Xinhua / Guo Yage

İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, geçen pazartesi günü Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’ne hitaben yaptığı konuşmasında, Xinjiang’daki insan hakları sicili konusunda kasıtlı olarak iftira attı. Raab hatta, BM ve diğer Konsey üyeleriyle, söylenti yayma kampanyasına katılmaları için lobi yapmaya teşebbüs etti.

Başbakan Boris Johnson ise, birkaç gün önce “Çin kültürü ile insanına derin ilgi ve saygı duyduğunu” ifade etmiş ve Çin ile ilişkilerin geliştirilmesi sözü vermişti. Downing Sokağı’nın geçen 2 yıldan sonra Çin siyaseti artan bir şekilde tutarsız oldu. Bu bazen bir insanın iki elinin birbirine karşı çalışmasına benzedi. 

Bir el, bilhassa ticaret ve ekonomide Çin ile ikili iş birliğinin teşvik edilmesi talimatını verirken, diğeri Huawei’in İngiliz 5G’sine sokulmaması, Çin televizyon ağının bloke edilmesi, Hong Kong sakinleri için ısmarlama siyaset benimsenmesi ve sözde “zorla çalıştırma” yapıldığını öne sürerek Xinjiang’dan ürün ithalatının yasaklanması talimatlarını verdi. 

Böyle bir ikiyüzlü siyaset yürütmek, birinin üzerine defalarca çamurlu su atmaya ve sonra “Boş ver ve gel arkadaş olalım” demeye benzer.  

ÇİN İLE SAĞLIKLI VE İSTİKRARLI BİR İLİŞKİ İNGİLTERE’NİN ÇIKARLARIYLA BAĞDAŞACAKTIR

Londra ayrıca, kendi kendini kandırıyor gibi görünüyor. Bazı İngiliz politikacılar, Çin karşıtı konuşmalarının Çin tarafından duyulmayacakmış gibi davranıyorlar. Bu ikiyüzlülüğün tek mantıklı açıklaması, Londra’nın pastaya sahip olmak ve hepsini yemek niyetinde olduğudur. İngiltere, “Batılı demokrasilerin” dediği gibi “Kızıl Çin”e karşı sert olabilecekmiş gibi görünürken, Çin ile pragmatik iş birliğinden faydalanmak istiyor. 

İngiliz karar alıcılarının, böylesi bir ikiyüzlü stratejinin, her iki cephede çifte başarısızlığa yol açacağını bilmeleri gerekiyor.  Salgın ve Brexit sonrası çağda, Çin ile sağlıklı ve istikrarlı bir ilişki, İngiltere’nin uzun dönem çıkarlarıyla bağdaşacaktır. Bu ilişki, Londra, Beijing ile karşılıklı güven ve saygıyı nasıl geliştireceğini öğrendiğinde mümkün olabilir. 

Şüphesiz ki, Londra’nın sözde Batılı değerleri korumayı seçme özgürlüğü vardır. Yine de bunu Çin’in ana çıkarları pahasına yapmak istediği takdirde Beijing sessiz kalmayacaktır.