Global Times

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, geçen hafta perşembe günü İklim Zirvesi’nde önemli bir konuşma yaptı. Xi, insan ve doğa için bir yaşam toplumu oluşturulması fikrini önerdi. Xi, Çin’in 2030 yılından önce karbondioksit emisyonu zirvesine ulaşmak ve 2060 yılından önce karbon nötr olma hedefine varmak için uğraşacağını ve bu amaçları başarmak için büyük çaba sarf edeceğini söyledi. Çin’in taahhütleri gelişmekte olan ülkeler arasında göze çarpmakta ve bu Paris Anlaşması’nın uygulanmasında anahtar öneme sahiptir.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, ABD’nin sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar 2005 yılı seviyesine göre yüzde 50-52 oranında azaltma sözü verdi. Bu eski ABD Başkanı Barack Obama yönetiminin taahhüt ettiği emisyon azaltma seviyesinden daha yüksek yeni bir hedefe işaret ediyor. Bu kesinlikle sıcak karşılanan bir karar.

Paris İklim Anlaşması’ndan çekilen eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin tutumundan vazgeçen Biden yönetimi, küresel karbondioksit emisyonlarının azaltılmasını desteklemede yüksek bir profile sahip olduğunu iddia etti. Bu iyi bir şeydir. Ancak ABD Başkanı Biden dünya liderlerine, sera gazı emisyonlarını azaltmada kendi planlarını önemli ölçüde hızlandırması çağrısında bulundu. Gelişmiş ülkelerin bu çağrıya cevap vermesi gerektiğine inanıyoruz. Atmosfere en fazla karbondioksit emisyonu katkısında bulunan taraflar olarak gelişmiş ülkeler gerekli koşullara ve yükümlülüklere sahipler. Gelişmekte olan ülkeler ise halen iklim eylemi amacıyla dengelenmesi gerekli daha fazla sanayileşme yoluyla insanların yaşam standartlarını yükseltme gibi temel bir görevle karşı karşıya bulunuyor.

Bu nedenle gelişmiş ülkelerin, ülkelerin emisyonların azaltılmasında ortak ancak farklı sorumlulukları olduğunu anlaması gerekiyor. Bütün ülkelerin en iyisini yapması için önemli olan şey, çabalarında geriye gitmeksizin ilerlemeye devam etmek ve verdikleri taahhütlerden asla geri adım atmamaktır. Çin, karbondioksit emisyonlarını zirveye çıkarma ve karbon nötr olmayı başarma çizelgesini ulusal planına dâhil etti.

ABD VE BATI, ÇİN’İN GİRİŞİMLERİNİ DİKKATLİCE DİNLEMELİ

Biden’ın açıkladığı ABD’nin sera gazı emisyonlarını azaltma hedefi göz alıcı. ABD’nin şimdi karşı karşıya kaldığı güçlük, bu hedefi Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasında nasıl bir uzlaşmaya çevireceği ve gelecekte hükümet değişikliklerine yenik düşmeme hedefine ulaşmaktır. Uluslararası toplum Trump yönetiminin Paris Anlaşması’ndan çekilmesinin gölgesini üzerinden atamadı. Biden yönetiminin, ABD’nin emisyonları azaltma hedefini sürekli olarak uygulaması ve asla bir daha vazgeçmemesini garanti etmek için gerekli önlem ve düzenlemeleri bulmak amacıyla Kongre ile birlikte çalışması gerekmektedir. Ancak o zaman Washington gerçekten diğer ülkeleri cesaretlendirebilir ve bir itici güç oluşturabilir.

Gelişmiş ülkeler emisyonları azaltma teknolojilerinde bir avantaja sahip. Emisyon azaltmaları hızlandırıldıktan sonra, yeni endüstrilerin genişlemesi büyük faydalara yol açacak. Bununla birlikte emisyonları azaltmanın nihai amacı insanlığın ortak iyiliği içindir. ABD’nin sadece emisyonları azaltmayı hızlandırmada bir örnek oluşturmasına ihtiyacı yok, aynı zamanda gelişmekte olan ülkelere yardım etmek için teknoloji transferine öncülük yapması gerekiyor. ABD, sonraki iklim eylemlerini farklı bir şekilde kar aramak için bir süreç olarak ele almamalıdır; emisyonları azaltırken gelişmekte olan ülkelerden kâr elde eder.

Çin dünyanın en büyük gelişmekte olan ülkesidir. Çin’in sanayileşmesi belirli bir seviyeye ulaşmış olsa bile gelişmiş ülkelerin hala gerisinde bulunmaktadır. Çin, toplumdan aldığı yüksek destekle sera gazı emisyonlarını azaltmada ön alıcı bir tutum izlemektedir. Bununla birlikte Çin aynı zamanda insanların yaşam standartlarını düzeltme gibi ağır bir görevi üstlenmektedir. Çin’in sorunlarının ve çabalarının çoğu kendine özgüdür. ABD ve Batı, dünyanın iklim değişikliğiyle uyumlu bir şekilde birlikte ilgilenmesi için büyük önem taşıyan Çin’in girişimlerini dikkatlice dinlemelidir.

Xi, insan ve doğa için bir yaşam toplumu oluşturulması için altı maddelik bir öneride bulundu; insan ve doğa arasındaki uyuma, yeşil kalkınmaya, sistemik yönetime, insan merkezli yaklaşıma, çok taraflılığa ve ortak, ancak farklılaştırılmış sorumluluklar ilkesine bağlı olmalıyız. Çin’in gelişmesi, Paris Anlaşması’nın amaç ve hedefleriyle uyumlu olarak yürür.

Farklı ülkelerin, özellikle gelişmiş ülkelerin de aynısını yapabileceğini umuyoruz. Farklı ülkelerin farklı durumları var, ancak hepimiz dünyada yaşıyoruz. İnsanlık için ortak geleceğe sahip bir toplumun yanı sıra insan ve doğa için bir yaşam toplumu oluşturulması bizim akıllı seçimimiz olacak.