Derleyen: Mehmet Emre Öztürk

6 Ağustos 1945’te Japonya yerel saati ile 8.15’te “Enola Gay” adlı bir Amerikan B-29 bombardıman uçağından Hiroşima kentine atom bombası atıldı.  Bombanın yarattığı yıkım, savaş tarihinde hiçbir şeye benzemiyordu.

Hiroşima’da bugün yaşanan dramın 76’ncı yıl dönümü anıldı.  Hiroşima Belediye Başkanı Kazumi Matsui, dünya liderlerini nükleer caydırıcılıktan güven inşa eden diyaloğa geçmeye ve Japonya’yı nükleer silahları yasaklayan bir Birleşmiş Milletler (BM) anlaşmasına katılmaya çağırdı.

Törene ilk kez başbakan olarak katılan Başbakan Yoshihide Suga, konuşmasında anlaşmaya dair atıfta bulunmadı, ancak Japon hükümetinin bir sonraki Nükleer Yayılmayı Önleme Antlaşması çabalarında ortak bir zemin bulma sözü verdi.

Siyasi çekişmeler devam ederken, Japon halkının yaraları hâlâ tam olarak sarılmış değil.

O GÜN NELER YAŞANDI?

Bomba uranyum katkılı ve 13 bin TNT kuvvetindeydi. Patladığında, bütün Hiroşima’yı kör edici bir ışık kapladı. Gürültü kulakları sağır edecek yüksekliğe sahipti. Merkezinde 3 bin santigrat derece ısı oluşturarak 2,5 kilometre içinde bulunan her şeyi bir anda yok etti. Ardından mantar şeklinde dev bir bulut gökyüzüne yükseldi. Bomba atılmadan önce Hiroşima’da 90 bin bina vardı, ancak patlamadan sonra sadece 28 bin bina ağır hasarlı şekilde ayakta kalabilmişti. Diğer binalar ise oluşan yüksek ısı ve şok dalgasının etkisiyle toz haline dönüşmüştü.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) işlediği bu insanlık suçu ardından 117 bin Japon’un hayatını kaybettiğini iddia etti. Japonya bu sayının yarım milyona yakın olduğunu açıkladı. Saldırı bununla da sınırlı kalmadı. Yıkıma doymayan ABD, 9 Ağustos’ta Nagazaki şehrine daha büyük bir atom bombası atarak şehrin yarısını yok etti.

Istırap burada da son bulmayacaktı. Çünkü atılan bombalar daha önce bilinenlerden farklıydı.  Patlama ile açığa çıkan radyasyon, bölge halkının gelecekte birçok hastalığa yakalanmasına neden oldu.

Takip eden haftalar, aylar ve yılla içinde binlerce insan aşırı radyasyona maruz kalmaktan kaynaklı hastalıklar yüzünden hayatını kaybetti.

HIBAKUSHALARIN DOĞUŞU

Saldırı ardından hayatta kalanlara “Hibakusha” adı verildi. “Hibakusha” Japonca’da “bombadan etkilenen insanlar” olarak tercüme ediliyor. Atom Bombasından Kurtulanlara Yardım Yasasına göre, bazı tanınmış hibakusha kategorileri söz konusu: bombaya doğrudan maruz kalan insanlar; patlamadan sonraki iki hafta içinde yıkım alanına giren insanlar; genel olarak radyoaktif serpintiye maruz kalanlar ve anneleri hamileyken tanımlanmış kategorilerden herhangi birine maruz kalanlar.

Birçok hibakusha radyasyona maruz kalma ve bir nükleer bombadan sağ çıkma nedeniyle sadece sağlık sorunları yaşamakla kalmadı, aynı zamanda Japon dostları arasında da ayrımcılığa maruz kaldı. 1945’te radyoaktif kontaminasyonun etkileri hakkında çok az şey biliniyordu ve radyasyona maruz kalmanın bulaşıcı bir hastalığa benzediği söylentileri tüm ülkede hızla yayıldı. “Büyük Tokyo Yangını” deneyimleriyle zaten travmatize olmuş halk, hibakushaları toplumdan dışlayarak çalışmaya hatta evliliğe uygun görmedi.

Japonya’da Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı, hibakushaların toplam sayısının mart ayı itibarıyla bir önceki yıla göre yaklaşık 8 bin 900 düşüşle 127 bin 755’e gerilediğini ve ortalama yaşlarının 83,94 olduğunu açıkladı.

“KIZ ÇOCUĞU”

Yaşanan dram ardından dünya kamuoyunun dikkatini çeken hibakusha, Sadako Sasaki adında genç bir kızdı. Hiroşima’daki atom bombasından kurtuldu ve 2 yaşında radyasyona maruz kaldı.

Sadako Sasaki,12 yaşında hayatını kaybetti (25 Ekim 1955)

Sadako yıllar sonra okulunun atletizim takımındaydı ve yarışa çıktı. Yarışı bitirdikten sonra  fenalaşarak bayıldı. Hemen onu doktora götürdüler. Sadako maruz kaldığı radyasyon yüzünden bir çok hibakusha çocuk gibi lösemiye yakalanmıştı. Bu acı haberi öğrenen Sadoko çok üzülmüştü.

Japon kültüründe yer alan “Kâğıttan Bin Turna Kuşu” efsanesine göre; bir insan kâğıttan 1000 turna kuşu yaparsa dileği kabul olurmuş. Bunun üzerine Sadako iyileşme arzusuyla, kâğıttan 1000 turna kuşu yapmaya başladı.

Ne yazık ki, Sadako’nun ömrü 1000’inci turnayı katlamaya yetmeyecekti. 25 Ekim 1955 günü 644. turnayı katlayan Sadako yaşamını kaybetti. Dostları, eksik kalan 356 turnayı onun için tamamlayacaktı. Bugün Hiroşima Barış Parkı’nda en çok ziyaret edilen yer, yaşama kararlılığı dünyada barış için kalıcı bir sembol yaratan bu genç kıza adanan “Origami Turna Heykeli” olarak biliniyor.

Nazım Hikmet Ran “Kız Çocuğu” adlı şiiri ile Sadako’yu şöyle anlatmıştır:

 

Kapıları çalan benim

kapıları birer birer.

Gözünüze görünemem

göze görünmez ölüler.

 

Hiroşima’da öleli

oluyor bir on yıl kadar.

Yedi yaşında bir kızım,

büyümez ölü çocuklar.

 

Saçlarım tutuştu önce,

gözlerim yandı kavruldu.

Bir avuç kül oluverdim,

külüm havaya savruldu.

 

Benim sizden kendim için

hiçbir şey istediğim yok.

Şeker bile yiyemez ki

kâğıt gibi yanan çocuk.

 

Çalıyorum kapınızı,

teyze, amca, bir imza ver.

Çocuklar öldürülmesin

şeker de yiyebilsinler.

1956 / Nazım Hikmet Ran