Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Mine Pompeo, görevinden ayrılmasına saatler kala yaptığı açıklamalarıyla Çin’i suçlarken, Amerikan-Çin ilişkileri konusunda da yeni yönetimin kucağına bomba bıraktı. Bu açıklamalar Türk basınında aktarılırken kullanılan fiiller haberde nasıl taraf olunur konusunda ders olarak okutulabilir.

Anadolu Ajansı’nın (AA) başlığıyla başlayalım:

“ABD’den, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki eylemlerine ‘soykırım’ ve ‘insanlığa karşı suç işlendiği’ nitelemesi”

Hürriyet gazetesi internet sayfasında bu haberi aynen aktarırken başlığı şu şekilde değiştirdi:

“ABD, Çin’in Doğu Türkistan’da soykırım yaptığını açıkladı”

Yani Hürriyet gazetesi Çin hakkında niteleme yapılmasıyla yetinmemiş, Pompeo’nun sözlerine kesinlik kazandırmak istemiş. Hürriyet gazetesi Çin karşıtlığında AA’nın bir adım önüne geçmek niyetini başlıkla açıkça ortaya koymuş. Haber metni ise birebir aynı. Üstelik haber gazete sayfalarına aktarılırken Hürriyet’in Washington muhabirinin imzası da eklenmiş. Ajans haberlerine kendi muhabirlerinin imzasını koymak veya ajanstan bahsetmeden gazetenin kendi haberiymiş gibi kullanmak yeni bir olay değil. Emeğe saygının ortadan kalkması epey oldu.

KONU ÇİN OLUNCA HABERİN SEYRİ DEĞİŞİYOR

Konu Çin olmasaydı, haberin başlığında büyük olasılıkla “açıkladı” yerine, “iddia etti” veya “ileri sürdü” denecekti ki, bu daha doğru ve etik olacaktı.

Haberde Pompeo’nun özne olduğu cümlelerin yüklemleri şöyle:

Belirtti, ifadesini kullandı, vurguladı, değerlendirmesinde bulundu, ifadelerine yer verdi, bilgisini paylaştı, sıraladı, kaydetti, aktardı.

Özetle Pompeo’nun söyledikleri hakkında şüphe uyandırmayacak ifadeler özenle seçilmiş. Sorarlarsa da sıkılmadan “habercilik” yaptıklarını söyleyecekler.

AA ve Hürriyet, Çin Dışişleri Bakanlığının Pompeo’nun açıklamalarına tepki olarak aldığı kararı duyurdu. Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Çin’in egemenliğini çiğneyen ve esas olarak ABD’nin Çin ile ilgili konulardaki bir dizi çılgın hareketinin baş sorumlusu olan 28 ABD’li şahsa yaptırım kararı alındığı duyuruldu.

Açıklamada, “Bu bireylerin ve aile üyelerinin Çin’in ana kesimi, Hong Kong ve Makao Özel İdari Bölgeleri’ne girmeleri yasaklanırken, onların ve onlarla ilişkili şirketler ve kurumların da Çin ile ticari faaliyetlerine kısıtlama getirildi.” ifadesi yer aldı.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying de söz konusu iddiaların, Pompeo öncülüğünde bir avuç Çin karşıtı siyasetçinin kasten uydurduğu tüyler ürpertici yalanlar olduğunu söyleyerek, Pompeo’nun bu iddialarla kendisini “soytarı” durumuna düşürdüğünü ve karalamalarının tarih mahkemesinde adil yargılanacağını kaydetti. Pompeo’nun sözlerini keyifle aktaran AA ve Hürriyet, Çinli yetkilinin bu açıklamalarına yer vermedi.

TWITTER “DEMOKRASİSİ”

Bu arada Hürriyet Çin’in ABD Büyükelçiliği’nin resmi Twitter hesabı, Uygur Türklerine karşı uygulanan politikaları savunan paylaşımlar yaptığı için askıya alındığını aktardı.

Haberin geri kalkan kısmını taraflara tanınan cevap hakkını görmek için aynen aktarıyorum:

“Kapatma gerekçesi olarak ‘@ChineseEmbinUS’ kullanıcı adına sahip hesaptan 7 Ocak’ta, yapılan paylaşımlar gösterildi. 

Söz konusu mesajlarda Uygur Türkleri ile ilgili olarak, ‘Aşırılığın ortadan kaldırılması sürecinde etnik azınlığa mensup kadınlar özgürleştirildi. Cinsiyet eşitliği ve üreme sağlığı desteklendi, artık bebek yapma makineleri değiller.’ ifadeleri kullanılmıştı.

Gönderi Twitter tarafından kaldırıldı ve artık mevcut olmadığını belirten bir etiketle değiştirildi.

Twitter sözcüsü konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı, ‘Yayın politikamızı ihlal ettiği için ve şu ifadelere yer verildiği için harekete geçtik: “Din, kast, yaş, engellilik, ciddi hastalık, ulusal köken, ırk veya etnik köken” Twitter olarak biz bir grup insanın ötekileştirilmesini yasaklıyoruz.’

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, ülkesinin “sahte ve çirkin bilgilerin en büyük kurbanı olduğunu” söyledi.

Twitter, kurgulanmış, üzerinde oynanmış fotoğraflarla, uydurma bilgilerle bir ülkenin karalanmasına ses çıkarmazken, Çin’in kendini savunan açıklamalarına tahammül edemedi. Amerikan “demokrasisini” öve öve bitiremeyenlerden ses yok.