Haber: CRI Türk Dış Haberler Servisi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Joe Biden’ın 26 Mart’ta 40 ülke liderine ve Avrupa Birliği’ne (AB) gönderdiği davet üzerine ABD’nin ev sahipliğinde sanal ortamda yapılacak İklim Zirvesi dün başladı. Konuya dair merak edilen 5 soru ve yanıtı okuyucularımızın dikkatine sunuyoruz.

İKLİM ZİRVESİ’NDE GÜNDEM NE OLACAK?

ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, zirvede önümüzdeki 10 yıl içinde karbon emisyonunun azaltılması, iklim faaliyetlerinin özellikle de istihdam ayağı üzerinden ekonomik faydaları, dönüşüm teknolojileri ve küresel iklim değişikliği için çalışan devlet dışı aktörlerin tanıtılmasına odaklanılacağı duyuruldu.

Açıklamada, “Zirvenin ana amacı dünyanın büyük ekonomilerini özellikle de dünyadaki emisyonun yüzde 80’ini yapan ve gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 80’ine sahip Büyük Ekonomiler İklim ve Enerji Forumu üyelerini yıllık küresel ısınmayı 1,5 santigrat dereceye indirme hedefine ulaşma konusunda teşvik etmektir.” ifadesine yer verildi.

Zirveye, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Franciscus’un da aralarında bulunduğu 40 ülke lideri katılıyor.

Zirve öncesinde ABD Başkanı Joe Biden’ın İklim Özel Temsilcisi John Kerry, Çin’i ziyaret etmiş ve taraflar görüşmenin ardından iklim krizine karşı birlikte mücadele edeceklerini duyuran ortak bir açıklama yayımlamıştı. Bununla birlikte, zirve öncesinde AB, 27 üye ülkenin 2050 yılına kadar karbon emisyonlarını sıfıra indirmesini amaçlayan anlaşmaya varmıştı. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, geçen hafta çarşamba günkü açıklamasında, “2050 yılına kadar ‘sıfır karbon emisyonu’ hedefine ulaşan ilk kıta olmak için bulunduğumuz siyasi taahhüt, şimdi aynı zamanda hukuki bir taahhüt haline geldi. İklim yasası, AB’yi, bir nesil boyunca ilerleyeceği yeşil yola hazırladı.” diye konuşmuştu.

COVID-19 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ NASIL ETKİLEDİ?

Yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle ekonomideki yavaşlama, enerji talebinde İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük düşüşe yol açtı. Enerji kullanımındaki azalma sonucu karbon salımı 2020’de yüzde 6 düşüş gösterdi. Buna karşın Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) dünya genelindeki ekonomik toparlanmanın karbon salınımındaki artışı beraberinde getireceğini duyurdu. IEA, küresel kömür talebinde yüzde 4,5 artış beklendiğini ve bunun 2014’teki zirve noktasına yaklaşacağını belirtiyor.

Öte yandan yenilenebilir enerjide de artış umut vadediyor. “Yeşil kaynaklar” olarak ifade edilen ve çevreye zararının minimum olduğuna inanılan yenilenebilir kaynaklarla elektrik üretiminin toplamdaki payının bu yıl yüzde 30’a ulaşması bekleniyor. Yenilebilir enerji sistemlerinin üretimi konusunda Çin Halk Cumhuriyeti başı çeken ülkeler arasında.

PARİS İKLİM ANLAŞMASI’NDA NELER VAR?

Paris Anlaşması, iklim krizinin önüne geçmek amacıyla 197 ülkenin ortak hareket etmeleri gerektiğini kabul ettikleri uluslararası bir anlaşma. İklim krizinin önüne geçmek için küresel ortalama yüzey sıcaklığındaki artışı 2 derece ile sınırlandırmak, mümkünse 1,5 derecenin altında tutmayı amaçlıyor. Şimdiye kadar 197 ülke anlaşmayı imzaladı, 191’i onayladı. Onaylamayan altı ülke arasında Eritre, Libya, Irak, İran, Yemen ile birlikte Türkiye yer alıyor.

İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) ortaya koyduğu veriler 1,5°C’lik bir ısınmanın 2°C’ye göre nispeten daha güvenli olacağını vurguluyor. IPCC’ye göre ortalama yüzey sıcaklığındaki artış 1,5’yi bulduğunda yüzde 100 artması beklenen sel riski 2°C’lik bir ısınmayla yüzde 170’e ulaşacak. Ayrıca şiddetli kuraklığa maruz kalan insan sayısı 1,5°C’lik bir artışta 350, 2°C’lik bir artışta 410 milyona çakabilir. Aşırı sıcak hava dalgaları ise dünya nüfusunun yüzde 9’u yerine yüzde 28’ini etkileyebilir. Bununla birlikte her 0,5°C’lik artışın tarımda ürün verimliliğini daha da düşüreceği biliniyor.

ÇİN ÇEVRE İLGİLİ HANGİ SÖZLERİ VERDİ?

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’ndaki konuşmasında, Çin’in 2030 yılından önce karbon salınımında sınır noktasına ulaşıp, sonrasında kademeli bir şekilde salınımı azaltarak, 2060 yılında karbon nötr olmayı planladığını belirtti.

Çin’in karbon emisyonunu azaltmak amacıyla alacağı tedbirler dikkat çekiyor.  Bu tedbirler arasında, Çin’de Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’da (GSYİH) birim başına düşen karbondioksit emisyonunun 2005 yılına göre yüzde 65’in üzerine çekilmesi, fosil dışı yakıtların birincil enerji tüketimindeki payının yüzde 25’e çıkarılması, orman rezervi hacminin 2005 yılına kıyasla 6 milyar metreküp artırılması, rüzgâr ve güneş enerjileri santrallerinin kurulu gücünün 1,2 milyar kilovatın üzerine yükseltilmesi gibi tedbirler yer alıyor.

Söz konusu hedefin, Çin’in rüzgâr ve fotovoltaik enerji sistemleri sektörlerinin canlılığını artırarak, geleneksel enerji şirketlerinin işleyiş modelini yükseltmesini hızlandıracağı ifade ediliyor.

BİREYLER OLARAK BİZLER NELER YAPABİLİRİZ?

İklim kriziyle mücadelede devlet kadar bireylerin alacağı önlemler de hayati önem taşıyor. Zira dünya üzerindeki her bireyin otomobil ve uçağa binme sayısını azaltması ya da toplu taşıma araçların tercih etmesi karbon salınımını azaltmada kesin çözüm getirmese de belirleyici bir rol oynayabilir.

Bununla birlikte yeşil enerjiye yönelmek, atıkları mümkün olabildiğince azaltmak, su tüketiminde dikkatli davranmak ve ihtiyacımız olanı satın almak bireylerin iklim mücadelesine katkı sunması anlamına gelir.