Siyaset bilimi ve İran uzmanı Arif Keskin, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Keskin, İran’daki seçimlerin sonucunu ve İran siyasetinin geleceğini değerlendirdi.

İran’da 8. Cumhurbaşkanı seçilen İbrahim Reisi’nin Cumhurbaşkanı seçilmesinin yüksek bir ihtimal olduğunu hatırlatan Arif Keskin, seçim sonuçlarının sürprizi olmadığını belirtti.

İRAN’DA SEÇİMLERE KATILIM YÜZDE 48

Seçimden önce seçime katılımın düşük olacağının tahmin edildiğini ifade eden Keskin’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“1979’dan sonraki İran cumhurbaşkanlığı seçimleri arasında en düşük katılım gerçekleşti. 59 milyon 300 bin seçmenden 28-29 milyon civarında bir katılım var. Bu da yüzde 48 civarında yapıyor. İşin garip tarafı 4 milyonun üzerinde de geçersiz oy var. Bu insanların yanlışlıkla attığı geçersiz oylar değil, bu bir yönüyle bir protesto oyu. Sandığa gittiler ve bilinçli olarak protesto ettiler. Onları da düştüğünüz zaman neredeyse 24 milyona denk geliyor. Bu da katılımı yüzde 40’ın altına düşürüyor. İran İslam Cumhuriyeti açısından bu iyi bir sonuç değil. Bazı insanlar, ‘Aslında İran’da seçimi boykot söylemi başarılı oldu.’ diyor.

Reisi döneminde daha öncesine göre farklı bir İran ile karşılaşacağımız kesin. İbrahim Reisi’nin mensup olduğu siyasi akımın düşünceleri iktidara gelirse bambaşka bir İran ile karşılaşabiliriz. Birincisi İbrahim Reisi ve onun mensup olduğu akımın düşüncesi şöyle; 1979 yılında kurulan İran İslam Cumhuriyeti yozlaşmış ve amaçlarından uzaklaşmıştır. Bu yozlaşma hem İran devlet bürokrasisine egemen olmuş bir yönüyle de topluma yayılmıştır. Toplum bir yönüyle sekülerleşmiştir. İran’da değerleri savunan bir hükümet olsaydı, böyle olmazdı, diyorlar. O nedenle icra ve yürütme erkinin yozlaşması toplumun da yozlaşmasını sağladı. Bu nedenle yürütme erkiyle birlikte toplumu ve kültürü dönüştürme amaçlanıyor. Bu da insanların, kadınların, çocukların nasıl yaşayacağına, nasıl giyineceğine, nasıl dolaşacağına yönelik kapsayıcı bir müdahale gelebilir. Ayrıca İran bürokrasisinde yozlaştığını söyledikleri insanları tasfiye edebilirler.

İRAN EKONOMİK OLARAK İYİ DEĞİL

İran ekonomik olarak iyi değil. Hem ambargolara maruz kaldı hem de pandemi nedeniyle sıkıntı çekiyor. Bu anlamda Ahmedinejat gibi daha fazla halkı destekleyici işler yapılabilecekler mi? Bu da önemli bir soru. Özelleştirme süreçleri ve diğer süreçlerin ne olacağı da tartışma konusu. Reisi’nin 90’lardan günümüze yargıda çalıştığı ve birçok toplu idamın sorumlusu olarak görülüyor. Bazı toplu idamlara katıldığı için insanlara karşı işlenen suçlar çerçevesi içinde İranlı muhaliflerin açtığı davalar var. Bu davalar daha da etkinleştirilebilir. Bazılarına göre bu davalar nedeniyle Reisi, Avrupa’ya ve Amerika’ya bile gidemez. Amerikalılar bu davadan rahatlıkla yararlanabilir. Ayrıca Reisi yürütmeden fazla anlayan da biri değil. Seçim sürecindeki bütün tartışma programlarında acemi olduğu, dünyada olup bitenden fazla haberdar olmadığı da gözlendi. Diğer yandan ekonomi ve siyasette de tecrübesinin az olduğu göründü. Bu da önemli bir problem. Yargıdan geldiği için bir siyasetçi değil, yargı mensubu olduğu için yalnız bir adam ve kadrosu da yok. Örneğin Hasan Ruhani, 1979’dan beri devlerin yürütme organlarının birçoğunda çalışmıştı. Reisi şu an kimi bakan yapacak? Çevresi, kadrosu yok. Bu da önemli bir problem.

DIŞ POLİTİKA DEĞİŞİKLİKLERİ

İran dış politikasında özellikle de Orta Doğu’ya dönük yeni şeyler yaşanabilir. İran’ın Orta Doğu siyaseti Devrim Muhafızları’nın ve Kudüs Güçleri’nin etkin olduğu bir alandır. Reisi’nin Orta Doğu siyasetinde askerlerin çok daha etkin olacağı gündemde. Bunun da anlamı Irak’tan Yemen’e kadar uzanan alanda daha keskin bir mücadele görebiliriz. Bir yönüyle de devrim ihraç siyasetini daha açık şekilde görebiliriz. Özellikle de bunu Orta Doğu bağlamında söylüyorum.

REİSİ VE HAMANEY’İN ABD İLE BİR MÜZAKERE PLANLARI YOK

Reisi ve Hamaney’in Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile bir müzakere planları yok. Böyle bir dertleri yok. Onların niyetleri nükleeri bir sorun olmaktan çıkarmak. Çünkü nükleeri sorun olmaktan çıkarırlarsa ekonomiye bir kolaylık sağlanacak. İran ekonomisi çok kötü. Bu anlamda nükleeri sorun olmaktan kaldırırlarsa ekonomide belirli bir derecede iyileşme olur beklentisi var. Ama bunu bütün alanlara taşıma niyetleri yok. ABD, Orta Doğu’da müzakere edelim, derse İran bu konularda masaya gelmez. Suudi Arabistan ile İran’ın başlattığı yakınlaşma devam edebilir ama bunun ötesinde bir anlam yüklememek gerekiyor.”