İran; Shanghai İş Birliği Örgütü’ne (ŞİÖ), geçen hafta bugün, Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’de yapılan zirvede, tam üye oldu. Örgütün diyalog ortağı olan Tahran, muhtemelen Afganistan’daki gelişmelerin de etkisiyle, beklenenden önce, tam üye olurken, dünyanın coğrafi olarak en geniş, nüfus olarak en kalabalık, ekonomik olarak en büyük örgütlerinden olan ŞİÖ, iddiasını daha da pekiştirdi. Bu kararla, İran’a yönelik Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) yaptırımlarını tanımadığını da ortaya koydu.

Önemli bir hamleydi bu. Çünkü Afganistan’daki gelişmelerden hemen sonra geldi. Çünkü İran, etkili bir bölgesel güç. Çünkü İran’ın üçü de ŞİÖ üyesi olan Rusya, Çin ve Hindistan’la ilişkileri iyi. Dahası İran, Afganistan’la ısınır komşusu.

Türkiye’yle tarihsel, siyasal, kültürel, jeopolitik, ekonomik ölçekte rekabet eden bir ülke İran. Bölgesel rekabet, zaman zaman gerilimli olsa da, iki devlet de gerilimi nerede yumuşatacaklarını bilecek deneyime sahipler. O nedenle, dengeli rekabet olarak anılıyor. İran; Avrasya güçlerine yakın. Bunu ŞİÖ üyeliğiyle güçlendirip, tescilledi. Türkiye ise NATO üyesi, Atlantik bağlarıyla öne çıkıyor.

Türkiye ve İran’ın nüfusları neredeyse aynı. Coğrafi açıdan İran, Türkiye’nin iki katından büyük, 1,6 milyon kilometrekare. Ekonomik açıdan ise Türkiye, İran’ın kabaca iki katı. İran ordusu, savaş deneyimli bir ordu. ABD’nin Irak ve Suriye’ye yönelik saldırılarında İran, en kazançlı çıkan bölge ülkesi. Ülkede, nükleer güç sahibi olmak, siyaset üstü milli bir hedef. İki dünya savaşında da Rus ve İngiliz işgali yaşamasının izleri, toplumsal bellekte derin. Devlet geleneği, milli bilinci, diplomasi birikimi güçlü. Petrolü millileştiren millici başbakan Muhammet Musaddık’ın, 1953 yılında, ABD destekli, Ajax Operasyonu adlı darbeyle devrilmesini unutmuyor halk. İran’da rejimin en güçlü kişisi, cumhurbaşkanı değil, velayeti fakih Ayetullah Seyit Ali Hamaney.

İRAN’IN BÖLGESEL ETKİSİ

İran; Lübnan, Bahreyn, Yemen, Filistin, Irak ve Suriye’de etkili. Azerbaycan’la ise sorunlu. Bunun da temel nedenleri, Dağlık Karabağ konusunda Ermenistan’a verdiği destek, İslam Devrimi ihraç etme çabası ve Güney Azerbaycan konusundaki endişeleri. 

İran; merkezi konumunu korumak, kuşatılmışlığı yarmak; bölgesel nüfuzunu pekiştirmek istiyor. Dış politika söyleminde idealist görünse de, gerçekte, eylemde realist, pragmatist. Dışişleri Bakanlığı’nın kapısında, “ne şarki, ne garbi, cumhur-i İslami” yazsa da, dış politikada Şiiliği de, İsrail, Siyonizm, emperyalizm karşıtlığını da, Fars milliyetçiliğini de, İslam Devrimi’ni de yerinde, zamanında, dozunda, muhatabına göre kullanıyor. 1979 İran İslam Devrimi sonrasında, yakın çevresinden başlayarak devrim ihracını öne çıkarsa da, bunu da komünizm ve kapitalizm dışında, üçüncü bir yol olarak sunsa da, artık bu konuda ısrarcı değil.

Kısacası, İran’ın ŞİÖ’de tam üye olması, Afganistan’da yaşananlar, ABD’nin gerileyen gücü ve NATO’daki çatlaklar düşünülürse, daha da anlamlı hale geliyor. 

Barış Doster