görüşmeler” taahhüdünü yenilemesini engellemede başarısız oldu. Bağımsızlık gösterisinde bu dört arabulucu, İsrail’in güç mücadelesinin ortasında bu hafta sanal toplantılarını başarıyla tamamladı ve Washington yönetimi, dünya sahnesinde Filistin’e 15 milyon dolar tutarında Covid-19 yardımı yapılmasını sağladı.

Bu yardımın bir kereye mahsus olmadığını hatırlatalım. Bu, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin geçen hafta basın tarafından açıklanan “ABD’nin Filistin’in yeniden konumlanması ve ileri yol” planının merkezi bir bileşenidir. Plan, 15 milyon dolarlık yardımı Filistin için tam bir ekonomik, güvenlik ve insani yardım programları ve Filistin liderliği ile güçlü bir ilişkinin başlangıcı olarak düşünülüyor. Her şeyin ötesinde, ilk yardım, “hem İsrailliler hem de Filistinliler için özgürlük, güvenlik ve refahın” ilerletilmesinde “iki devletli çözümün görüşülmesi” için temel olduğu daha geniş bir ABD vizyonunun parçası olarak görülüyor.

Burada, İsrail’in seçim sonrası çıkmazı tam olarak göz önüne seriliyor; tek bir lider ülkenin dış politika söylemi üzerinde tam bir mülkiyete sahip değildir. Partiler ve onların liderleri sayısız dini milliyetçilik ve otoriter popülizmin türlerini temsil ediyor, her ikisi de hangi liderin, İsrail’in iktidar koalisyonunun yüzü ve yurt dışındaki sesi olarak hizmet edeceğine karar vermede birlikte hareket etti.  Bu gerçek temelinde, Netanyahu gelecek ay ve daha sonra bir ittifakı oluşturmada başarılı olsa bile dayanıklılığı zamana yenik düşmemelidir. Washington yönetimi her iki cepheyi de bir egemenlik alanı olarak düşündüğü için İsrail’in JCPOA veya iki devletli çözüme karşı baskı oluşturması riskli bir girişimdir.