CGTN / Guy Burton

Bu hafta görevine başlayan İran’ın yeni cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ilgilenmesi gereken çok fazla işi olacak. Reisi’nin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in İran’ın arkasında olduğuna inandığı geçen hafta İsrail bağlantılı bir petrol tankerine yönelik insansız hava aracıyla düzenlenen saldırının ardından herhangi bir potansiyel misillemeyi yönetmesi gerekecek. Reisi’nin ayrıca, İran’ın nükleer programının dondurulması karşılığında ABD’nin yaptırımları kaldıracağı anlaşma olan Kapsamlı Ortak Eylem Planı’na (JCPOA) ABD’nin dönmesi için görüşmelere devam edip etmeyeceğine karar vermesi gerekecek. 

Reisi’nin ilk haftasında JCOPA’yı rayına oturtmak muhtemelen çok fazla dikkat çekecek olsa da, İran’ın dış politikasını sadece Tahran ve Washington arasında bir çatışma olarak görmemek önemlidir. Reisi’nin, İran’ın Orta Doğu’daki daha geniş ilişkileri ile Rusya ve Çin gibi diğer dünya güçleriyle nasıl uğraşacağı dâhil olmak üzere üstesinden gelmesi gereken diğer birkaç sorunu olacak.  

Hiç şüphesiz Reisi’nin cumhurbaşkanlığı görevine başlamasına JCPOA ve petrol tankerine saldırılması tarafından yön verilecek. İran, biri İngiliz vatandaşı iki mürettebatın öldüğü saldırının sorumluluğunu reddetmesine rağmen, ABD, İsrail ve Britanya’nın bir karşılık vermeyi planlamış olabileceği yönünde bilgiler var. Eğer öyleyse, bu daha sıkıntılı bir döneme gelemezdi. Bu yılın başından bu yana Başkan Joe Biden yönetimi altındaki yeni Amerikan yönetimi, JCPOA’nın yeniden başlaması konusunda İranlılar ile dolaylı olarak görüşüyordu. Ancak haziran ayının iyimserliği bugün yerini daha az bir iyimserlik tahminine bıraktı. 

Amerikalılar, Reisi’nin mevcut görüşme heyetini, yeni ve zorlu taleplerde bulunacak yeni bir heyetle değiştirmesinden endişe ediyorlar. Washington zaten, Tahran’ın görüşmelerin mevcut nükleer anlaşmanın ötesine geçerek, İran’ın balistik füze teknolojisi veya bölgesel faaliyetleri gibi diğer ihtilaflı noktaları kapsamasına izin vermedeki gönülsüzlüğü nedeniyle hayal kırıklığına uğradı. ABD, aynı zamanda uluslararası denetimlerin eksikliğinin İran’ın nükleer programındaki araştırma ve üretimini hızlandırması anlamına gelmesinden de kaygı duyuyor.

Bu arada İranlılar, Amerika’nın, nükleer anlaşmaya geri dönerlerse yaptırımların yeniden uygulanmayacağına dair garanti verme konusunda isteksizliğinden büyük ölçüde hayal kırıklığı yaşadılar. Washington bunu demokrasinin bir yönetimin diğerine bağlanamayacağı sebebiyle halkı gösterirken, çok az yabancı firma tekrar Amerikan yaptırımlarına takılacağı korkusuyla ülkede ticaret veya uzun vademi yatırımlar yapmaya niyetli olacağı için İranlılar bunu bir sorun olarak görüyorlar.  

REİSİ, ÇİN İLE GÜVENLİK VE EKONOMİK ORTAKLIĞI GELİŞTİRMEK İSTEYECEKTİR

JCPOA ve saldırıya uğrayan tankerin ötesinde Reisi, İran’ın Orta Doğu’daki daha geniş pozisyonuyla ilgilenecek. Reisi muhtemelen selefinin bu yılın başında başlayan Suudi Arabistan ile diyaloğunu sürdürecek. Her iki ülke uzun süredir rakip olsa da, Suudilerin önde gelen Suudi Şii din adamı Şeyh Nimr El-Nimr’i idam ettiği 2016 yılından sonra ilişkiler önemli ölçüde kötüleşti ve iki ülke büyükelçilerini geri çekti. 

Görüşmeler muhtemelen Suudi Arabistan’dan daha çok İran’a uygun düşüyor. Suudiler daha zayıf bir pozisyonda bulunuyorlar. Her ne kadar Suudiler Amerikalı müttefikleri için önemli olsalar bile, Suudiler eski ABD Başkanı Donald Trump ile olduğu gibi ABD Başkanı Joe Biden yönetimiyle çok yakın ilişkilere sahip değiller. Onlar ayrıca Orta Doğu’dan uzak olduğu varsayılan Amerika’nın “dönüşü” nedeniyle risk altındalar, bu ABD’nin bölgesel güvenliğe daha az müdahil olacağı anlamına geliyor. 

Reisi isteseydi bile Suudilere çok fazla şey verme olanağına sahip değildi. Örneğin Yemen’de, İran’ın, hükümet karşıtı Husilere Yemen’e askeri müdahalesinde Suudilere karşı meydan okumasını azaltmak için yapabileceği çok az şey vardır. Husiler, İran’ın yardımından yararlanmasına rağmen, bazı gözlemcilerin iddia ettiği kadar tüm toplumu kapsamıyor. İran’ın finansmanı ve yardımının gerekli olduğu Lübnan’daki Hizbullah gibi diğer milislerin aksine Husiler için bu daha mütevazı seviyede. Sonuç olarak Husiler İran’a daha az bağımlılar ve Riyad yönetimine karşı askeri ve siyasi stratejisinde daha fazla özerklik gösterebilirler. 

Suudi Arabistan’ın ötesinde Reisi, Körfez’de fırsatlar ve güçlüklerle karşı karşıya kalacak. Amerikalılar bölgeden çekilmek konusunda ciddilerse, bu sadece İran’ın Irak’taki mevcut pozisyonunu genişletecektir. İran ayrıca Irak’ta birkaç siyasi ve milis grubuna yardım yapıyor. Reisi döneminde, bu muhtemelen devam edecek. Başka yerde Reisi’nin, Arap Körfezi monarşileri arasındaki açık yeniden yakınlaşmayı yönlendirmeye ihtiyacı olacaktır. 2017 yılında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn, Katar ile Arap Körfezi anlaşmazlığına önderlik etti. Onların sebepleri arasında Katar’ın İslamcılara ve İran’a varsayılan desteğini eleştirmesi de vardı. İşin garip tarafı, boykot hayati öneme sahip gıda maddeleri ve diğer temel ithalat maddelerinin ticaretinde Tahran’a doğru bakmaya zorladığı için abluka İran’ın Katar ile ilişkisini gerçekten geliştirdi. Anlaşmazlık, Biden’ın yemin töreninden hemen önce Katar, Suudi Arabistan ve BAE’nin taleplerine boyun eğmeden sona erdi. Ancak şimdi gündem normalleşme olduğundan, bu İran’ın Katar ile Körfez’deki etkisinin sürdürülüp sürdürülemeyeceği veya şimdi azalıp azalmayacağı konusundaki soruları artırıyor. 

İran, Rusya ve daha sonra diğer tarafta yer alan ve ülkenin kuzeyindeki muhalif grupları destekleyen Türkiye, Astana Süreci yoluyla çatışmaların yönetilmesinde önemli rol oynadılar. Fakat savaş giderek yavaşlıyor gibi göründüğünden çatlaklar oldu. Esad’ın Suriye’de kontrol ettiği topraklarda Ruslar ve İranlılar arasında gerilim ortaya çıkmaya başladı, çünkü iki taraf Suriye’nin savaştan sonra yeniden yapılandırılmasının sunduğu ticari açılımlardan faydalanmak için kendilerini konumlandırmaya çalışıyorlar. Bunları yönetmek Reisi için güç olacak, çünkü bunların peşine düşmenin, İran’da güvenlik iş birliği ve ekonomik fırsatlar gibi farklı alanlarda ve başka yerlerde Rusya ile sorunlara yol açmamasını garanti etmek isteyecektir. 

Ruslarla güvenlik ve ekonomik ortaklığı geliştirmek sadece bir olasılıktır. Reisi, aynısını özellikle Çin gibi diğer küresel güçlerle de yapmak isteyecektir. Zaten İran ile Çin ilişkilerini geliştiriyorlar ve bu yıl mart ayında bir dizi alanda bir anlaşmaya vardılar. Reisi bunlara daha fazla önem vererek geliştirmek isteyecektir. Reisi bunları yapabilirse, o zaman özellikle JCPOA ve ABD’nin yaptırımları kaldırıp kaldırmayacağı konusunda bu ülkeyle yaşadığı mevcut zorlukların yarattığı güçlüklerden ülkesini koruyabilecektir.