CRI Türkçe

İnsan, yüzleştiği sorunlar karşısında daima bir “ama”ya sahip. Başına gelecekleri çok iyi bilmesine rağmen, o tehditle yüzleşene kadar mazeretler üretmeye meylediyor. İklim değişikliği konusunda farklı ülkelerin liderleri uzun yıllar defaten toplantılar yapsa da “bir sonraki yıl yeniden toplanma” konusunda mutabık kalmak haricinde pek somut adım atmadılar.

2021 yılı iklim değişikliğinin etkilerinin daha somut görüldüğü bir yıl oluyor.

Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) batısında aşırı sıcaklıklara rastlandı, insanlar sıcak hava nedeniyle yaşamını yitirdi.

Batı Avrupa’yı aşırı yağışlar vurdu. Almanya ve Avusturya başta olmak üzere birçok ülkenin sokakları sular altında kaldı, 100’den fazla kişi yaşamını yitirdi.

Çin’in orta kesimindeki Henan eyaletinde son bir haftalık süreçte çok şiddetli yağışlar görüldü. Sel nedeniyle 33 kişi yaşamını yitirdi. Milyonlarca kişi olağanüstü hava koşullarından etkilendi.

BATI MEDYASININ TAVRI ŞAŞIRTMADI

Batı medyasında Henan’da meydana gelen selin çok sayıda baraj inşa edilmesinden kaynaklandığı, baraj ve setlerin nehirlerle göller arasındaki bağlantıyı kestiği iddiaları yer aldı.

Çinli uzmanlar, yaşanan afetin baraj inşa etmekle doğrudan bir ilişkisinin olmadığını, bunun ani bir doğa olayı olduğunu kaydetti.

Sayılara bakınca da selden en ciddi şekilde etkilenen Zhengzhou’ya metrekare başına saatte 552,2 mm yağış düştü, Almanya’da ise son 75 yılın en şiddetli yağışında 14-15 Temmuz günlerinde 154 mm yağış düştü.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından yayımlanan raporda, Batı Avrupa’da iki gün içinde iki aylık yağış yaşandığı belirtildi.

WMO Genel Sekreteri Petteri Taalas, iklim değişikliğinin etkilerinin sürmeye devam edeceğini, somut adımlar atılırsa bu olumsuz trendin 2060’lı yıllarda durdurulabileceğini söyledi.

Taalas, “O döneme kadar doğal afetlerin ve olağanüstü hava koşullarının sayısında artış göreceğiz, ayrıca eskisinden fazla can kaybı ve ekonomik kayıp yaşayacağız.” dedi.

Tabii bir kısım Batılı medya organının seller Batı’da olunca iklim değişikliğini sebep gösterirken, Çin’de olunca ise baraj inşa etme, çarpık kentleşme vs. gibi gerekçeler uydurması kimseyi şaşırtmadı.

ÇİN İŞ BİRLİĞİNE AÇIK

İklim küresel bir sorun ve somut adımlar gerektiriyor. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Çin’in 2030 yılına kadar karbon emisyonunda zirveye ulaşma, 2060 yılına kadar da karbon nötrlüğü elde etme hedeflerini tüm dünyaya ilan etti.

Çin, geçen hafta itibarıyla iklim değişikliğiyle mücadelede büyük önem taşıyan karbon ayak izinin azaltılması ve emisyon azalımı hedeflerine ulaşılması açısından önemli bir adım olarak ulusal karbon piyasasında ticareti resmen başlattı.

Çin bu konuda diğer ülkelerden de somut adımlar bekliyor.

Çin, çok taraflılık konusunda dünyaya öncülük ettiği gibi, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda da diğer taraflarla iş birliğine tamamen açık.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zhao Lijian de hafta başında düzenlenen basın toplantısında, iklim değişikliğiyle mücadelenin Çin ile ABD’nin ortak sorumluluğunu olduğunun altını çizerek, iki ülkenin bu konuda birlikte çalışarak diğer küresel ortaklıklara örnek teşkil edebileceğini söyledi.

BU KEZ “AMA” DENMEMELİ

Dünya genelinde iklim değişikliğiyle mücadele konusunda yapılan en ciddi girişim, 2015 yılında imzalanan Paris İklim Anlaşması. 196 taraf ülkenin bulunduğu anlaşmada ciddi taahhütler yer alıyor.

Hatırlanacağı gibi, ABD Başkanı Donald Trump, ülkesini anlaşmadan çekmiş, söz konusu mekanizmanın işleyişini kesintiye uğratmıştı. Çin de diğer ülkeler gibi Biden döneminde Washington’un bu küresel tehditle karşı mücadelede ayrışmaya değil birliğe katkı sağlamasını temenni ediyor.

2020 yılında Covid-19 salgınının sarstığı dünya, virüsün etkileri güçlü bir şekilde devam ederken, bu kez de olağanüstü iklim koşullarıyla mücadele ediyor.

Taalas’ın da söylediği gibi, olağanüstü hava koşulları ve doğal afetler karşısında dünyanın hiçbir bölgesi güvende değil.

İnsanlık bu kez “ama” dememeli ve iklim değişikliği konusundaki taahhütlerini sıkı tedbirlerle harfiyen yerine getirmeli. Dünyanın iş birliğine ve çok taraflılığa her zamankinden daha fazla ihtiyacı var.