Global Times / Ding Long

Washington şimdi zor bir seçimle karşı karşıya. Gazze ve İsrail, geçen hafta 2014’ten bu yana en kötü şiddete tanık oldu. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, hem İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu hem de Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile telefon görüşmeleri yaptı. ABD’nin bir temsilcisi gerilimi azaltma görüşmeleri için Tel Aviv’e geldi.

Biden yönetimi, angajman ile müdahale arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Yönetim Orta Doğu dâhil tüm dünyada ABD etkisini yeniden şekillendirmek istiyor ve bu sürecin, uzun süredir devam eden Orta Doğu çatışmaları gibi çetin ceviz bölgesel sorunlarından etkilenmesini istemiyor.

ABD’de her iki siyasi partinin de, harekete geçmesi için Biden üzerinde önemli bir baskı var. ABD’de İsrail’i desteklemek ana görüştür. İsrail, ABD’nin Orta Doğu’daki en önemli müttefiki. Bu hem Demokratların hem de Cumhuriyetçilerin oy birliğiyle kabul ettiği bir durumdur.

Biden yönetimi son çatışmalarda yavaş davrandı, çünkü İsrail’i Hamas’a saldırmak için yeterli zaman bırakarak destekledi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyeleri 10, 12 ve 16 Mayıs’taki üç acil durum oturumu sırasında ABD ortak bildiriyi bloke ettiği için birleşik bir pozisyon üzerinde anlaşamadılar. Bu duruş, Biden’ın seleflerinkinden farklı değil. Ancak Biden, Amerika’nın iki taraf arasında iki devletli bir çözüme verdiği desteği yinelese bile, artık çatışmaya yatırım yapmak istemiyor. Sorunun kolayca çözülemeyeceğini biliyor.

Biden’ın Orta Doğu’da şu anki odak noktası İran nükleer anlaşmasını yeniden başlatmaktır, başka bir şey değil. İran, Hamas’ın güçlü bir destekçisidir. İsrail’in Hamas’a saldırısı, aslında İran’a yönelik bir başka saldırıdır. İsrail aynı zamanda ABD ile olan memnuniyetsizliğini de gösteriyor. Bu, Washington ve Tahran’ın nükleer meseleyi müzakere etmesine engel teşkil ediyor. İran nükleer anlaşması devam ederse, bu ABD-İran ilişkilerinin iyileşmesi anlamına gelecektir.

İsrail’in geçen ay İran’ın nükleer tesislerine saldırdığı iddia edildi ve ayrıca Suriye’deki İran kuvvetlerine yönelik hava saldırılarını da genişletti. Bu hamleler, ABD’nin İran’la müzakerelerini yavaşlatmak amacıyla İran’la gerginliği artırmayı hedefliyor.

ABD UZUN SÜREDİR İSRAİL’İ DESTEKLİYOR

Eski ABD Başkanı Barack Obama, Orta Doğu’dan çekilmeye başlamıştı, ancak bu, bölgesel çatışmalar ortaya çıkmaya devam ederken gerçekleşmedi. Şimdi, Obama’nın ABD’yi bölgeden çekme kararının üzerinden on yıldan fazla zaman geçti. ABD için Orta Doğu’nun önemi artık önemli ölçüde azaldı. ABD’nin enerji açısından Orta Doğu petrolüne eskisi kadar ihtiyacı yok. Jeopolitik açıdan, küresel merkez sahne çoktan Asya’ya kaymıştır. Asya’nın yükselişi ABD’nin Orta Doğu’ya saplanmasıyla gerçekleşti. Washington bu konuda net.

Şimdi, Biden Orta Doğu’dan ayrılmaya kararlı. Oradaki çatışmalar ABD’nin muazzam diplomatik kaynaklarına mal oldu ve küresel liderliği açısından pek yardımcı olmadı. ABD, (pek çok ABD’li stratejistin başarısız olduğuna inandığı) Irak Savaşı’ndan çıkarken, çok fazla müdahalenin yalnızca kendisine zarar vereceğini fark etti. Bu aynı zamanda “rakiplerine” daha fazla gelişme şansı verir.

ABD uzun süredir İsrail’i destekliyor. Ancak şimdi İsrail, Filistin ile çatışmaları tetikleyerek ABD’nin küresel stratejik planlarını tehlikeye attı. Washington, Afganistan’dan askeri bir çekilme planlarken ve İran nükleer anlaşmasının yeniden başlamasını hevesle teşvik ederken, Çin ve Rusya’ya bakıyor. Ancak İsrail, ABD’nin gitmesini engellemeye çalışıyor.

Gerçi Orta Doğu’dan ayrılmak ABD’nin stratejik önceliğidir. Bu hem Obama hem de Trump yönetimlerinin stratejileriyle uyumlu. Fakat Biden, İran nükleer anlaşmasına devam ederek ve İsrail-Filistin ihtilafında Trump’ın tarafsızlığını düzelterek dengeli bir şekilde oynamaya çalışıyor. ABD’nin Orta Doğu’dan ayrılması uzun bir süreç olacak. Bu sürecin ne kadar süreceğini söylemek için henüz çok erken. ABD planları bölgesel sorunlar nedeniyle raydan çıkacak. Aynı zamanda bu, ABD’nin dikkatini diğer bölgelerden uzaklaştırabilir.