29 Eylül tarihli Soçi Zirvesi’ni büyük bir “atılım” ya da “kırılma” olarak görmek yanlış. Bu görüşü savunan Doç. Dr. Volkan Özdemir, “Söz gelimi 15 Temmuz sonrasında ağustos Saint Petersburg Zirvesi gibi ikili ilişkilerde yeni bir dönemin başladığı bir zirve olarak değerlendirmiyorum.” diyor.  Özdemir’e göre, bu zirvenin can alıcı noktası doğal gaz pazarlığı olacak. Özdemir, buradaki denklemi; “İdlib’de taraflar anlaşıp Türk askeri ön sınıra doğru mu çekilecek? Yoksa statüko muhafaza edilerek belli bir süre daha gaz kontratları daha çok Rusların istediği şekilde mi yapılacak?” soruları üzerinden açıklıyor…

“İLİŞKİLER STRATEJİK ORTAKLIK DÜZEYİNDE”

ATA Platform Direktörü Doç. Dr. Volkan Özdemir Türk-Rus ilişkilerini Dünya Postası programında değerlendirdi. Devletler arası ilişkilerde “stratejik iş birliği” ile “stratejik müttefiklik” kavramlarındaki ayrımın önemine vurgu yapan Özdemir, “Türkiye NATO üyesi olarak Rusya ile stratejik müttefik olamaz.” dedi ve ilişkinin düzeyine ilişkin şu tespitte bulundu:

“Türkiye ile Rusya arasında son beş yıldır stratejik ortaklık iş birliği olduğunu düşünüyorum. Bu iki kavram farklı; ‘müttefiklik’ ve ‘ortaklık’. Atılım, bu stratejik ortaklığın stratejik müttefikliğe dönüşmesidir. Böyle bir şey beklemiyorum. Stratejik iş birliği son beş yılda bazı görüş farklılıklarına rağmen var. Bu ilişkilerin bir sonraki merhaleye ulaşmasını engelleyen farklılıklar var. İdlib mesela onlardan biri. Orada da bir kırılma beklemiyorum. Gidişat devam edecektir, diye düşünüyorum.”

“BIDEN’LA GÖRÜŞME OLSAYDI BÖYLE AÇIKLAMALAR DUYABİLECEK MİYDİK?”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın New York dönüşü Rusya lideri Vladimir Putin’le yapacağı görüşmeye ilişkin “Suriye’de nereye geldiğimizi, bundan sonraki süreçte de nereye geleceğimizi kendileriyle konuşacağız. Kimseyi üçüncü bir şahıs olarak yanımıza almadan bu görüşmeyi yaparken orada tabii Türkiye-Rusya ilişkilerinde önemli bir karara da varacağız.” demişti. Özdemir, bu açıklamaları şu şekilde değerlendirdi:

“Siyaseten iki büyük güçten birine karşı oynamadır. Ülkenin uzun vadeli çıkarları çerçevesinde uzun vadeli bir dengeleme arayışı değil dönemsel çok kısa vadede değişen politik ifadelerdir. Biden’la görüşme olsaydı, Türkiye-ABD ilişkilerinde ilerleme olsaydı böyle bir açıklama duyabilecek miydik? Zannetmiyorum. Dolayısıyla Moskova’nın da bu tür açıklamaları çok ciddiye alarak politika geliştirdiğini, strateji belirlediğini düşünmüyorum.”

“İDLİB’DE ADANA MUTABAKATI İLE ÇÖZÜME GİDİLEBİLİR”

Doç. Dr. Özdemir, İdlib’deki tıkanmaya kadar Suriye’de işleyen süreci şu şekilde özetledi:

“2016 Saint Petersburg Zirvesi’nden sonra Rusya sahada askeri iş birliği yaptı. Astana mutabakatları gerçekleştirildi. Suriye’nin teröristlerden arındırılması konusunda önemli başarılar kazanıldı. Esad hükümetinin ülkenin önemli bir kısmının kontrolü altına alması konusunda önemli bir iş birliği gerçekleşti. Bunun yanında Türkiye de çok büyük kazanımlar sağladı. Fırat Kalkanı Harekâtı gibi Zeytin Dalı Harekâtı gibi PKK/PYD koridorunun kesilmesi gibi. Biliyorsunuz Ruslar hava sahasını açtı. Ben orada da ikili bir anlaşma olduğunu düşünüyorum Türkiye ve Rusya arasında. Gelgelelim süreç son birkaç yıldır İdlib’de tıkandı.”

ATA Platform Direktörü Özdemir, İdlib’de Türkiye’nin Adana Mutabakatı çerçevesinde manevra kabiliyeti olduğunu belirtti ve Türkiye’nin ulusal çıkarları bağlamında “ön sınır denilebilecek bir noktada, 5-10 kilometre içeride” yeniden konuşlanabileceği görüşünü savundu.

“Adana Mutabakatı uluslararası hukuk açısından Türkiye ve Suriye’ye bu imkânı sağlıyor. Sayın Putin de bunu Adana Mutabakatını zikrederek söyledi.” diyen Özdemir, “Bu çerçevede İdlib politikasını gözden geçirmesi ve oradaki askerimizin güvenlik tehdidinden arındırılması, Türkiye’nin ulusal çıkarı bu.” dedi.

Türkiye, İdlib politikasını değiştirmediği için İdlib’de Rusya ve Suriye ile karşı karşıya gelme riskinin doğduğunu kaydeden Özdemir, Türkiye ile Rusya’yı İdlib’de çatıştırmak isteyen ülkeler olduğunu da not etti.  

GAZ İDLİB KONUSUNDA BELİRYEYİCİ OLACAK

Kırım ve Ukrayna konularının kamuoyunda konuşulduğu şekliyle bu tip zirvelerde gündeme gelmediğini bildiren Özdemir, önceki zirvelere kıyasla doğal gaz gündeminin bu zirvede daha belirleyici olduğunu kanaatinde.

Özdemir’e göre bu görüşmelerde “Rus tarafının eli çok daha güçlü”. “Burada İdlib ile gaz kontratları arasında bağlantı kuruyorum. Çünkü bunlar Türk Rus ilişkilerinde paket olarak algılanan konular.” diyen Özdemir, şöyle devam etti:

“En hassas nokta Suriye İdlib olacak yine. Milyar dolarlardan bahsedilen bir gaz ticareti meselesi devreye girecek. Çünkü iki ay sonra Rusya’dan Türkiye’nin almış olduğu yıllık 8 milyar metreküplük gaz kontratları sona eriyor. Bunlar yenilenecek mi yenilenmeyecek mi hangi koşullarda yenilenecek bu tartışmalar gündeme gelecek.”

Volkan Özdemir, İdlib’de güncel pazarlığın temel parametresini “Gaz ve İdlib meselesi birbiriyle ilintili. İdlib’de taraflar anlaşıp Türk askeri ön sınıra doğru mu çekilecek? Yoksa statüko muhafaza edilerek belli bir süre daha gaz kontratları daha çok Rusların istediği şekilde mi yapılacak? Bence önemli olan bu.” sorularıyla ortaya koydu.

“RUSYA TÜRK GAZ KONTRATINI AVRUPA’YA EMSAL GÖSTEREBİLİR”

Şu an Türkiye Rusya’dan 1000 metreküp aldığı doğal gazı yaklaşık 240 dolardan alıyor. 1 Ekim 2021-31 Aralık 2021 arasında Türkiye birim başına 275 dolar ödeyecek. Özdemir’e son derece avantajlı olan bu kontratların “belirleyici ağırlığı” önceki zirvelere kıyasla daha fazla:

“Geçen yıla kadar bu yapılsaydı Türkiye’nin eli daha güçlüydü. Çünkü Türkiye uzun erimli petrol endeksi gaz fiyatlamasına sahip bir ülke Rusya kontratlarında. Şu anda küresel ölçekte Avrupa piyasasında gaz fiyatları uçmuş durumda. Korkunç bir artış var. Rusya’da tedarikçi bir ülke olarak eli daha güçlü bir şekilde oturuyor.”

Gaz kontratının Türk-Rus ilişkilerinin ötesinde bağlamı olduğunu belirten Özdemir bu konunun Avrupa’yı da ilgilendiren boyutuna ilişkin şunları kaydetti:

“Yapılacak bir açıklamada Türkiye ve Rusya’nın bu kontratları uzun vadeli bir şekilde uzattığı en az beş yıllık bir uzatma açıklaması yapılması Rusya açısından Avrupa gaz piyasası içinde çok önemli bir propagandaya dönüşür. Geçen hafta Avrupa’daki spotlarda yüksek fiyatlardan sonra Sayın Putin bir açıklama yaptı; ‘Yıllarca biz Avrupa’ya kendi kontratlarımız çerçevesinde petrol fiyatlarına bağlı ve uzun erimli kontratlarla gaz sattık. Avrupalılar da piyasanın serbestleşmesini istediler. Şimdi ağlıyorlar’ bunu açıkça söyledi. Rusya her zaman uzun erimli kontratlarla gaz satma anlayışını sürdürdü.”

Türkiye ile bu kontratların uzatılması Rusya açısından aynı zamanda Avrupalı müşterilerine dönüp ‘Bakın sizin spot piyasa değil burada uzun erimli kontratlar devam ediyor.’ diyebilme imkânı yaratacağını kaydetti.

Bugüne kadar Rusya’ya “Uzun vadeli kontratlarda fiyatlar yüksek kalıyor.” eleştirisinin yapıldığını söyleyen Özdemir, bu yıldan itibaren ise işlerin tam tersine döndüğünü belirtti. Özdemir, bu durumun Rusya ve Gazprom açısından güzel bir fırsat olduğunu da sözlerine ekledi.