Kasım ayında Glasgow’da gerçekleştirilecek 26. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP26) aylar kala, dünyanın pek çok noktasından sel ve yangın haberleri geliyor. Bilim insanları, sıcaklıkların önceki dönemlere kıyasla çok daha hızlı bir şekilde arttığını söylüyor. Dünyanın ne kadar daha ısınacağını tam olarak tahmin etmek elbette zor fakat bu şekilde devam ederse, Dünya Meteoroloji Örgütü’ne göre sıcaklıklar, 2100 yılına kadar 3 ila 5 derece arasında artabilir.

2021 yılında dünya genelinde çok sayıda dikkat çeken hava olayı meydana geldi. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Kanada, geçen ay tarihin en sıcak haziranını yaşadı. Her iki ülke bugün de sıcak hava dalgasının etkisi altında ve kuraklıkla bağlantılı orman yangınları görülüyor. Örneğin, Rusya’da da başkent Moskova 120 yılın en sıcak haziran gününü yaşarken, dünyanın en soğuk bölgelerinden biri olan Sibirya’nın bazı yerleri son 150 yılın en kurak yazını yaşadı ve çıkan orman yangınlarının da temmuz ayı rekorunu kırması bekleniyor. 2021’de bugüne dek 26 ülkede 260’tan fazla sıcaklık rekoru kaydedildi. Uzmanlar, küresel ısınma nedeniyle çok daha büyük afet senaryolarına hazırlıklı olunması gerektiği konusunda uyarılar yayınlarken NASA, Dünya Meteoroloji Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) gelen raporlar, durumun ne kadar korkutucu olduğunu gösterdi. Son 10 yıl içinde orman yangınları ve sellerde artış yaşandığını dile getiren iklim bilimciler, bu olayların daha ciddi sorunların habercisi olduğunu aktarıyor.

2011-2021 DÜNYANIN EN SICAK 10 YILI OLDU

Küresel iklimde meydana gelen değişikliklerde insan faaliyetlerinin etkisi büyük zira insan faaliyetleri dünyanın ısınmasına sebebiyet verirken, günlük yaşama ciddi bir yansıması oluyor. İnsanlar tarafından doğaya yönelik tahribatlar doğal dengeyi bozduğu gibi felaketlerin de şiddetini artırıyor. Dolayısıyla bozulan ekolojik sistemde insanın da dâhil olduğu pek çok canlı türünün yaşamı sona eriyor.

Dünyanın dört bir yanından katılımcılar, kasım ayında COP26 Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı’nda İskoçya’da bir araya gelecek. COP26, Paris İklim Anlaşması’nın imzalandığı 2015’ten bu yana kaydedilen gelişmenin değerlendirileceği ilk zirve olması açısından önemli. Liderlerin COP26’da bir araya geldiklerinde vardıkları anlaşmalar ne olursa olsun, bir noktada bu vaatlerin ulusal kararlara dönüştürülmesi gerekecek. Ancak hükümetlerin tutumunun altını çizmek gerekiyor çünkü hükümetler stratejileri belirlemeli ve kaynakları seferber etmeli, aksi takdirde tartışmanın ötesine geçemeyiz.

Bu yüzyılda insanlığın önündeki en büyük zorluklardan biri, iklim değişikliğiyle mücadele. İklim değişikliğinin etkilerinin ne kadar büyük olacağı konusunda net ifadelerde bulunmak zor. Fakat şüphesiz, yaşanan hızlı değişimlerle mücadele etme konusunda yoksul ülkelerin iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini daha fazla hissedeceği bir gerçek. İklim değişikliği ekonomik, siyasi, sosyal ve toplumsal yapılarla direkt bağlantılı. Tüm bu tahribatı onarmada bireyler başta olmak üzere sivil toplum örgütleri, uluslararası şirketler, uluslararası örgütler ve devletler sorumluluk almalı. Çünkü gereken önlemler alınmaz ve bu tahribat sürerse sel, yangın ve benzeri afetler artarak devam edecek.

Tuğçe Akkaş