CGTN / Guy Burton

İsrail’de geçen hafta pazar günü yeni bir hükümet göreve getirildi. Yeni hükümetin göreve başlaması Benjamin Netanyahu’nun başbakan olduğu 12 yılın sonunu oluşturdu. Netanyahu’nun iktidardan inmesi İsrail toplumunda hem kutlamalara hem de öfkeye neden oldu. Aynı zamanda gelecekle ve yeni hükümetin ne ölçüde bir değişim gücü yaratacağı -ya da yaratmayacağı- ile ilgili tartışmalara neden oldu.

Kesinlikle yeni hükümet İsrail’deki siyasi görüşlerin daha geniş bir kesimini kapsadığı için farklı Knesset’teki (İsrail Meclisi) 13 partiden 8’i hükümette temsil ediliyor. Ek olarak, bu partiler ulusal milliyetçilikten siyasi merkeze kadar olan bir ideoloji yelpazeyi temsil ediyor. Hükümette İşçi Partisi politikacılarının yanısıra Yahudi yerleşim yerleri hareketinin temsilcileri ve -ilk kez olmak üzere- Ra’am diye bilinen bir Filistin Arap partisi de var.

Yeni hükümeti oluşturan ögeleri bir arada tutan şey eski başbakana ortak muhalefetleri. Hükümet üyeleri arasında sadece Netanyahu’nun merkez ve merkez soldaki muhalifleri değil, aynı zamanda daha önceki hükümetlerinde Netanyahu ile yakından birlikte çalışmış kişiler de var. Bunlar arasında sadece bir zamanlar Netanyahu’nun kurmay bakanı yeni başbakan Naftali Bennett değil, ayrıca Netanyahu’nun eski kabinelerinde bakan olan Avigdor Liberman ve Gideon Sa’ar da var.

YENİ HÜKÜMETTE NETANYAHU’NUN ESKİ MÜTTEFİKLERİ DİKKAT ÇEKİYOR

Netanyahu ve eski havarileri arasındaki terslik çok büyük. Netanyahu ile taraftarları Bennett ve diğerlerinin yaptığını bir ihanet olarak görüyor. Yeni hükümet için mecliste yapılacak güven oylamasından önceki günlerde, sağcı eylemciler Bennett’in parti üyelerinin evlerinin dışında protesto gösterisi yaparak onları solcu Arap partileri ile görüştükleri için kınadılar. Güven oylamasından hemen sonra Netanyahu Bennett’i “en büyük hilebazlıkla” suçladı.

Bennett’e karşı öfkenin büyüklüğü Netanyahu’nun muhalefetin lideri olduğu zaman da desteğe sahip olacağı anlamına geliyor. Netanyahu ayrıca hükümet arasındaki herhangi bir farklılığı birkaç oy koparıp hükümeti düşmeye zorlamak için kullanmak isteyecektir. Eğer bu olursa İsrail iki yıl içinde 5. kez seçime gidecek. Bu Netanyahu’nun tekrar göreve geri dönmek ve şu anda karşı karşıya bulunduğu yolsuzluk davası karşısında yasal dokunulmazlık kazanmak için bir yasa çıkarmak için bir yol bulmasının yolunu açacak.

Yeni hükümette sağ ve Netanyahu’nun eski müttefiklerinin güçlü varlığı en büyük sorun konusunda -yani İsrail’in Filistinlilerle ilişkisi- fazla değişiklik olmayacağı anlamına geliyor. Bennett’in eski bir yerleşimci hareketi lideri olarak Netanyahu’dan daha fazla şahin olduğu ve uzlaşmaya daha az istekli olduğu rahatça söylenebilir. Ama Netanyahu’nun Filistinlilerle ilgili hedefi asıl olarak barış sürecini dondurmak ve müzakere edeceği bir Filistinli olmadığını iddia etmekkken, Bennett uzun zamandır daha ileri gidip Batı Şeria’yı ilhak etmek istiyor. Ancak, bunun yakın bir zamanda olma ihtimali yok. Başbakan olmasına rağmen, Bennett’in Yamina partisi yeni hükümetteki en büyük parti değil. Bu yüzden iktidarı paylaşmak zorunda kalacak, bu Bennett’in iki yıl içinde başbakanlık görevini şimdiki dışişleri bakanı Yair Lapid ile değiştirmesi gerektiğini gerektiriyor. Benzer bir durum adli atamalarda da gerçekleşecek, sağ ve İşçi partisinden politikacılar ilgili komitelerin kontrolünü birbirlerine devredecek.

NETANYAHU İKTİDARA DÖNEBİLİR Mİ?

8 partiden 7’sinin temsilcileri başbakan olurken, Arap Ra’am Partisi’nden kimse başbakan olmayacak. Böyle bir şeyin olması İsrail politikası ve toplumunu için çok büyük bir adım olurdu. Aksine, Arap partisi başbakanın ofisinde bakan yardımcısı makamına ve iç ve Arap işleri komitelerinin başkanlığına sahip olacak. Yeni hükümetin Arapların katılımında anlaşmasının bir parçası olarak Kaminitz Yasası üzerinde iki yıllık bir dondurmayı kabul etmesi (bu yasa, çoğunluğu Arap bölgelerindeki yasa dışı inşaatlara cezalar getiriyor) ve ülkenin güneyindeki Bedevi topluluklarını bir buçuk ay içinde tanıması bekleniyor.

Ama Ra’am’ın hükümete katılmasının asıl ödülü mali. Geçen birkaç yıldaki siyasi belirsizlik yıllık bir bütçenin oluşturulmasını zorlaştırdı. Yeni hükümetin bir hedefi bu alanda hem istikrar hem de sürekliliği sağlamak. Vaatleri arasında İsrail’de Yahudi olmayan topluluklar arasındaki farklılıkları gidermek için beş yıllık 9,2 milyar dolarlık bir yatırım fonunun yanı sıra, Arap topluluklarının yaşadığı yerlerde ulaşım altyapısı yatırımları için 6 milyar dolar harcanması ve suçlarla mücadele için 770 milyonluk fon var.

Aynı zamanda, bu önerilen yatırımların dar olarak anlaşıldığını unutmamak önemli. Bu yatırımlar, İsrailliler ile Filistinliler arasındaki eşitsizliği azaltmaktan çok, İsrail’deki Arap toplulukları içinde maddi iyileştirmelerle sınırlı. Aslında yeni hükümetin 2018 tarihli Yahudi ulus devleti yasasını iptal edeceği ile ilgili çok az işaret var. Bu yasa Yahudi göçünü ve yerleşimlerini öncelik haline getiren ve Filistin Arap nüfusuna karşı ayrımcılık içeren bir yasa olarak görülüyor.

İsrail’deki Filistinli Araplara ek olarak, Ra’am ile yapılan anlaşma İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’deki Filistinlilerle ilişkisi konusunda da çok az şey içeriyor. Aslında, yeni hükümet sadece savunma bakanlığının Batı Şeria’nın C bölgesi diye bilinen bölgesinde yönetimi sağlamaya devam edeceğini değil, orada düzenlemeler yapmak için ek kaynaklar alacağını da açıkladı.

Yeni hükümette Filistinlilere verilen sınırlı alanı dikkate alarak, Ra’am lideri Mansur Abbas, vadedilen paralardan en çok miktarın en kısa zamanda Arap topluluklarına gitmesini sağlamaya istekli olacaktır. Ama bu beklendiğinden daha fazla umut edilebilir bir şeydir. Hükümet için yapılan güven oylaması -59’a karşı 60 oy- olacakların işarete olabilir. Böyle bir küçük farkla çalışırken, hükümetin dört yıllık tam bir dönemi tamamladığını görmek zor olacak. Sadece bu nedenle bile, İsrailliler daha geç olmadan seçim sandığına gidebilir ve Netanyahu iktidara geri dönme yolunu bulabilir.