Yeni dönemde Türk-Amerikan ilişkileri nasıl olacak?

Yeni dönemde Türk-Amerikan ilişkileri nasıl olacak?

Gazeteci-Yazar Mehmet Ali Güller, CRI Türk'te Kamil Erdoğdu'nun hazırlayıp sunduğu "Güne Başlarken" programına konuk oldu ve Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) Joe Biden başkanlığındaki yeni yönetimin izleyeceği politikaları değerlendirdi.

Türkiye'deki Amerikancıların beklentisine değinen Mehmet Ali Güller, "Biden ile birlikte Türk-Amerikan ilişkilerinde eski günlere yeniden dönüş olacağı şeklinde. Bu biraz gerçeklerden kopuk bir tablo. Çünkü birincisi, ABD'de stratejik düzeydeki değişikliklerin başkandan başkana olduğunu varsayan bir anlayış, ikincisi de ABD'nin mevcut güç tablosu açısından doğru değil. Yani şunu görmek lazım, ABD 1990'lardaki ABD değil. Öyle düğmeye basıp hükümet değiştiren öyle hedef gösterdiği ülkeyi işgal edip iktidarı değiştiren, sınır değiştiren, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) kararlarına takmadan istediği ülkeyi işgal eden bir tablo artık yok. ABD hegemonyası inişe geçti, zayıflıyor. Bu nedenle de eskisi gibi bir süper devlet değil. Bunun göstergesi sadece dün yaptıklarını bugün yapamaması da değil, daha somut veriler var. Ekonomik veriler var. ABD ekonomide, ticarette, dış yatırımda geçildi. Teknolojide ise makas kapanmak üzere, hatta bazı alanlarda (5G gibi) geçildi. Geriye sadece askeri gücü kaldı. Fakat burada da meselenin sadece savunmaya kaç milyar dolar harcandığı gibi bir anlayışa bakmak yeterli değil. Toptan bir askeri değerlendirme yapmak gerekir." dedi

BIDEN DÖNEMİNDE DE BÜYÜK STRATEJİ SÜRER

ABD'de oluşan tabloya rağmen ABD'den eskisi gibi yaptıklarını beklemenin hayal olduğuna vurgu yapan Güller, "Biden ile Trump arasında 180 derece bir fark olacağını bekleyenlerde var. Böyle bir şey yok. ABD başkanları büyük stratejide bir değişiklik yapmıyor. Büyük stratejiler 30, 40, 50 yıllık stratejilerdir ve bunlar devam ediyor. Trump'ın da bundan önce devraldığı Obama yönetimden bu yönde bir değişikliği yok. Neydi o büyük strateji? ABD'nin baş rakip olarak Çin'i görmesi ve Çin'e göre strateji geliştirmesi. Obama döneminde de böyleydi, Trump yönetiminde de böyle oldu. Bunun Biden döneminde de süreceği kesindir. Buralarda bir değişim yok. Değişim bunun uygulanması için alt stratejilerde, politikalarda." diye konuştu.

BIDEN ÜÇ CÜMLE KULLANDI

Biden'ın kabinesinin ağır toplarını açıkladığı toplantıdaki sözlerine dikkati çeken Güller, "Yaptığı açıklamalar başkandan başkana köklü bir değişim olmayacağı gerçeğini de gösteriyor. Biden üç cümle kullandı ve bu Biden döneminin hem hedefini hem de stratejisini belirleyen cümlelerdi. Biden 'ABD, Pasifik ve Atlantik'te küresel liderlik rolü üstlenecek,  gereksiz çatışmalarda rol almayacak, Asya-Pasifik bölgesinde ittifaklarını güçlendireceğiz.' dedi. Birincisi, ABD'nin Çin'i hedef alan stratejinin devam ettireceğini söylemiş oluyor. İkincisi, Obama döneminde başlayan Trump döneminde devam eden Afganistan ve Irak'tan çekilme stratejisinin devam ettirmek. Üçüncüsü de Trump döneminde ABD stratejisine uygun olarak Avrupa ülkelerine yapılmış olan yaptırımlar nedeniyle bozulan Avrupa Birliği (AB) ilişkilerini restore etme hedefi. Dolayısıyla Biden önüne böyle bir program koymuş oldu." ifadelerini kullandı.

YENİ DIŞİŞLERİ BAKANI ANTONY BLINKEN'IN İLK MESAJI

ABD'nin yeni Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın ilk mesajının da çok anlamlı olgunu belirten Güller, "Blinken, 'Dünyanın tüm sorunlarını tek başımız çözemeyiz. Diğer ülkelerle çalışmamız gerek, onların iş birliğine ihtiyacımız var.' dedi. Aslında bu söz bile Bidencıların, Amerikancıların beklediğinin olamayacağını işareti. Bekledikleri süper devlet, bekledikleri tekrar dünyanın düzenini kuran, tırnak içinde ülkelere demokrasi getiren bir ABD yok. Tersine Antony Blinken'ın da ifade ettiği gibi sorunları tek başına çözemeyecek bir ABD var artık. ABD, bu nedenle de sorunları tek başına çözemeyeceği için geleneksel transatlantik ilişkilerini yani Avrupa ve Türkiye ile olan ilişkilerini restore etmeye çalışacak." açıklamasını yaptı.

TÜRKİYE'NİN İKTİDARINA DA MUHALEFETİNE DE YAKIŞMIYOR

Yeni dönemde Türkiye-ABD ilişkilerinin nasıl yol alacağını da değerlendiren Güller, "Türkiye'de tuhaf bir tablo oluştu. Seçim sürecinde iktidar Trump'ı muhalefetin bir bölümü de Biden'ı destekledi. Tabii Türkiye adına vahim bir tablo. Fakat bir yandan da 'Biden kazanırsa Erdoğan siyaseten büyük zarar görecek ve Erdoğan'dan kurtulunacak' diye bir bakış oluştu. Bu dünyanın ilk antiemperyalist Kurtuluş Savaşı'nı vermiş, bağımsızlık, antiemperyalizm gibi köklü gelenekleri olan bir ülkenin iktidarına da muhalefetine de yakışmayan tarafgirlik pozisyonları. Başka bir ülkeden beklenti görme umutları. Her iki taraf da bu yanlışa düştü. Öte yandan, Türk-Amerikan ilişkilerinde gerilim olduğu her dönemde ABD'de bir kanat ısrarla Türkiye'nin stratejik olarak çok değerli olduğunu ve her ne olursa olsun Türkiye'nin kazanılması gerekliğini ifade eder. Genelde de bu kanadın görüşleri egemen olur. Şimdi tekrar bu kanadın güçlendiği bir durum oluşacak. Dünyanın sorunlarını tek başına çözemeyecek olan ABD'nin ihtiyaçları nedeniyle. Dolayısıyla Türkiye'yi öyle Halkbank, S400 vs… konular üzerinden kesip atan değil, tersine onları biraz daha esnek çözmeye çalışıp ana meselelerde Türkiye ile çalışmayı önüne hedef olarak koyan bir ABD yönetimi olacaktır. İktidarın da buna meyilli olduğunu işte bu son açıklamalardan anlıyoruz. Ancak, bu Türkiye ile ABD arasındaki temel sorunlarını çözmeyecek, bu sorunlar masada duruyor." dedi.

Video Link: https://www.youtube.com/embed/AGw976g6BvU