IoT teknolojisiyle, insanların internetinden nesnelerin interneti dönemine geçtik. Akıllı evler, akıllı şehirler, akıllı araçlarla toplumsal sistemleri değiştiren bu teknolojiler aynı zamanda eşitsizliği de derinleştiriyor.

Son yıllarda şahit olduğumuz yeni teknolojiler, evlerimizde, iş yaşamımızda, sokakta, yaşamın tüm alanlarında önemli bir rol oynuyor. Bu yeni teknolojilerle birlikte gelen kavramlarda gündelik yaşamın bir parçası haline geliyor. En çok merak edilenlerden biri de “IoT”. Dünyayı, yaşamlarımızı dönüştüren en önemli yeni nesil teknolojilerden biri olan “IoT-Internet of Things”in Türkçe karşılığı “Nesnelerin İnterneti”.

İlk küçük örnekleri 1980’lere kadar gitse de bu teknolojinin kavramlaşması 1999 yılında yapılıyor. Şimdi bu kavram, akıllı evler, akıllı, şehirler şeklinde genişliyor. Bu teknoloji sayesinde eve gitmeden telefonumuzda klimayı açabiliyoruz, akıllı saatlerle attığımız adımların analizini yapabiliyoruz ya da cihazlarımızı uzaktan kumanda edebiliyoruz. Sağlık, inşaat, tarım, enerji ve ulaşım başta olmak üzere pek çok sektörde de bu “Nesnelerin İnterneti” teknolojisi kullanıyor.

CRI Türk’te İlkay Akkaya’nın hazırlayıp sunduğu “Yakın Gelecek” programında da “Nesnelerin İnterneti”nin ne işe yaradığı, hayatı nasıl dönüştürdüğü, bu teknolojinin gelecekteki rolünün ne olacağı ele alındı.

IoT (Nesnelerin İnterneti) Analisti, Endüstri Mühendisi Özer Erdoğan, “Nesnelerin İnterneti”ni şöyle tarif etti: “İnsan dışı cihazların, varlıkların, kullandığımız araç ve gereçlerin 5G, 4G, Wİ-Fİ gibi farklı bağlantı gereçleri aracılığıyla birbirleriyle iletişim kurması ve bir ağa bağlanması, internete verilerini göndermesi, bazen internetten ve birbirlerinden veri alması, birbirleriyle bir orkestraysan içine girmesi olarak özetlenebilir.”

İNSANLARIN İNTERNETİNDEN MAKİNELERİN İNTERNETİNE

Bu teknoloji ile internette yeni bir evreye geçildiğine belirten Özer, gelecekte insanların üretim bantlarında çalışmadığı yeni bir sistemin oluşabileceğine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Nesnelerin internetinden önce biz aslında insanların interneti dönemini yaşadık. İnternet icat oldu, yaygınlaştı. İnsanların ilk kullanımlarıysa internetten bir bilgi aldığı, bir doküman indirdiği ve daha sonraları birbirleriyle haberleşmesi şeklindeydi. Şu an ikinci evresine girdiğimiz noktadaysa insanların değil, insan dışı makinelerimizin, araçlarımızın, cihazlarımızın iletişim kurduğu ve interneti artık onların kullanmaya başladığı, onların veri ürettiği bir döneme girmiş bulunuyoruz. 2020’deki tahminlere göre, 60 Zettabyte civarı bir yıl içinde veri üretiliyor. Eskiden bu verinin büyük çoğunluğu insan etkileşimleriyle üretiliyordu. Bizim cep telefonlarımız, bilgisayarlarımızda ürettiğimiz dokümanlar, yazdıklarımız, konuştuklarımızdı. 2020 itibarıyla yüzde 40’ı insan dışı makinelerden toplanan verilere dönüşmüş durumda. İnternet ve pazar araştırmaları yapan Gartner şirketinin verilerine göre 2020 itibarıyla 6 milyara yakın nesnelerin interneti uç noktası var. Her yeni teknoloji, her yeni beyaz eşya, her yeni eşya internete bağlı olarak üretilmeye başlanıldıkça giderek artan bir veri sayısı ortaya çıkacak.

Üretimdeki teknolojilere bakacak olursak 90’larda robotlardan ve makineleşmeden bahsediyorduk artık internete bağlı ve akıllı algoritmalarla çalışan makinalar ve robotlardan bahsediyoruz. Bu işin gittiği nokta itibarıyla artık karanlık fabrika denen, insanların üretim hattında hiç çalışmadığı sadece bunların yazılımlarıyla ve bunlarda çıkabilecek sorunlarla ilgilendiği ama günlük düzenli üretimi tamamen birbiriyle haberleşen robotların yaptığı noktaya doğru gidiyoruz.”

YAŞAMI KOLAYLAŞTIRMAK VERİMLİLİĞİ ARTIRMAK MÜMKÜN

Erdoğan, “Nesnelerin İnterneti” teknolojisinin kullanıldığı alanların giderek genişlediğini ve birtakım değerler izlenerek bu veriler üzerinden cihazların yönetildiği örnekler olduğunu aktardı. Erdoğan bu örnekleri şöyle sıraladı:

“Örneğin şehir planlaması insanların hareket verilerine göre daha akıllıca yapabilir artık. Cep telefonlarından konum bilgilerine ulaşılabiliyor, evden işe gidiş güzergâhları veya günlük aktivitelerini nerelerden yaptıkları takip edilebiliyor. Dolayısıyla şehir planlaması için veriler toplanabiliyor. Atık toplamada çöp konteynerlerine yerleştirilen sensörlerle doluluk oranları takip edilip, çöp kamyonlarının nasıl bir rota izleyeceği ve daha az yakıt tüketerek, kaynaklar daha az kullanılarak verimli bir düzen sağlanabilir. Havanın kirliliğini belli sensör kitleri ile ölçerek insanların yaşamını, sağlıklarını yönlendirecek uyarılarda bulunmak ve kirlilikle ilgili takipler yapmak mümkün. Otonom sürüşün artmasıyla birlikte trafiğe yönelik düzenleme yapmak da mümkün. Örneğin, acil durumu olan bir ambulans trafiğe geldiğinde araçların bir internet ağı üzerinden haberleştiği ve bütün araçların aynı sinyali alarak bu ambulansa yol verdikleri sistemleri kurmak yine mümkün. Sağlıkta ciddi uygulamalar var. İnsanların bilekliklerinden çeşitli cihazlarından günlük aktivite verilerinin toplanması ya da kalp atışlarıyla, nabızlarıyla ilgili verilerin toplanıp sağlık durumlarının incelenebildiği örnekler var.”

EŞİTSİZLİK BÜYÜYOR

Bütün teknolojik gelişmeler gibi “Nesnelerin İnterneti”nin de kullanış amaçlarına bağlı olarak nereye gideceğiyle ilgili olumsuz öngörülerde bulunulabileceğini ifade eden Erdoğan, internet erişiminin dünya’da istenen seviyelerde olmaması nedeniyle insanlar ve ülkeler arası eşitsizliğin derinleşebileceğini vurguladı.

Erdoğan şunları söyledi:

“Ülkelerin ve insanların bundan ne kadar yararlanabileceğini düşünmemiz gerekiyor. Dünya’da daha yüzde 65’in internete erişimi var. Kuzey Amerika, Avrupa ve doğuda gelişen ülkelerin de bu ortalamayı artırdığını görüyoruz. Afrika gibi Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerin bazı bölümlerinde yüzde 50’nin altında internet kullanımları var. Dolayısıyla teknolojik yeniliklerden ve bunların faydalarından bahsederken aslında birçok insanın daha buna erişmek açısından bir eşitliğe bile sahip olmadığını düşünmemiz gerekiyor. Belki de bir yandan da teknolojiyi geliştirirken teknolojiye ulaşma konusundaki eşitliğin nasıl artırılacağının düşünülmesi gerekiyor.”

“VERİ TOPLAMANIN KAPISI”

Erdoğan bu teknolojinin kişisel verilerin kötüye kullanımına da hizmet edebileceğinin altını çizdi ve “Nesnelerin İnterneti aslında veri toplamanın bir kapısı” dedi.

Erdoğan son olarak, “Verilerin ticarileştirilmesinde ya da büyük kitleleri yönlendiren algoritmalarda verilerini çoğunlukla buradan topluyor. Sağlık verileri de dâhil iyiye kullanılabilecek her şey aynı zamanda ticarileştirilip bizim rızamız dışında veya bizim rızamızı almak için gönderilen çok uzun okumaktan üşendiğimiz metinleri kabul etmemiz sonucu toplanıp ticarileştirilebilir. Genellikle pozitif bir geleceğe doğru insan iş gücünü verimliliğini hedef alan teknolojiler olsa da birlikte kullanıldığı uygulamalarla, algoritmalarla Nesnelerin İnterneti zararlı kullanımlara hizmet edebilir.” ifadelerini kullandı.