China Daily / Li Shi

Çin’in talep yanlı yönetimi, büyümeyi sürdürmeyi amaçlayan bir dizi makroekonomik politikadan çok daha fazla önem taşımaktadır. Fiziksel sermayeye yatırımı çok fazla vurgulamak, eski bir kalkınma modelinin mirasıdır. Bununla birlikte uzun vadede, fiziksel sermayeye fazla yatırım kapasite fazlasına yol açacak, bu da belli bir oranda tüketime baskı yapacak ve yetersiz tüketici talebiyle sonuçlanacaktır.

Çin, ihracata ve yatırıma dayanan eksi kalkınma modelinden, tüketim ve yeniliğe dayalı yeni kalkınma modeline doğru geçerken, uzun vadeli ekonomik büyümeyi sürdürmek için insan sermayesine, özellikle kamu fonlarına yatırım yapmaya büyük önem vermelidir. İnsan sermayesine devlet yatırımını artırmak ayrıca tüketici harcamasını da destekleyecektir. Eski kalkınma modeliyle kıyaslandığında yeni kalkınma modeli insanı temel alıyor. Yeni kalkınma yönteminin özü, devlet yatırımının insan sermayesini geliştirmeye odaklanmasıdır.

Son birkaç yıldır Çin, özellikle eğitime yapılan harcamalar bakımından insan sermayesine olan yatırımını iyileştirdi. Devletin, 2000 yılında eğitim harcaması Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 4’ü iken, bu oran 2011 yılında yüzde 5’in üzerine çıktı. Ancak daha sonra oran çok az değişti ve hatta 2012 yılından bu yana biraz azaldı.

Zayıf tüketimin arkasındaki en önemli sebeplerden biri, insanların gelirindeki büyümenin yavaş olmasıdır. İnsan sermayesine yetersiz yatırım işgücü verimliliğinde düşük büyümeyle sonuçlandı, bu da ekonominin büyümesine zarar verdi. Bu nedenle, insan sermayesine yapılacak büyük yatırım, iş gücü verimliliğinin artmasına ve insanların gelirlerinin yükselmesine olanak sağlayacaktır.

Çin, sadece gelirin yeniden dağıtımı politikasına bağlı olmak yerine, insanların gelirlerinin sürdürülebilir ve uzun vadeli büyümesini sağlamak için insan sermayesine yatırım yapmayı artırmalıdır. Farklı eğitim geçmişlerine sahip insanların ücretlerindeki ortalama yıllık artışa ilişkin yaptığımız hesaplama, üniversite mezunu ya da daha üstü kimselerin sürekli ve hızlı gelir büyümesi kaydeden tek grup olduğunu göstermektedir.

Çin halkının, insan sermayesinin gelişimine yatırım yapmanın önemini anladığını söylemek adil olacaktır. Çin Hanehalkı Geliri Projesi’nin yaptığı bir çalışma, insan sermayesine yatırımın, özellikle yüksek gelirli hanehalkları arasında büyümeyi hızlandırdığını gösterdi. Hem kırsal hem de kentsel bölgelerdeki yüksek gelirli hanehalkları, eğitime olan harcamaları dâhil olmak üzere insan sermayesine yatırımını sürekli olarak artırıyor.

Çin’de 2013 yılından 2018 yılına kadar ülkenin kentleri ve kasabalarında en yüksek gelire sahip ailelerin ilk yüzde 20’sinde öğrenci başına eğitim harcaması yüzde 40, orta gelirli ailelerde ise yüzde 25 oranında yükseldi. Çin halkı, bu tür yatırımların dönüşünün tamamen farkında olduğu için insan sermayesine daha fazla yatırım yaptılar.

İNSAN SERMAYESİNİN GELİŞİMİNE YATIRIM YAPMANIN ÖNEMİ ANLAŞILDI

Eğitim fırsatları ve yatırımdaki eşitsizlik, gelir uçurumunu genişletecek. Çin Hanehalkı Gelir Projesi tarafından 1980’li yıllardan bu yana yürütülen çeşitli hanehalkı geliri araştırmaları, eğitimin, gelirin büyümesinde ve gelir uçurumunun artmasında giderek artan en önemli itici güç haline geldiğini gösteriyor. Bu yüzden insan sermayesine yatırım yapmak, sadece büyümeyi desteklemek değil, aynı zamanda büyümenin faydalarının daha adil dağıtımı için etkili bir yoldur. Kentsel, kırsal ve farklı bölgelerde insan sermayesine eşit yatırımı teşvik etmek, gelir uçurumunu kapatmada ve tüketici harcamasını desteklemede özellikle önemli bir rol oynamaktadır.

Büyük bölümünü eğitimin oluşturduğu önleyici amaçlı tasarruflar, Çin hanehalklarının harcama gücüne zarar veriyor. Birçok Çinli aile, çocuklarının gelecekteki eğitimleri için sürekli olarak tasarrufta bulunuyor, bu da kaçınılmaz olarak diğer şeylere yönelik harcamalarını kısıtlamasına yol açıyor.

Bu nedenle, insan sermayesine yönelik hükümet yatırımlarını artırmak hanehalklarının, belli bir oranda eğitim için tasarruflarının yerine geçebilir, böylece hanehalklarının tüketimini yükseltebilir. Devlet, hanehalklarının tüketimini desteklemek için insan sermayesine daha fazla yatırım potansiyelini tam olarak kabul etmelidir.

Dahası, insan sermayesine devlet yatırımını artırmak, eğitim fırsatlarında eşitliği teşvik edecek, büyük bir orta gelire sahip grup yaratacak, gelir uçurumunu daraltacak ve yoksulluğu kısmen azaltacak, böylece sürdürülebilir uzun vadeli tüketim büyümesini ve ekonomik büyümeyi sağlayacaktır.

Beijing Normal Üniversitesi Çin Gelir Dağılımı Enstitüsü’nün eğitim harcamaları ve farklı ailelerdeki büyüme oranı üzerine yaptığı bir araştırma, insan sermayesine kamu yatırımının belli oranda bu alanda özel yatırımın yerine konulabileceğini gösteriyor. Eğitimde büyük kamu yatırımları, belli bir dereceye kadar eğitimdeki özel yatırımı azaltacaktır. Örneğin, kentsel kesimlerde insan sermayesine kamu yatırımı kırsal kesimlere göre daha yüksektir; bu yüzden kırsal kesimlerdeki ailelerin eğitim harcamaları, kentsel kesimlerle karşılaştırıldığında hanehalkları gelirlerinin daha büyük bölümünü oluşturmaktadır. Dolayısıyla kırsal kesimlerde insan sermayesine kamu yatırımını artırmak belli bir ölçüde tüketim harcamalarını destekleyebilir.

Çin’in 14. Beş Yıllık Ulusal Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Planı (2021-2025) herkes için ortak refahı desteklemek için daha önemli ilerleme çağrısında bulunuyor. Tüm toplumun ortak refahının uzun vadeli gelişme amacını nasıl sağlayabiliriz? Bunun yolu, sürekli olarak yenilik ve işgücü verimliliğinin sürekli iyileştirilmesinden geçmektedir. Bu, faydaları daha adil biçimde dağıtmayı amaçlayan politikalarla bir mekanizma oluşturmayı gerektiriyor. Bu tür bir mekanizma, insanoğlunun kapsamlı gelişimini, özellikle insanların kapasitelerinin artırılmasını ve herkes için eşit gelişme fırsatlarını desteklemeye dayanmalıdır. Bu en önemli başlangıç noktasıdır ve ortak refahı sağlamanın stratejik seçimidir.