Atmosfere görülmedik seviyede karbondioksit yayılıyor

Atmosfere görülmedik seviyede karbondioksit yayılıyor

Günümüzde, tüm dünyada orman yangınlarının daha sık çıktığı ve daha uzun sürdüğü gibi genel bir kanı söz konusu. Durum gerçekten böyleyse, bunun insanlar ve ekosistemler için anlamı nedir?

Noel zamanı, Avustralya'nın New South Wales eyaletinde bu yıl her zamankinden daha sıcak geçti. Eylülde başlayan orman yangınlarının sonucu olarak bölge, 2003 öncesinden bu yana görülen en şiddetli yangın sezonunu yaşadı. Daha aralık başlarında meydana gelen ve görülmedik büyüklüğe sahip olan "mega yangın", 2,1 milyon hektar alanının kül olmasına ve altı insanın ölümüne yol açtı. Avustralya'da yangınların en sık görüldüğü zaman, geçmişte genelde ocak ayının ortaları oluyordu.

Geçen yıl dünyanın farklı bölgeleri, art arda çıkan, normalden erken başlayan ve daha uzun süren yangınlara sahne oldu. Her ne kadar orman yangınları bazı ekosistemlerin doğal döngülerinin bir parçası olsa da görülme sıklıkları ve büyüklüklerindeki artış, kamu ve çevre sağlığını tehdit eder hâle geldi. Bu durum, yangınlara daha yatkın hâle gelen dünyada kaygı verici sonuçlara yol açmaktadır.

Bu yıl AB ülkelerinde ağustos ortasına kadar 1.600'den fazla yangın yaşandı. Bu sayı, 10 yıllık ortalamanın üç katından fazla. Fransa ve İspanya'da her zamankinden daha fazla yangın görüldü. Dünya genelinde orman yangınlarından kaynaklı emisyonları izleyen Copernicus Atmosfer İzleme Sistemi (CAMS), Sibirya ve Kuzey Kutup Bölgesi'nde, toplamda 100.000 futbol sahası büyüklüğüne eşit alanlarda etkili olan devasa yangınlar kaydetti.

NASA'ya göre, ABD'nin batısında 1950'lerden bu yana hem yangın sayısı hem de yanan alanların büyüklüğü sürekli artış gösterdi. Mega yangınlar ise ancak 1970'lerden sonra kayıtlara geçmeye başladı. "Mega yangın" ifadesi, 40 bin hektardan büyük alanlarda görülen yangınları tanımlamaktadır.

ALIŞILMADIK İKLİM KOŞULLARI NEDENİYLE MEYDANA GELEN ORMAN YANGINLARI

Bir orman yangının çıkması için kuru havanın, yanacak bir şeyin (yakıt) ve onu tutuşturacak bir etkenin söz konusu olması gerekir. Uzmanlar, hava koşullarının orman yangınlarına neden olan en büyük ve en değişken etmen olduğu kanısındalar. Bunun nedeni, yangınların büyüme hızının ve şiddetinin sıcaklık, nem, yağış ve rüzgâr hızı gibi etkenlere bağlı olmasıdır. En ciddi yangınlar sıcak, kuru ve rüzgârlı havalarda çıkmaktadır.

Avustralya'da 2019 başlarında görülen yangınlar, kayıtlara geçmiş en sıcak ocak ayında ve 1981-2010 dönemine kıyasla havanın en kuru olduğu dönemde meydana geldi. ECMWF ve NOAA'nın 35 yıllık hava verilerini inceleyen uzmanlar, dünya genelinde bitkiyle örtülü alanların dörtte birinde yangın mevsimi sürelerinin uzadığını gözlemledi. Güney Amerika ve Doğu Afrika'nın bazı bölgelerinde yangın mevsimleri, yaklaşık 40 sene öncesine kıyasla bir aydan daha uzun sürdü. Avrupa Birliği'nin Orman Yangını Acil Bilgi Sistemi (EFFIS) uzmanları, orman yangınlarında yeni bir dönemin başladığı uyarısında bulunuyor. Uzmanlara göre yeni süreçte alevlerin yönü kestirilemiyor, yangınlar şiddetleniyor ve hızlı ilerliyor, yanan maddeler geniş alanlara yayılıyor ve bunun sonucu olarak birçok bölge ve ülkede büyük alanlar küle dönüşüyor. Her ne kadar yangınlar doğanın döngüsü içerisinde yer alsa da ekosistemler ve toplumlar bu değişimlere uyum sağlayamayabilir. Örneğin Dr. Parrington, New South Wales'in kuzeydoğusundaki yangınların yağmur ormanlarında çıktığına ve bölgede daha önce böyle bir şey yaşanmadığına dikkat çekiyor.

YANGINLARDA HAYAT KURTARMADA TAHMİNLERİN ÖNEMİ

Yangın tehlikesinin ne zaman ve nerede ortaya çıktığının takip edilmesi hayat kurtarabilir, yangınların çevreye ve ekonomiye vereceği zararı sınırlayabilir. Dünya genelindeki yangınların sayısına ilişkin veriler CAMS tarafından sağlanmakta ve hava değişkenlerini temel alan Yangın Hava Durumu Endeksi (FWI) tahminlerin oluşturulmasında yardımcı olmaktadır. Copernicus Acil Durum Yönetim Hizmetine (CEMS) bağlı EFFIS, bu endeksi kullanarak kısa vadeli yangın tehlikesi tahminleri yapabilmektedir. Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) ise, FWI'yi mevsimsel ve daha uzun dönemli projeksiyonlar yapmak için kullanmaktadır. Bu bilgiler, belirli bir yangının yayılma hızını ve ne kadar yakıt tükettiğine bağlı olarak şiddetini belirlemektedir.

Dr. Parrington, "Orman yangını rejimlerinin nasıl değiştiğini söylemek zor; Küresel Yangın Asimilasyon Sisteminde (GFAS) yapacağımız değişiklikler, orman yangınlarındaki değişen koşulları daha iyi yansıtacaktır. Bu değişiklikler, örneğin arazi kapsamını gösteren haritaları ve yangınları tahmin etmek için kullanılan emisyon faktörlerini iyileştirecektir" diyor. GFAS, uydu merkezli sensörler yardımıyla günlük biyokütle emisyonu tahminleri oluşturmak amacıyla, gözlemlenen yangın ışıma gücü verilerinden faydalanmaktadır.

Orman yangınları duman, is ve kül yoluyla alt ve üst atmosferde hava kalitesini etkileyen karbonmonoksit (CO), karbondioksit (CO2), metan, azot oksitler, siyah karbon ve aerosoller yayar. Copernicus'a göre atmosfere salınan tüm bu kirleticilerin bileşimi, orman yangınlarını hava kirliliğinde "endüstiriyel emisyonlardan daha önemli bir faktör hâline getiriyor.

HALK SAĞLIĞI TEHDİT ALTINDA

Dumana ve özellikle de partiküllere kısa süreli maruz kalmak, pek çok solunum ve kalp hastalığına yol açmaktadır. Ve bu sorunlar, yangınlar dindikten uzun zaman sonra da devam edebilmektedir. Hastalık Kontrol Merkezine göre (CDC), her yıl yüz binlerce ölüm dumanla ilişkilendiriliyor. CAMS tarafından sağlanan aerosol verilerine göre, orman yangınlarının neden olduğu, havada asılı partikül sayısı (PM 2,5) yıl boyunca İspanya, Fransa, Himalayalar ve birçok bölgede hava kirliliğinin artmasına neden oldu. Avustralya'da bazı bölgede partikül seviyesinin tehlike sınırlarını aşması nedeniyle acil durum ilan edildi. Sydney'in bazı bölgelerinde emisyon seviyesi, sağlık açısından tehlikeli seviyenin 12 kat üzerine çıktı. Yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, ABD'de orman yangınlarından kaynaklanan PM 2,5 seviyesindeki kirlilik, yılda 10.000-30.000 erken ölüme neden oluyor. Uzmanlar bu sayıların yüzyılın sonuna kadar 2000'lerdeki seviyenin büyük olasılıkla iki katına ulaşacağını tahmin ediyor.

Orman yangınlarının yol açtığı tahmin edilen emisyon miktarıyla ilgili verilerin sağlanabilmesi, yangınların gelecekte sıklaşabileceği düşünüldüğünde kamu sağlığı açısından giderek önem kazanmaktadır. CAMS, orman yangını kaynaklı duman ve kirleticilerin atmosferdeki güzergâhlarıyla ilgili her gün beş günlük tahmin raporları yayımlamaktadır. Dr. Parrington, CAMS'ın küresel atmosferin kimyasal içeriğiyle ilgili analiz ve tahminleri sayesinde dünyanın her yerinde duman kirliliğinin potansiyel etkilerinin izlenip değerlendirebileceğini söylüyor ve "Dumanın uzun mesafelere taşınması yüzeydeki hava kalitesini etkilemese de dumanın takip edilmesi faydalı olabilir. Çünkü duman, bazı durumlarda yüzeye ulaşabiliyor" diyor.

ATMOSFERE GÖRÜLMEDİK SEVİYEDE KARBONDİOKSİT YAYILIYOR

Ve karbondioksit… CAMS verilerine göre, orman yangınları 2019'un ilk 11 ayında dünya genelinde yaklaşık 6.735 milyon ton karbondioksit salınımına yol açtı. En yüksek emisyon miktarlarından biri, Kuzey Kutup Bölgesi'ndeki orman yangınlarından 140 milyon ton karbondioksidin yayıldığı haziran-temmuz döneminde görüldü. Bu miktar, 36 milyon aracın toplam emisyonuna eşit. Emisyonun zirveye çıktığı bir başka dönem de Endonezya'daki orman yangınlarından 708 milyon ton karbondioksidin yayıldığı ağustos-kasım ayları oldu. Orman yangınlarının iklim değişikliğine olan etkileri hâlâ tartışılıyor. Ağaç ve bitkiler yeniden canlandıklarında karbonun bir kısmını geri emdiklerinden, uzmanlar hâlâ orman yangını kaynaklı karbonun fosil yakıtlarınkinden daha az olduğunu belirtiyor. Fakat bitki örtüsünün kendini toparlama hızı büyük farklılıklar gösteriyor. Bazı bölgelerde hasar kalıcı olabiliyor. Kalın toprak tabakalarına hapsolmuş karbon, yanan turbalık alanlarda serbest kalıyor. Haftalarca, hatta bazen aylarca yanan bu alanların tamamıyla yeniden oluşması yüzyıllar alabiliyor. 2019'da Endonezya'da çıkan ve CAMS'ın Güneydoğu Asya'da geniş bir alana yayılan duman bulutlarını izlediği yangınların %43'ü turbalık alanlarda görüldü.

Donmuş toprak katmanları altındaki turbalık alanlar, dünyanın topraktaki karbon rezervinin yaklaşık yüzde 14'ünü içeriyor. Bu bölgeler, dünyanın kuzeyinde çıkabilecek daha şiddetli yangınların tehdidi altında. Çünkü bu yangınlar, toprağın üzerindeki koruyucu buz tabakasını eritiyor. Sadece buzun erimesi bile büyük miktarlarda metan gazının atmosfere karışmasına yol açabilmektedir. Metan gazı, karbondioksitten 30 kat daha etkili bir sera gazıdır. Aynı zamanda orman yangınlarından kaynaklanan is ve kül, buz ve karın üzerinde birikerek zemin sıcaklığını artırmaktadır. Bunun nedeni ise, kararan zeminin daha fazla güneş ışığı emmesidir.

YANGINLARA KARŞI ÖNLEMLERDE YENİ DÖNEM

ECMWF ve Copernicus Acil Durum Yönetimi Servisinin sunduğu yeni yangın tehlikesi veri kümesi, orman yangınlarında gözlemlenen değişikliğin olağandışı mı yoksa geçmişte normal olarak görülen türden mi olduğunu anlamamıza yardımcı olabilir. 1980'e kadar uzanan verilerin toplandığı, dünyanın ilk erişime açık hava durumu ve iklim veri tabanı, mevcut yangınların, geçmiş yangınların oluştuğu koşullara bakılarak incelenmesine katkıda bulunacak. Bu sayede iklim değişkenliğinin boyutlarını değerlendirebilecek ve dünya genelinde yangın riski taşıyan bölgelerde döngüsel değişiklikleri görebileceğiz.

Dr. Parrington "Yangın tehlikesine ilişkin bilgi ve tahminler, küresel orman yangınlarının izlenmesi için yaşamsal önem taşıyor. Çünkü bunlar, yangınların gözlemlendiği bölgelerdeki çevre koşullarıyla ilgili bilgi sağlıyor" diyor ve şöyle devam ediyor:

"Bu veri kümesi, yaşamsal öneme sahip. Çünkü dünya genelinde yangın tehlikesinin nasıl değiştiği konusunda uzun dönemi kapsayan bir kaynak oluşturuyor. Aynı zamanda yangınların nerede daha yaygın hâle geldiğini görmemize yardımcı oluyor, afetlere karşı koruma örgütlerine destek sağlıyor ve halkın bilinçlenmesine katkıda bulunuyor."

Orman yangınlarıyla ilgili önlemler giderek ivme kazanmakta. California'da elektrik, su ve doğalgaz şirketleri, şalterlerini kapayarak yangın tehlikesine karşı önlem alıyor, yangın bölgelerinde planlama ve erişim olanakları geliştiriliyor. Eyaletin karbon ticareti programı, orman sağlığı ve yangın koruma fonlarına katkı sağlıyor. İspanya'da, özel ekipler, aşırı büyüyen ormanlık arazileri yakarak mega yangınları önlüyor. Avustralya'da ise yangın kaygısıyla ulusal inşaat yönetmeliğinde değişiklikler yapıldı.

Kaynak: Euronews Türkiye