Eski Fransız sömürgesi, Küba’nın komşusu, Karayipler ülkesi Haiti’nin Devlet Başkanı Jovenel Moise, özel konutunda uğradığı silahlı saldırı sonucunda hayatını kaybetti. Tarihi, darbeler, suikastlar ve çete savaşlarıyla dolu ülkedeki durumu Latin Amerika Uzmanı Özgür Uyanık, CRI Türk için değerlendirdi. Kamil Erdoğdu ve Mehmet Kıvanç’ın hazırladığı Dünya Postası programına konuk olan Uyanık, “Uyuşturucu ve silah Amerikan jeopolitiğidir. Bu şekilde istikrarsızlık yaratarak yönetiliyor bu ülkeler” diyerek Haiti’deki durumu özetledi.

Haiti Devlet Başkanı Jovenel Moise’ye suikast düzenlendiği iddia edilen şüphelilere düzenlenen operasyonda ise 4 kişi öldürüldü, 2 kişi gözaltına alındı. Saldırıda ağır yaralanan eşi ise ABD’ye götürülmüştü.

Jovenel Moise’nin öldürülmesinin sürpriz olmadığını belirten Özgür Uyanık, ülkedeki kaotik atmosferi şu şekilde özetledi:

“Haiti’de çok karışık bir süreç var. Yeni bir durum değil. İlk kez Haiti’nin devlet başkanı öldürülmüyor. 1971’de François Duvalier öldürülmüştü. 2004’te Amerikan müdahalesi oldu. O zamanki devlet başkanı indirildi. 2010’da deprem oldu. Depremle birlikte Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) bir güç bulundurma kararı aldı. 2019’a kadar bu güç durdu.

Haiti’nin ordusu dağıtıldı. Genel olarak Latin Amerika’da ordular zayıftır. Darbelerden sonra tasfiye edildi birçok güçlü ordu. Haiti’nin durumu daha farklı. Haiti’de bir tür Somali yaratıldı. Son 40-50 yılına baktığımız zaman hiç normal bir dönem yok. Ya darbe ya diktatörlük, sürekli karışıklık bir isyan, çatışma durumu var” 

ANAYASAYI REFERANDUMA GÖTÜRMEK İSTEDİ

İktidardaki konumunu pekiştirmek isteyen Moise’nin anayasa değişikliği için girişimleri olduğunu kaydeden uyanık, eylemin zamanlamasına ilişkin şunları kaydetti:

“Moise de bu felaketin ortasında 2015’te göstermelik bir seçimle iktidar oldu. 11 milyon nüfusu olan ülkede seçimlere katılım iki milyon civarında oldu. 600 bin oy aldı Moise, aslında görev süreci geçen yılın şubat ayında bitti. Fakat seçim yapılamıyor ülkede. Seçim yapılamadığı için de görev süresini de facto olarak uzattı. Bu arada da bazı düzenlemelere gitmeye çalıştı. İktidarda kalabilmek için birtakım düzenlemelere gitti. Anayasayı değiştirmek üzerine ülkeyi referanduma götürmek istedi. Fakat Haiti’de anayasayı referanduma götürmek anayasal olarak yasak, anayasada böyle bir madde var. Bu eylül ayında seçimler olacaktı. Seçimle aynı güne referandum yapılacaktı. Bunu açıkladığını günün ertesi sabahı öldürüldü.”

 “ÜLKE ÇETELERE BÖLÜNMÜŞ DURUMDA”

Ülkedeki yoksulluğun çok ileri boyutlarda olduğunu belirten Özgür Uyanık, şunları söyledi:

“Ülke çetelere bölünmüş durumda. Dünyada aşının girmediği tek ülke herhalde Haiti. Açlık, sefalet var. Su yok. İlaç yok. Durum bir felaket. Sadece bir güvenlik olgusu yaratarak Moise bunu toparlamaya çalıştı. Diğer taraftan yoksul bir ülke olmasına rağmen tarım potansiyeli var, bu ülkenin. Büyük tarım arazilerini belli oligarşik aileler arasında paylaştırdı Moise. Arazi verdiği bir aile Coca-Cola için stevia bitkisi üretiyor. Uluslararası tekelleri de bağlayacak bir biçimde birtakım hamleler yaptı.”

Devlet Başkanı Moise’nin suikaste kurban gitmesine kimsenin şaşırmadığını ifade eden Latin Amerika Uzmanı Uyanık, durumu şu şekilde açıklıyor:

“Çok karışık bir süreç ve bu oyunda iyi adam yok. Herkes kötü, bunların karşısında şu iyi bu iyi diyebileceğimiz bir şey yok. Kaotik bir durum vardı. Bu olay şöyle olmadı; ‘biz bir sabah aniden kalktık ve Haiti’de devlet başkanı öldürüldüğünü duyduk ve çok şaşırdık’ diye bir durum olmadı. Hayır; zaten bekleniyordu.”

Moise bir tüccardı, muz tüccarı. Hatta “homme banana” yani “muz adam” deniyor. Fransa ve Amerika demeden bir şey olmaz bu adada. Biri liderlik yapmak istediğinde Haiti’de diktatör olmak zorunda koşullar gereği bu böyle. Ya kolektif bir diktatörlük, Küba tarzı bir devrim olacak ya da bir adam diktatör olacak.”

AMERİKAN JEOPOLİTİĞİ: UYUŞTURUCU VE SİLAH

“Dünya’da üç tane narko devlet var. Meksika, Kolombiya ve Afganistan” diyen Uyanık, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) “uyuşturucuyla mücadele” programlarının sonuçlarına ilişkin şu bilgileri verdi:

“Ekonomik krizle derinleşen siyasi bir kriz var, Latin Amerika genelinde. Meksika’daki çeteleşme meselesi de Amerikan müdahalesiyle oldu. 2006’da ‘uyuşturucuya karşı savaş’ diye bir program başlatıldı, Meksika’da. 2006’da bu savaşı başlattığı andan itibaren Meksika kana boğuldu. Yılda 80-100 bin kişi kaybediliyor. Bir o kadar insan öldürülüyor. Bütün buna rağmen karteller daha fazla güçleniyor, çeteler çoğalıyor, uyuşturucu üretimi daha fazla artıyor. Aynı şey Kolombiya’da da geçerli. ‘Kolombiya Barışı’ diye bir program başlatıldı. 2002’de bunların hepsi 10 yıllık programlar ve sonuçları korkunç. Haiti’deki çeteleşmenin de bulunla alakası var. Haiti Afrika üzerinden Avrupa’ya giden uyuşturucunun istasyon yeri. Haiti’de çetelerin çok sofistike silahlar kullandığı görürsünüz. Bu silahları ancak uyuşturucu bağlantısıyla elde edebilirsiniz. Amerika’da silah ile uyuşturucu birlikte gelir.

Uyuşturucu ve silah Amerikan jeopolitiğidir. Bu şekilde istikrarsızlık yaratarak yönetiliyor, bu ülkeler. Artık darbeler yapılmıyor da bu şekilde istikrarsızlık yaratılarak yönetiliyor. Uyuşturucuya karşı savaş projesi kartelleri güçlendirdi, çok fazla kanın akmasına yol açtı.”