Marmara Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Serhan Afacan, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Afacan, İran’da yaklaşan “Cumhurbaşkanlığı Seçimi”ni değerlendirdi.

Dr. Serhan Afacan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“İran seçimleri genel itibarıyla çok kritik eşiklerde yaşanıyor. 2013’te Hasan Ruhani seçilirken İran kritik bir eşikteydi. Özellikle uluslararası politika anlamında. Bu defa da yine kritik eşikte. Çünkü ülkede ekonomi kötü durumda. Dış politikada önemli konular var. İç politikada da ciddi bir darboğaz var. Halkın bunadığı gerçeği var. İran’ının kritik bir seçime gittiğini söyleyebiliriz.

Görünürde yedi aday var ama esasen bir aday var. Diyelim ki, iki en fazla üç aday var. Bir tanesi Muhsin Rızai diğeri de Said Celili. Bunların üstünde İbrahim Reisi gerçeği var. Yüzde 90 ihtimalle seçileceği ortada. Dolayısıyla onun vaatleri hakikaten önemli.

“İBRAHİM REİSİ, SİYASAL BİR PROJENİN SONUCU”

İbrahim Reisi, enteresan bir figür. 2017 yılında Ruhani’ye karşı yarışmış ve yüzde 35i aşan ve etkileyici bir sonuç almıştı. Ülkenin en önemli vakıflarından birini yönetti. Sonra da yargının başına getirildi. Siyasal bir projenin, mühendislik projenin sonucu olarak bugün burada. Yargının başına öyle bir noktada getirildi ki, İran’da yolsuzluklar kol geziyordu. Reisi bunları teker teker gündeme getirerek bugünlere geldi ve bunlara izin vermeyeceğini söyledi.

İran’da açılımları reformcu siyasetten bekleniyor ama reformcu siyaset bunu pek fazla yapamıyor. Çünkü onlar müesses nizamın, kurulu düzenin çok hoşlanmadığı şekilde bunu yapmaya çalışıyorlar. O zaman da sistem alarm durumuna geçiyor. O yüzden Reisi’nin açılımlar konusundaki açıklamalarını samimi buluyorum. Bundan başka şekilde de seçmene ulaşamayacağının farkında olduğunu düşünüyorum.

İran ile ilgili birtakım anketler geliyor ama çok zayıf, çok yetersiz. Eğer o anketlere bakarsak seçmenin sandığa gitmem oranı yüzde 30 gibi görünüyor. Şimdi bu imkânsız bir şey. Rakam vermek çok zor fakat ben büyük bir seçim boykotu öngörmüyorum.

ALİ HAMANEY SONRASI İBRAHİM REİSİ Mİ?

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) meselesi İran’da bitmeyen bir mesele. ‘Düşman bizi içeriden yıkmaya çalışıyor. Düşman ile iş birliği yapılıyor.’ deniliyor. Kesinlikle doğruluk payı olabilir. Bu konuda hiçbir kuşku yok. Nasıl ki, İran bazı ülkelerde operasyonlar çekmeye çalışıyorsa ABD’nin de bunu yapmaya çalıştığına dair fikir sahibi olabiliriz. ABD zaten İran’a en büyük ‘operasyonu’ internetin bu ülkeye girmesiyle yaptı. Bu bütün dünyada oldu. Dünya artık farklı bir noktaya geldi. İran bunları kanıtlayamadığı sürece ideolojik saplantıların ötesine gidemiyor.

1989 yılından beri Ali Hamaney dini liderliği sürdürüyor. İranlı yetkililer Ali Hamaney sonrası için ser veriyorlar sır vermiyorlar. Bunun belki en belirgin istisnai İbrahim Reisi. Çünkü Reisi ilk ortaya çıktığında Hamaney sonrası için düşünülüyor, onun için de kamuoyuna sunulmak isteniyor. Olası bir Cumhurbaşkanlığı seçimini kazandıktan sonra doğal bir halefi gelecek. Hatırlayalım, Ali Hamaney de dini lider olduğunda Cumhurbaşkanıydı. Dolayısıyla bu senaryonun güçlü olduğuna inanıyorum. Tartışılan ikinci bir senaryo var. O da düşük profilli bir dini lider. Yani hâlihazırda sistemi Devrim Muhafızları Ordusu yönetiyor. Dolayısıyla onlarla koordineli çalışabilecek da düşük bir profil. Fakat ben bunun çok olası olduğunu düşünmüyorum. Her halükârda büyük sürpriz olmazsa İbrahim Reisi, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra dini liderlik konusunda doğal adaylardan biri durumunda bulunduğunu düşünüyorum.”