CGTN / Tom Fowdy

İngiliz Avam Kamarası’nda küçük bir grup Çin karşıtı milletvekili perşembe gecesi kendi kendilerine Beijing’i Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde “soykırım” yapmakla suçlayan bağlayıcı olmayan bir karar aldı. Oylamaya katılanlar arasında, bir ay önce İngiltere’nin önlemlerine misilleme olarak yaptırım getirdiği kötü şöhretli Çin karşıtı kampanyacılar Iain Duncan Smith ve Nus Ghani vardı. Oylamaya az katılım ve olayın önemsizliği nedeniyle, karar tahmin edilebileceği üzere sadece destekleyenler katıldığı için kabul edildi. Asya Bakanı olarak hükümeti temsil eden Nigel Adams, oylamaya katılmadı.

Buna rağmen, Smith yanlış yönlendirici bir şekilde kararı “tarihsel bir an” olarak tanımladı ve ana akım medya bu kararı Avam Kamarası’nın tamamının idaresini temsil ediyor dereceye yükseltti, sanki hükümet politikası için sonuçları olan bütün milletvekillerini katıldığı önemli bir olaymış gibi. BBC kararı Downing Street üzerinde “artan bir baskı” olarak tanımladı, ama yeterince merak uyandırıcı bir şekilde tartışma Boris Johson ya da Dominic Rabb’ın dikkat etmesini gerektirecek kadar önemli değildi. Basında kararın yer alması elbette güle oynaya pratik olan boş Avam Kamarası sandalyelerini göstermedi, bunun yerine bunun “Britanya’nın tutumu” olduğu gibi yanlış anlatılar ileri sürdü.

Britanya politikasında parlamento egemendir. Avam Kamarası Britanya yönetişiminin yasama ve yürütme fonksiyonlarını erine getirme konusunda kraliyetin gücüne sahiptir. Bu nedenle, “parlamentonun iradesi” denen şey hükümetin isteğine karşı olsa bile, nihayetinde karar almadaki nihai söz sahibi midir? Bu ana akım medyayı bağlayıcı olmayan küçük bir grup Çin karşımı yeni parlamento üyesinin kararını bütün olarak ülkenin iradesi ve kararlılığı olarak tanımlamaya yönlendirdi. Fakat, birçok nedenden ötürü bu yanlış fikir verici bir şey.

Her şeyden önce, bağlayıcı olmayan bir karar olarak, bu bir yasama hükmü değil. “parlamentonun egemenliği” ya da “parlamentonun iradesi” ancak yasaları kabul edince ve kararlar alınca gerçekten geçerli olur. Bağlayıcı olmayan bir karar olarak bu parlamentonun yasama gücünün kullanılması değildir. Herhangi bir hareket tarzına ya da her hangi bir taahhüde yol açmaz, bu nedenle hükümet bu kararla “bağlı” değildir. Dolayısıyla, bu parlamentonun iradesi değildir ve bu nedenle Boris Johnson buna karşı ciddi bir muhalefet göstermedi.

BAĞLAYICI OLMAYAN KARARA “TARİHSEL BİR AN” VURGUSU!

Aynı Çin karşıtları bu yılın başlarında, yasal olarak soykırım suçlamasına dayanarak ticaret ilişkilerinin engellenmesini öneren, aynı “soykırım eki” yasasını geçirmek istediklerinde, İngiltere hükümeti buna karşı çıktı ve üç kez engelledi. O ciddiydi, bu değil.

İkincisi, fırsatçı politikacıların popüler bir oylaması, -muhtemelen uluslararası hukukta olası en ciddi suçlardan biri olan ve kanıtlaması aşırı yüksek bir eşikle katı yasal kriterlere bağlı olan- bir “soykırımın” gerçekliğini ya da dayanağını belirlemez. Bu ne popülerlik yarışması ne de diğer jeopolitik niyetlerin perdesidir. Bu “tartışmaya” kararlaştırılmış sonuçlar ve motivasyonlar seti ile gelen verili sonucu sağlamaktan başka niyetleri olmayan ve hükümet temsilcisi dışında kimsenin katılmadığı, bu karara oy verenler, kararı örgütleyenlerdir.

Öyleyse buradaki “tarihsel an” ne? 10’dan az Çin karşıtı fanatiğin bir araya gelerek kendi örgütlediği, yasal olarak sonuçsuz karar için sonuçsuz sohbet grubu ve ardından İngiltere ile bir bütün olarak parlamentonun iradesi olarak abartmalarından başka ne var? Dünyadaki başka soykırımlar ya da insan hakları ihlalleri konusundaki diğer iddialarla ilgili herhangi bir oylama yaptılar mı? Neden yapmadılar? Bu sadece Xinjiang konusunun Britanyalı Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) izlemeye zorlamak için ve jeopolitiğin bir uzantısı olarak ana akım medyanın eş zamanlı hareketinde nasıl bir silaha dönüştürüldüğünü gösterir.

Iain Duncan Smith gibi, görevdeyken insanların acılarına ilgi göstermeyen sağ kanat politikacılar sadece Çin’e darbe vurmak için samimiyetsiz biçimde iyiliksever insan hakları eylemcisi gibi yanlış sunuluyor.

Özünde bu olay, samimiyetsiz biçimde büyük önemi varmış gibi abartılan önemsiz bir şeydir. En iyi durumda, bir komedidir.