İngiltere ile Rusya arasındaki Karadeniz geriliminin 28 Haziran ile 10 Temmuz arasında yapılması planlanan NATO tatbikatı Deniz Meltemi (Sea Breeze) ile sürmesi bekleniyor. Uzmanlar, Batı Rusya ile topyekun bir hesaplaşmaya girmekten kaçınsa da Moskova’ya yönelik baskı siyasetinin devam edeceği görüşünü paylaşıyor.

İngiliz devletinin 16 Mart 2021’de açıkladığı “Temel strateji belgesi” niteliğindeki rapor, Karadeniz merkezli gerilimi anlamak bakımından oldukça önemli ipuçları sağlıyor.

Raporu inceleyen Siyaset Bilimci Yunus Soner, İngiliz devletinin yeni dönem güvenlik siyasetine ilişkin tespitlerini Kamil Erdoğdu ve Mehmet Kıvanç’ın hazırladığı Dünya Postası programında anlattı. Soner, NATO’nun Moskova’ya baskı siyasetinin yeni olmadığını hatırlatarak şunları kaydetti:

“Gerginlik, uzun süreli NATO siyasetinin parçası. 2014 yılındaki NATO Zirvesi’nde Rusya tehdit statüsüne getirildi. NATO, 2014 yılından bugüne adım adım Rusya ile askeri ve siyasi çatışmanın temellerini, stratejilerini hazırlıyor”

“RUSYA VE ÇİN SİSTEMİK RAKİP, DEVLET TEHTİDİ”

Ön sözünü Başbakan Boris Johnson yazdığı İngiliz devletinin raporuna atılan başlık; “Rekabet Çağında Küresel Britanya: Güvenlik Savunma Kalkınma ve Dış Politikanın Bütünlüklü Değerlendirmesi” oldu. “Bu raporda İngiltere bir dünya tahlili yapıyor” diyen Soner bu raporda; “Soğuk Savaş sonrası Amerikan önderliğinde kurulan İngiltere’nin de desteklediği uluslararası kurala dayalı sistem çökmüştür” tespitinin yapıldığı belirtti. Yunus Soner, Rusya ve Çin’e karşı “sistemik rekabet” hedefini ise şu şekilde açıkladı:

“En başta çok kutuplu dünya tespitinde bulunuyor İngiliz hükümeti. Bu çok kutuplu dünya içerisinde ‘daha çok rekabet etmeliyiz, sistemik bir rekabete giriyoruz’ diyorlar. Rusya ve Çin, her iki ülkede İngiliz devletinin raporunda birer ‘devlet tehdidi’ olarak adlandırılıyor.”

REKABET İÇİN REFORM PAKETİ

Soner, “Toplumun bütününü ve hükümetin bütününü Rusya ve Çin’le rekabete hazırlamak” hedefiyle gündeme hazırlanan reform paketinin ayrıntılarına ilişkin şunları aktardı:

“Rusya ve Çin’e karşı sistemik rekabette farklı adımlar öngörüyorlar. Birincisi hükümet reformu. Bütün devlet kurumlarında ulusal güvenlik odaklı ekonomi ve siyaseti bir arada ele alan bir yeniden organizasyon öngörüyorlar. İkincisi kamuoylarını devlet tehditleri olarak tanımladıkları Rusya ve Çin’e karşı hazırlamaya başlıyorlar. Somut uygulaması ne? Yeni seçim yasaları, dezenformasyonla mücadele, yeni ulusal güvenlik yasaları hazırlıyorlar.”

İNGİLTERE NÜKLEER GÜCÜNÜ BÜYÜTÜYOR

Soner, raporda yer alan ve İngiliz devletinin önümüzdeki dönem askeri stratejisine ilişkin belirlenen hedeflere ilişkin şunları söyledi:

“Nükleer başlık sayısını 2010 yılındaki son bütünlüklü değerlendirmede düşürmeye karar vermişlerdi şimdi tekrar arttırıyorlar. Nükleer başlık sayısı 260’a çıkarılıyor. İngiliz devleti savunma harcamalarını artıyor. Daha fazla ülke dışı askeri faaliyet öngörüyor. Ukrayna ordusunun inşasına devam etme kararı veriyor. Bütün ülke dışında görevde bulunan askeri personeli için operasyon ile savaş arasında sürekli geçişler öngörüyor. Şunu demek istiyor; ‘bizim filolarımız, uçaklarımız, askeri üslerimiz sürekli, askeri operasyonla savaş hali arasında gidip gelecek…”

Bu konseptin “tetikte olmanın bir adım ötesinde” olduğunu kaydeden Soner, Hint Pasifik’e de İngiliz donanmasının kuvvet gönderdiğini hatırlattı. Soner, rapordaki Rusya ve Çin’le ilgili yapılan “devlet tehdidi” tanımlamasının içerdiği mesajlara ilişkinse şu vurguları yaptı:

“Hem Rusya hem Çin birer devlet tehdidi olarak ifade ediliyor. Bu uluslararası diplomaside, başka bir devleti devlet olarak tehdit ilan etmek çok ileri bir nokta. Belge, Rusya’nın belirli siyasetlerini eleştirmiyor. Rus hükümetini tehdit ilan ediyor. Bu ileri bir tutum. Bunun uygulamalarını bugün Karadeniz’de görüyoruz.”

Karadeniz’deki gerilimin, “sürpriz bir durum” olmadığını belirten Soner, bütün bu tasarıma rağmen Batı ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) “Rusya ile açık savaş” istemediğini kaydetti. Siyaset Bilimci Soner, Amerikan toplumundaki iç çelişkilerin de ABD açısından sınırlayıcı faktör olduğunu belirterek şu izahı yaptı:

“Burada Amerika’nın içindeki sorunları da hesaba katmamız gerekiyor. Biden yönetiminin devraldığı ileri derecede kutuplaşmış, ekonomik sorunlar yaşayan bir toplum. Bizzat Biden, ’ Bizim ülkemizde 24 milyon kişi ülkemizde aç’ diyor. Böyle bir ortamda Rusya ile büyük bir savaş ihtimali çok yüksek gözükmüyor. Bununla birlikte Rusya’ya karşı sürekli baskı atmosferi sürdürülecek. Rusya’yı provoke etmek gibi bir çizgi izlenecek. Takibatın amacı bu zaten.”

Batı dünyasının “Kendi kamuoylarını uzun süreli bir çatışmaya hazırladığı” tespitini yapan Soner, gelişmelerin “bir tür yeni soğuk savaşı” ortaya çıkardığını ifade etti. Soner, sözlerini şu şekilde noktaladı:

“Hem İngiltere hem kısmen Amerika şu temel tespiti yapıyor: Artık çok kutuplu bir dünya var. ‘Daha daha rekabetçi, daha müdahaleci, daha saldırgan olmalıyız’ tespitinde bulunuyorlar. Karadeniz’deki gerilim ve tatbikat bunun bir parçası.”