Gazeteci Yusuf Özkan, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu ve Avrupa gündemindeki gelişmeleri değerlendirdi.

Balık yağının çocuklara iyi geldiği yönündeki yaygın inanışın birçok Avrupa ülkesinde de mevcut olduğunu belirten Yusuf Özkan, “Avrupalı ebeveynlerin birçoğu 3 ila 10 yaş arasındaki çocuklarına gıda takviyesi olarak balık yağı tabletleri ya da bu ürünü içeren çeşitli gıda takviyeleri veriyorlar. Üretici firmalar da bu pazardaki yoğun talebi bildikleri için peş peşe yeni ürünleri piyasaya sürüyorlar. En son ürün de sakızlı ayıcık şeklinde, omega-3 içeren balık yağı tabletleri. Birçok ülkede satışa çıktı ve yoğun talep görüyor. Ancak uzmanların bu tür ürünlere karşı ciddi şüpheleri var. Her ne kadar kapsamlı araştırma yapılmasa da Omega-3 ve balık yağının insan sağlığına etkileri olduğu biliniyor. Ancak bu takviyeyi yapmak için piyasaya sürülen her ürünü alıp çocuklara vermek ne kadar sağlıklı? İşte bilim insanları bu konuda kuşkulu. Çünkü Omega-3 balık yenilerek elde edilebilen bir besin kaynağı. Fakat sadece balıkta değil, fındık, keten tohumu yağı gibi çeşitli bitkisel kaynaklardan da elde edilebiliyor. Uzmanlar, balık sevmeyen çocuklar fındık yiyerek de elde edebilir, diyorlar. Bunların yerine kimyasal katkılı sakızlı ayıcık ya da benzer tabletlerin verilmesinin çok da sağlıklı olmadığı görüşünde, Avrupalı uzmanlar ve Gıda Güvenliği Kurumu yetkilileri. Çok sayıda ürün piyasada, bunu ticari bir tuzak olarak görüyor uzmanlar ve bunun yerine daha sağlıklı gıdalara, beslenme yöntemlerine yönelmesi uyarısında bulunuyorlar.” dedi.

ÇARE: İLTİFAT

Gazeteci Özkan, özellikle pandemi döneminde insanların yoğun şekilde hissettiği yalnızlık, değersizlik duygusu ve ruhsal sıkıntılar konusunda Avrupa’da yapılan araştırmaların sonuçlarını açıkladı ve şunları söyledi:

“Tüm bu sorunların çaresi ve çok kolay bir ilacı var; Avrupa’da yapılan araştırmalar bunu ortaya koyuyor, ‘iltifat’. İltifat eden ya da iltifat alan insanların karşısındaki kişinin sağlığına ciddi anlamda katkı sağladığı ortaya çıkmış. Özellikle Japonya’da yapılan araştırmada iltifatların iş yerinde verimi artırdığı, çalışanların moralini düzeltip daha fazla iş verimi sağladığını ortaya koymuş. Avrupa’da da yine benzer şekilde hem psikologlar hem sosyal psikoloji uzmanları aynı görüşte. İyi seçilmiş bir iltifat insan sağlığına ciddi anlamda yararlı oluyor ama her şey iltifat değil. Uzmanlar samimi, özel ve gerçekçi iltifatları öneriyorlar. İnsanın ruhunu okşayan ve karşındaki değerli kılan sözlerin daha etkili olduğu ve böylece bu tür iltifatların insanlarda dopamin salgılamasına ve gününü daha iyi geçirmesine neden olduğunu belirtiyorlar. Bunun sık sık yapılmasının da toplumda sosyal etkileşimi artırdığı ve insanların birbirlerine karşı daha sevgi dolu, daha saygılı olmalarına yol açtığı, toplumdaki o pozitif algının daha geniş kesimlere yayıldığını söylüyor, bilim insanları. Nitekim Hollanda’da her yıl mart ayının ilk günü ‘Ulusal İltifat Günü’ olarak kutlanıyor. İnsanların olabildiğince birbirlerine kibar, nazik, saygılı ve karşısındakini özel hissettirecek şekilde hitap edilmesinin önemine vurgu yapılıyor.”