Global Times / Zheng Guichu

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Çin’in yoksulluğa karşı mücadelesinde “tam bir zafer” kazandığını ilan etti. İlan edildiği gibi, şimdiki yoksulluk sınırının altında yaşayan son 98,99 milyon kırsal vatandaş da geçen 8 yılda yoksulluktan kurtuldu. Çin aslında bir “mucize” gerçekleştirdi.

İnkâr edilemez bir şekilde, yüzyılda bir görülmeyen sorunlarla yüz yüze olan günümüz dünyası, köklü değişiklikler geçiriyor. Mevcut salgın da zenginler ve yoksullar arasındaki farkı daha da artırıyor ve daha fazla insanı yoksullaştırıyor. Dünya Bankası’na göre, Covid-19 salgını 2021’de aşırı yoksul insan sayısını muhtemelen 150 milyona çıkaracak. Şimdi, insanlığın birlikte harekete geçmesinin tam zamanı.

Tahmin edilebileceği gibi, Çin gibi kalabalık bir ülkede yoksulluğu ortadan kaldırmak kolay bir iş değil. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres’in belirttiği üzere, dünyada yoksulluk ve dengesiz kalkınma tehdidi ile karşı karşıyayken, Çin kendi deneyimini diğer ülkelere anlamlı bir şekilde sunabilir.

Çin’de mutlak yoksulluğu tamamen yok etmek için Merkezi ve Yerel Hükümetler yakından birlikte çalıştı, halkın daha iyi yaşam standartları mücadelesinin önündeki engelleri kaldıran bir “halk savaşı” verdi.

Örneğin, Xinjiang’ın Pamir Dağları bölgesinde yaşayan bin 400 Tacik gibi sert dağlık bölgelerde yaşan insanlar, tıp, eğitim ve ulaştırma imkânları dâhil daha iyi altyapıya sahip yerlere yerleştirildiler. Bütün ülkede 20 milyonun üzerinde yoksul hasta daha iyi sağlık bakımı aldı. Kırsal bölgelerdeki içme suyu projeleri su güvenliğini sağlamak için düzenli biçimde iyileştirildi. Sadece Tibet’te 17 bin 581 modern içme suyu tesisi 2 milyondan fazla köylü ve çobanın temiz suya erişmesini sağladı.

Bunlara ek olarak, yerinde destek sağlamak üzere 255 bin ekip gönderildi ve 3 milyondan fazla insan yoksulluk yardımı özel görevlisi olarak kırsal bölgelere gönderildi, bunlar arasından bin 800 kadro değişik nedenlerle hayatını kaybetti.

ULUSLARARASI TOPLULUK ÇİN’İN BAŞARILARINA DEĞER VERİYOR

Çin politika ve finans yardımına ek olarak avantajsız durumda olanların heves, girişim ve yaratıcılığını kendi girişimleri ile zenginlik yaratmaya teşvik etmek üzere seferber etti. Devlet kültürel çeşitliliğe odaklandı ve yoksul kırsal vatandaşları, bilgilerini ve zamanın testinden geçmiş yeteneklerini bölgesel kültürü geliştirmek ve teşvik etmek için kullanmaya teşvik etti. Sonuç olarak, geleneksel el sanatları, bölgesel yiyecekler ve yerel sanat gibi sektörler büyüdü ve genç kuşaklara bildikleri alanlarda yeni işlere başlama imkânı verdi.

Bir düzeyde, Çin’de yoksulluğun ortadan kaldırılması insan haklarının korunması hakkındaki görüşünü yansıtıyor. Çin’in eylemleri insan haklarının, temiz su, uygun sağlıklı gıda, eğitim ve tıbbı bakım hakları gibi, insanların geçim şartları ile doğrudan ilişkili pratik sorunlarla ilgili olduğuna inandığını ortaya koyuyor.

Çin’in deneyimi değerli bir ders olarak, Arjantin, Kamboçya ve Brezilya gibi diğer ülkelere tanıtıldı ve bağlantılılığı artıran Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin yardımı ile daha fazla insanın yararlanmasını sağlayacak. Dünya Bankası’na göre, “Kuşak ve Yol İnisiyatifi tam potansiyeli ile uygulandığında 7,6 milyon insanı mutlak yoksulluktan ve 32 milyon insanı orta dedece yoksulluktan” kurtaracak.

Uluslararası topluluk Çin’in başarılarına büyük değer verirken, Batı’daki bazı medya kanalları Çin’in yoksulluğu ortadan kaldırma çabalarına görünüşte mantıklı iddialarla karşı çıkmaya devam ediyor.

Bazıları Çin’in aşılması kolay olan epey düşük bir yoksulluk çizgisi belirlediğini iddia etti. Aksine, Çin her zaman Dünya Bankası yoksulluk standartlarını ve alım gücü paritesini kendi yoksulluk sınırını belirlemede hesaba kattı ve yoksulluk çizgisi Banka ve BM 2030 Gündemi’nde belirlenen sınırdan yüksek oldu.

Bazıları Çin’in yoksulluktan kurtulmasının sürdürülemez olduğunu ve bir makyaj projesi olduğunu iddia etti ancak bu iddia Çin’in bütün destek ve yardım politikalarının tamamen uygulanması ve uzun dönemde sürdürülebilir olması için 5 yıllık bir geçiş dönemi belirlediği gerçeğini göz ardı ediyor. Geçiş dönemi politikaların ayarlanmasını ve Çin’in yoksulluğu ortadan kaldırmasının Merkezi Hükümetin gündeminde üst sırada olmasını sağlıyor.

Bu kritik anda, birlik ve iş birliği ülkelerin yapmaları gereken tek doğru seçim. Ayrıca, toplumsal kalkınma ve teknolojik gelişmenin meyvelerini gerçekten paylaşmak ise bütün ülkelerin yoksulluğa karşı savaşı kazanmasının tek yolu.