CGTN / Keith Lamb

Atlanta’da 8 kişinin soğukkanlılıkla öldürülmesinin arkasında Asyalılara karşı ırkçı güdülerin olma ihtimali yüksek gibi görünüyor. Kurbanlardan 6’sının Asyalı kadınlar, bunların 4’ünün de Kore kökenli olduğu kesinleşti.

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Asyalılara karşı nefret suçları artıyor. Nüfusun zayıf kesimleri bile saldırıların hedefi oluyor. New York’ta geçen temmuzda 89 yaşında bir Çinli kadın tokatlandı ve elbiseleri ateşe verildi. Şubat’ta 61 yaşında Filipin kökenli bir erkek maket bıçakları ile yüzünden yaralandı. Aynı ay San Francisco’da 84 yaşında bir Taylandlı erkek itilip yere düşürüldükten sonra öldü.

Geçen yılın sonlarına doğru, Birleşmiş Milletler’de (BM) değişik çalışma gruplarının hazırladığı bir raporda, Covid-19 salgınının başlamasından sonra Asyalı Amerikalılara karşı ırkçı nedenlerle işlenen suçlarda alarm verici düzeyde artış olduğu ayrıntılı olarak belgelendi. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Covid-19’a “Çin virüsü” ve “Kung-Flu” demesi gibi ırkçı hakaretleri kullanması bugün Asyalı Amerikalılara karşı duygularda önemli bir rol oynamaya devam ediyor.

Örneğin, Twitter’ın Trump’ın hesabını kapatmasından sonra takipçilerinin çoğu Neonazilerin toplanma yeri olarak bilinen Telegram’a geçti. Telegram’da Asyalı karşıtlarının yaptığı düşünülen bir oylamaya katılanların yüzde 84’ü Atlanta saldırılarını Covid-19’a karşı bir misilleme olarak meşrulaştırıyor.

Elbetta, Trump’ın ırkçı yorumları ve Asyalı karşıtı grupların internette desteklenmesi bilerek yanlış bilgilerin yayılmasından kaynaklanıyor. Bunlar arasında Covid-19’un Çin’in bir biyolojik silahı olduğu şeklideki saçma iddianın yanı sıra eşit derecede akıl dışı Çin’in Covid-19’la mücadele etmekte yavaş davrandığı suçlaması da var. Bu iddialar dönüp ABD’nin krizi kendisinin yanlış yönetmesinin suçunun başkalarının üzerine atılması amacıyla kullanılıyor.

Bunu akılda tutarak, bu çarpıtmaların nereden geldiğini sormak hayati önem kazanıyor.

SINIF ÇIKARLARI ÇİN’İN YÜKSELİŞİNİ ENGELLEMEK İSTİYOR

Bugün, şimdi Ulusal Demokrasi Vakfı (NED) gibi kurumlar aracılığıyla çalışan CIA gibi istihbarat kuruluşları, bir istihbarat kurumu olarak çalışmak yerine, yanlış bilgi ajansı gibi çalışıyor. Bu yanlış bilgi sadece gizli olarak Amerikan kamuoyu ve sivil toplumunu etkilemek için değil, ABD siyasi elitlerinin kendilerini de etkilemek için kullanılıyor.

Bu gerçek, açıkça ve utandırıcı bir şekilde Anchorage’daki son Çin-ABD güreşmelerinde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Xinjiang hakkındaki cahil sözleriyle ortaya kondu. Besbelli, Mike Pompeo gibi Blinken da Çin’in yıkılmasını isteyen bir grup tarafından istihdam edilen ve “tatminkâr” istatistikler sunmak için ondalık virgülleri kaydıran dini bir fanatik tarafından yazılan “soykırım” ile ilgili haberlere (bunları okuduğunu varsayarsak) inanmakta hiçbir sorun görmüyor. Bu tür “sorumsuz akademik ve medya haberleri” yeni bir şey değil. Aslında, buna sorumsuz demek gerçekte, ABD liberal hegemonyacılığının çok iyi kullandığı araç setinin bir parçası olan belirlenmiş bir düşmana yönelik karakter suikastına çok iyi davranmak olur.

Örneğin, 1991 Birinci Körfez Savaşı sırasında bütün ABD’de Araplara karşı nefret suçlarının arttığı bildirilmişti. Bu savaş da Iraklıların şeytani suçlarını anlatan yanlış kanıtlara dayanarak açılmıştı. Bu kaçıklığın sınırında olanların şiddetli eylemlerini meşrulaştıran, genel olarak Arapları insanlık dışı göstermenin yan etkisiydi.

İnsanları liberal hegemonyacılığın çağrıları için seferber etmek amacıyla diğer grupları canavarlaştırmak yüzyıllardır uygulanan bir yöntemdir. Örneğin, ABD’deki çiftliklerde karı azamiye çıkarmak için ödünç beyaz işçilik yetmediği için kölelik icat edildi.

Elbette bu eşitsizliği haklı göstermek için ideolojinin yayılması gerekiyordu. Bu ideoloji ırk hiyerarşisi ideolojisiydi. Bu radikal bölünme de dönüp, ülke içinde böl ve yönet amacı için kullanılabildi. Burada ırklar ve farklı kültürler, ortak seçkinleri tarafından ezilmelerine karşı çıkmak yerine birbirlerine karşı çıkarılabildi. Ek olarak, farklı ırklar ve kültürleri ülke içinde ortaya çıkan sorunlardan ve rahatsızlıklardan uzaklaştırmak ve yurt dışındaki emperyalist entrikalara yöneltmek için, her zaman yabancı öcü bulunabiliyordu.

KRONİK BİR TARİHSEL HASTALIĞIN BELİRTİSİ

Bu sistemde, Asyalılar da küçük düşman haline geldiler. Doğu Asyalı insanlar Batı dünyasına karşı varoluşsal bir tehdit olarak gösterildi. Yabancı düşmanı “sarı tehlike” terimi Batı tarafından Çin’e karşı saldırgan istila hareketleri için kullanılan vahşi Asyalının karikatür temsillerini ortaya çıkardı.

19. yüzyılın ikinci yarısında ABD’de Çin topluluklarına karşı girişilen sayısız katliamlar oldu. Bunları çarpıtılmış sarı tehlike ideolojisi yönlendirdi. Ancak maddi faktörler arasında üretken Çinli işgücünden duyulan korku da vardı. Bu katliamlar sonunda Çinlilerin ABD’ye girişini kısıtlayan 1882 Çinlilerin Dışlanması Yasası’na yol açtı.

Bugünkü Asyalı karşıtı nefret suçlarına geri dönersek, farklı bir biçimle karşı karşıya olsak da becerikli bir oyuncu -ABD seçkin sınıf çıkarları- tarafından liberal hegemonyacılığın bir aracı olarak kullanılan aynı tarihsel sesin yankısını duyuyoruz.

Bu sınıf çıkarları bugün Çin’in yükselişini engellemek istiyor, ülke içindeki insanların dikkatini açık eşitsizliklerden başka yere çekmek istiyor ve ülke içinde doğan gerginlikler üzerinde odaklanılması yerine Çin’in yükselişini durdurmak amacıyla Çin’e odaklanılması için çarpıtmayı kullanmak istiyor.

İnternet gibi ortaya çıkan yeni teknolojiler ırklar arasındaki bu uyumsuzluk konunu yayabilir ama bu hastalığı yayanların uzun bir tarihsel geçmişi var. Bu haliyle, Atlanta’daki vahşi saldırın nedenleri, sadece kronik bir tarihsel hastalığın belirtisidir.

Amerikalılar, hangi etnik gruptan olursa olsun bütün mağdur grupları ezen ülke içindeki ırksal bölünmüşlüklerinin yurt dışındaki daha geniş bir emperyal sürece bağlı olduğunun bilincine varana kadar, aptallık etmeye devam edecekler ve diğerlerine karşı akılsız nefret suçları devam edecek.