CGTN / Mustafa Hyder Sayed

Japonya’nın bir milyon tondan fazla radyoaktif atık suyu serbest bırakacağına ilişkin son açıklaması, uluslararası bir tartışma yarattı ve komşu ülkeleri endişelendirdi. Japonya’nın iki önemli komşusu Çin ve Güney Kore, çevre ve halk sağlığı endişeleri nedeniyle bu harekete şiddetle karşı çıkarken Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Japonya’nın kararını “şeffaf” olarak nitelendirerek ve diğer ülkelerin uluslararası en iyi uygulamalarıyla tutarlı olduğunu belirterek meşrulaştırdı.

Bu ihtilaf, siyasi partizanlıkların ötesinde bir mesele olan iklim değişikliğini, son yıllarda geliştirilen uluslararası uzlaşmayı tehlikeye atabilecek ve insanlık için varoluşsal olan bir konuyu siyasallaştırabilecek partizan jeopolitiğinin alanına sokacaktır.

İklim değişikliğinin insan uygarlığının karşı karşıya olduğu tartışmalı bir varoluşsal krize dönüştüğü ve Başkan Biden’ın birleşik bir cephe oluşturmak için diğer dünya liderleriyle üst düzey bir zirveye ev sahipliği yapma sürecinde olduğu bir dönemde, Japonya’nın açıklamasının zamanlaması bu kadar kötü olamazdı. ABD’nin Japonya’nın açıklamasına tepkisi aynı zamanda dünyanın iklim değişikliği politikasındaki bariz eşitsizliğe de işaret ediyor.

İnsan haklarının belirli devletlere seçici olarak uygulanmasının çok ciddi bir sorunu silah haline getirmesi gibi, çevre standartlarına ve iklim değişikliğinin korunmasına yönelik seçici uygulama, yalnızca ABD’nin güvenilirliğini azaltmaktadır.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İŞ BİRLİĞİ YAPILACAK BİR ALAN

Bu, Japonya, Asya’da Çin’e karşı ağırlık olarak görüldüğünden, ABD’nin nükleer atıktan kurtulmayı sorgulamaya isteksiz olduğu ve görmezden geldiği şeklinde yorumlanabilir. Bu aynı zamanda, Washington’ın, Beijing’in büyük ölçüde Kuşak ve Yol İnisiyatifi sayesinde dost kazanmada ABD’yi geçtiği görünen özellikle Asya’da, Çin’e karşı gelmede ihtiyaç duyacağını düşündüğü müttefiklerine sarılmak için çaresizliğini gösteriyor.

Bununla birlikte, iklim değişikliği gibi belirli küresel sorunları siyasi kavganın üzerinde ve kusursuz tutmak, bu tür zorlukları ele almak için oluşturulmuş fikir birliğini sürdürmek ve beslemek için gerekli olduğundan, zorunlu kalmaya devam etmektedir.

Kirlenmiş suyun okyanusa sürekli olarak boşaltılması sadece okyanus florasına ve faunasına zarar vermekle kalmayacak, aynı zamanda çevredeki bölgenin balıkçılık endüstrisine de zarar verecek ve bölgedeki balıkları tüketmenin güvenliğini sorgulatacaktır. Guardian’ın bildirdiğine göre, Fukuşima’daki yerel balıkçılık kooperatifinin başında bulunan Kanji Tachiya, Fukuşima’nın balıkçılık endüstrisini nihayetinde parçalayabilecek çevresel korkuları gerekçe göstererek bu harekete karşı çıktı.

Çin, atık suyu okyanusa boşaltmak için benzer bir karar vermiş olsaydı, ABD, Japonya için Bakan Blinken’ın attığı “arıtılmış suyu elden çıkarma kararındaki şeffaf çabaları” tweeti gibi Çin’e “teşekkür” eder miydi?

Çevreye olan olumsuz etkisinin yanı sıra, tarım için kullanılan toprağı kirletmek suretiyle insan haklarının ihlali, potansiyel olarak insanlar tarafından tüketilecek balıklar ve diğer tüm uzun vadeli istenmeyen sonuçlar Washington tarafından dikkate değer bir şekilde göz ardı edilmektedir. Okyanusun geleneksel sınırları ve coğrafyayı aşan kolektif bir alan olduğu akılda tutulursa, bir okyanusta nükleer atıkların bertarafı tek taraflı bir karar değildir ve olamaz.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ GİBİ KÜRESEL SORUNLAR SİYASİ KAVGANIN ÜZERİNDE TUTULMALI

Japonya Greenpeace örgütü tarafından yapılan bir açıklamaya göre, atık bertarafı “Fukuşima, Japonya ve Asya-Pasifik bölgesinde yaşayanların insan haklarını ve çıkarlarını tamamen göz ardı ediyor.”

Japonya, durumu gidermek için aşağıdaki politika reçetelerini değerlendirebilir:

i) Japonya, atık bertaraf planlarını tartışmak ve komşuların endişelerini ele almak için komşu ülkeleri bir danışma toplantısına çağırabilir;

ii) Bölgeye yönelik olası risklerin belirlendiği ve bunların nasıl azaltılacağı ve en aza indirileceğine ilişkin stratejilerin kararlaştırıldığı durumlarda, atıkların çevresel etkisini azaltmak için toplu bir strateji tasarlayabilir;

iii) Komşu ülkelerin her birinden resmi bir temsilcinin ve ilgili paydaşların katılımıyla kapsamlı bir karar alma sürecine sahip olarak atık bertarafına giden yol için kurumsallaştırılmış bir çerçeve geliştirebilir.

Bakan Blinken’ın haksız saldırganlığının geri teptiği Alaska’daki sahtekârlıktan sonra Biden yönetimi, iklim değişikliği gibi önemli uluslararası meselelerde Amerika’nın rolünü yenilemek istiyorsa, politika yörüngesini küçük partizanlıktan küresel liderliğe doğru düzeltmelidir. Siyasi çıkarların ve jeopolitiğin, iklim değişikliği gibi tamamen apolitik, uluslararası ve kolektif konuların nesnelliğini bulanıklaştırması endişe vericidir ve ne pahasına olursa olsun stratejik ortakları güçlendirmeye odaklanan dar görüşlü, dar bir vizyonu gösterir.

ABD, Çin’e karşı koyma telaşıyla, QUAD ve stratejik olarak onunla uyumlu olduğunu düşündüğü ülkeleri güçlendirmek için her şeyi yapacak gibi görünüyor. ABD, Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinde, etki alanına bağlı olarak Çin ile iş birliği yapacağını, rekabet edeceğini ve mücadele edeceğini söylüyor. İklim değişikliği kesinlikle iş birliği yapılacak bir alandır.