CGTN / Azhar Azam

O zamanın tarımsal ekonomisini harap eden 1709’daki Büyük Ayaz’dan sonra ilk kez, Britanya ekonomini geçen yıl yüzde 9,9 küçüldü. Ekonomik çıktısının yaklaşık yüzde 80’ini karşılayan ana hizmet sektörü ve imalat ve inşaat sektörü de 2020’de hızla küçüldü.

2020’nin dördüncü çeyreğinde toparlanan büyüme başlangıçta İngiltere’nin ekonomik toparlanması için bir umut oldu, ama aralık ortasındaki üçüncü karantina ekonomiyi tekrar riske soktu ve 300 yıldan uzun bir zamandır en büyük düşüşe neden oldu, bu düşüş oranı 2009’aki finansal krizdeki düşüşten iki kat fazlaydı.

İngiltere Maliye Bakanı Rishi Sunak, bütün dünyada ciddi şoklar yaşandığını, ama Britanya ekonomisindeki bozulmanın boyutunun, diğer sanayileşmiş ekonomilerdeki Covid-19’un etkisinin küçük olması nedeniyle, çok büyük olduğunu söyledi; Fransa’da yüzde 8,3, Almanya’da yüzde 5 ve yüzde 3,5.

“Destekleyici finansal desteğin” eşlik ettiği aşılama kampanyasının harcamaları artırmak için salgını yenmesine ve kısıtlamaları kaldırmasına yardımcı olması bekleniyor. Yine de, Avrupa’daki en büyük can kaybı, yoğun ekonomik kriz ve ölümcül Covid-19 türü, ekonominin daha fazla zarar göreceği uyarısında bulunuyor, bu da İngiltere’yi salgın öncesi düzeye ulaşacak en son gelişmiş ekonomi haline getiriyor.

Kısa süre önce, Uluslararası Para Fonu (IMF) 2021 için İngiltere büyüme beklentisini 1,4 puan azaltarak yüzde 4,5’e çekti. Geçen yılki neredeyse iki haneli düşüşten sonra, düzeltilmiş büyüme beklentisi Britanya hükümetinin karşılaştığı büyük ekonomik zorluklarla mücadele edebilmesi için çok küçük olabilir.

BREXIT, BORİS JOHNSON HÜKÜMETİ İÇİN EKONOMİK ZORLUKLARI DAHA DA AĞIRLAŞTIRACAK

Salgından önce bile İngiltere ekonomisi umut verici değildi. 2019’un son üç ayında, ekonomi sıfır büyüme kaydetti ve imalat sektörü peş peşe üç çeyrek daralırken hizmet sektörü yavaşladı. Mallar ve hizmetlerde ticaret açığı yüksek olmaya devam etti.

Uzmanlar İngiltere’nin ekonomik çıktısının, kendi dengi ülkelerle karşılaştırıldığında daha fazla zarar gördüğünü, çünkü tüketici harcamalarına daha fazla bağlı olduğuna inanıyorlar; bu durum ekonomisini çeşitlendirmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Kısıtlamaların sona ermesinin bu yılın sonlarında hızlı bir ekonomik toparlanmaya yol açacağına umut bağlayan ülke yetkilileri, bazı mucizelerin işleri kendiliğinden düzelteceğini umarak,  insanları ve ekonomiyi kurtarmak için önlemler almaktan vazgeçmiş görünüyorlar.

Brexit, Boris Johnson hükümeti için ekonomik zorlukları daha da ağırlaştıracak. Avrupa Komisyonu’nun son tahminlerinde, İngiltere’nin yiyeceği ekonomik darbenin Avrupa Birliği’nin (AB) yiyeceği darbeden dört kat daha büyük olacağı belirtiliyor. Johnson hükümeti, Brexit sonrası dönemde diğer ülkelerle ve bölgelerle ticaret anlaşmaları imzalama çabalarını iki kat artırdı.

Bu ayın başlarında Britanya, ticaretini artırmak için yeni kanallar açma ve Asya-Pasifik’te etkisini artırmak için, 11 üyeli Kapsamlı ve Gelişen Trans-Pasifik Ortaklık Anlaşması (CPTPP) blokuna katılmak için resmen başvurdu. Ama İngiltere’nin bu bloka üye ülkelerin birkaçıyla zaten ticaret anlaşmaları olduğu için, İngiltere’nin kulübe katılma hareketi “Çin’in yükselişini engelleme” olarak görüldü.

Çin, ekonomik kalkınmasına dayanarak Avrupa otomobilleri ve lüks malları için talep yaratarak iki yönlü ticareti 709 milyar dolara çıkarıp, AB’nin en büyük ticaret ortağı olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) yerini alırken, Çin piyasası İngiltere’nin ihracatını artırması için hayati öneme sahip olabilir.

Çin’le iyileştirilmiş ilişkiler neredeyse tükenmiş bir imalat temeline sahip olan İngiltere ekonomisini yeniden dengeye oturtabilir ve çeşitlendirebilir. Londra tarihsel olarak yüzde 1’in altında büyüme oranlarına sahip ki, bu Covid-19’un etkilerini dengelemek için yeterli değil. Bu yüzden İngiliz hükümetinin imalata yatırım yapmak ve Çin gibi diğer ülkelerle ticaretini geliştirmek zorunda.

BEIJING VE LONDRA ARASINDAKİ EKONOMİK İLİŞKİLERİN TARİHİ

Beijing ile Londra arasındaki ekonomik ilişkilerin tarihi 20 yıl kadar geriye gidiyor ve Davud Cameron’ın başkanlığında 2015’de zirveye çıktı. Bu tarihte Maliye Bakanı George Osborne Çin’i ziyaret etti, İngiltere’nin “Çin’den kaçamayacağını” ve “daha fazla iş yapması” ve Çin ekonomisiyle “daha fazla entegre olması” gerektiğini söyledi.

İlişkilerin “altın çağı” İngiltere’nin Çin’in egemenlik sorunlarıyla ilgili tutarlı konumunu terk etmesi üzerine bitmekte olsa da, ticaret güçlenmeye devam etti. 2019’da Çin, İngiltere malları için altıncı büyük ihracat ve dördüncü büyük ithalat pazarıydı, 1999’da sırasıyla 26. ve 15. idi.

Ancak, İngiltere’nin -Avrupa’da Çin’in avukatlığından Huawei’yi 2027’de telekomünikasyon ağından tümüyle çıkarmaya, Çin’in 17 İngiltere sanayisindeki yatırımları denetlemekten, Çin’le herhangi bir potansiyel ticaret anlaşmasını insan hakları sorununa bağlama girişimi ve CGTN’nin lisansının iptal edilmesine kadar- 180 derecelik dönüşü, karşılıklı olarak yararlı olabilecek herhangi bir uzlaşma sürecini engelledi.

İngiltere iki küresel ekonomi arasındaki artan gerginlikler ile gerilimli ilişkilerin küresel piyasalarda belirsizliği tetikleyeceğini ve İngiltere’nin, salgın ile Brexit sonrası dönemde azalan verimlilik ve artan kamu borçları ile karşı karşıya olan düşüşteki ekonomisi için daha tehlikeli olacağını unutmamalıdır.

Londra’nın çok taraflılığı ve küresel ticaret sistemini desteklemeye bağlılığına, kural temelli uluslararası düzeni izleyinceye ve Çin’in içişlerine karışmayı durduruncaya kadar güvenilemez. Bunun yanı sıra, İngiltere diğer ülkelerle ticaret anlaşmalarında kendi koşullarını dikte edecek bir konumda da değildir.

İngiltere’ye Çin’den kuşkulanmaktan kurtulup dünyanın ikinci büyük ekonomisinin desteğini almaya çalışmaktan daha uygun bir şey yoktur. Bazı ülkeleri memnun etmek için Beijing ile ilişkileri yaralamak kötü bir stratejidir ve sonunda İngiltere’nin uluslararası ticarette kaybetmesine yol açacaktır.