CGTN

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanı Lloyd Austin’in Hindistan ziyareti, bu Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) üyesini Çin’e karşı bir güvenlik ittifakına sokmak için çabalarını artırdığını ortaya koydu. Soru şu, Hindistan böyle bir ittifakta aktif olmak istiyor mu?

Austin’in amacı, ortak zorluklar olduğuna dair ipuçlarıyla iki ülke arasında büyüyen bağları övdüğü anda ortaya çıktı. Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Ajit Doval ile yaptığı görüşmeler de Yeni Delhi’nin Hint-Pasifik bölgesinde aktif bir liderlik rolü üstlenmesi ve Pentagon sözcüsünün sözleri ile “benzer şekilde düşünen ortaklar arasında artan ilişkileri” (genellikle Quad üyeleri için kullanılan bir deyim) vurgulayarak övmekle ilgiliydi.

Ancak sözcünün yorumları, Amerika’nın değerlendirmelerine göre, Hint-Pasifik’te benzer düşünen ortaklar kesinlikle kimdir sorusunu akla getiriyor. Bu Çin ile güçlü ikili ilişkilere ve soğuk savaş ikiliklerinden kurtulmuş dengeli dış politika önceliklerine sahip olan Malezya, Endonezya ve Singapur gibi ülkeleri mi kastediyor? Ya da bunlar Çin ile ilişkisi ticaret, iş birlikçi ortaklık ve turizmle belirlenen Güney Kore gibi ülkeler mi? Eğer bir QUAD üyesinden bahsediliyorsa, o zaman önceki Trump yönetimi Çin’in etrafını sarmak için destek ittifaklar stratejisinin üyelerden sadece sert fırçalara ve az ilgiye neden olduğunu ortaya koymuştu.

Time dergisi bile, bu ittifakı “belirsiz ve çelişkili” diye nitelemişti.

ÇİN, HİNDİSTAN’IN EN BÜYÜK TİCARET ORTAĞI

Bu tür değerlendirmeler ayrıca Hindistan’ın Çin ile ilişkisinin doğasını da yadsıyor. Hindistan’ın Çin’e karşı bu gayriresmi ittifakı özel olarak kullanma konusunda da çok az isteği var. Bunu, Modi’nin ABD ile ortaklığını gücendirmeye bağlılıklarını teyit ederken Çin’i doğrudan anmamasından daha fazla başka bir şey gösteremez.

Çin ile Hindistan arasında ayrıca gerginliklerin daha fazla tırmanmasının iki tarafın stratejik ilişkilerine hizmet etmeyeceği konusunda karşılıklı bir anlayış var. Çin ve Hindistan arasındaki gerginlikler Galwan Vadisi’nden askeri birliklerin çekilmesiyle önemli ölçüde azaldı. Çin, ilişkilerdeki iniş ve çıkışlara rağmen, Hindistan’ın en büyük ticaret ortağıdır. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin ilişkilerle ilgili olarak söylediği gibi, “sınır anlaşmazlığı, tarihten kalan bir sorun, Çin-Hindistan ilişkisinin bütün hikâyesi değildir.”

Her halükârda Çin-Hindistan ilişkisinin doğası çok yönlüdür ve Çin tehdidi fikrini desteklemek isteyen Biden yönetiminin de bütünsel bir şekilde bunu kabul etmesi gerekir. Pentagon’un şefi savunma ilişkilerini güçlendirmekten ve ABD firmalarının Yeni Delhi’nin silahlı kuvvetlerini modernize etmek için ilan ettiği 250 milyar dolarlık plan çerçevesinde milyarlarca dolar kazanmasından bahsedebilir ama Rusya Hindistan’ın en büyük silah kaynağı olmaya devam ediyor. Hindistan belki de ABD’ye savunma konusunda büyük oranda bağlı olmak isteyebilir, ama rakamlar farklı bir gerçeği gösteriyor.

Biden yönetiminin Hindistan gibi ülkelerin geçici sorunlara rağmen Çin ile önemli ikili ilişkileri olduğunu anlaması hayati öneme sahip. Savunma ilişkilerini derinleştirmeye, istihbarat paylaşımı imkânlarını araştırma ve lojistiğe yönelik anlaşmalar hiçbir şekilde Hindistan’ın ABD’nin gündemine sorgusuz sualsiz uyacağı anlamına gelmemelidir.