Yalan haber kampanyası salgından Uygur konusuna döndü

Yalan haber kampanyası salgından Uygur konusuna döndü

Koronavirüs salgını insan sağlığını, hayatları tehdit ediyor ancak buna rağmen siyasi tartışmalara meze olmaktan da (hatta ana yemek) kurtulamıyor. Maalesef ülkemizde de, dünyada da benzer sorunlar yaşanıyor.  Binlerce kişinin öldüğü Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) yönetim işi gücü bırakmış bu işin faturasını nasıl Çin'e çıkarırım derdinde. CIA ve Alman istihbarat servisi BND Trump yönetimine yardım etme konusunda yarışıyorlar ve asılsız haberlere kaynak oluyorlar.

CIA ve BND ortaya bir iddia atar da, bazı medya kuruluşları buna duyarsız kalır mı? Şüpheyle yaklaşmak, araştırmak, olayın taraflarını dinlemek bunlardan bahsetmiyoruz. "CIA ve BND dediyse doğrudur" mantığıyla bu iddiaların gazetelerde ve haber bültenlerinde yeri hazır. Çin düşmanlığını görev edinenler bir yana "objektif ve bağımsız" gazetecilik yaptığını iddia edenler bile Trump'ın veya istihbarat örgütlerinin sözcülüğüne soyunuyor.

Uzun haber metinlerinde ABD'nin veya Batılı istihbarat kuruluşlarının her türlü iddiası ayrıntılı şekilde "olgu" diye yutturulmaya çalışılıyor. Ancak bu haber metinlerinde bir eksik var, o da iddialara hedef olan tarafın yanıtı. Sanırsınız ki, Çin makamları ve Çin basını bu iddialar karşısında susmuş. Çinli yetkililer bu iddialara gereken yanıtları veriyor, birçok platformlarda Türkçe dâhil çok sayıda dilde yayınlanan bu açıklamaları görmemiş olamazlar; görmek istemiyorlar.

Bir yalan bir süre, en fazla yatsıya kadar, kullanıldıktan sonra yerini başka bir yalana bırakıyor. Covid-19'un kaynağının Çin olduğu veya Çin'in Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) baskı yaptığı iddiaları tutmayınca klasik Uygur konusuna dönüldü. İnsanlar bilime kulak verebilirler, fakat onların milliyetçi duygularını okşamak her zaman kullanılabilecek bir yöntem. Tabii burada görev Çin hakkında yalan, çarpıtılmış haber yayınlamayı iş edinenlere düşüyor. Bir anda sayfalarda "Çin'de Uygurlar zoraki fabrika işçisi", "Zulümde normale dönüş!", "Techir gibi yerleştirme"şeklinde başlıklar görülüyor. Çin düşmanlığında başı çeken Karar gazetesi bir cümlede birkaç yalan sıralamayı başarıyor. Beş cümlede düzeltilmesi gereken en az 15 nokta var. "Çin, eğitim merkezleri adı altında faaliyet gösteren işkence kamplarında tuttuğu sivilleri fabrikalara zorla göndermeye hazırlanıyor, ikinci pik tehlikesine rağmen kamplarda tutulan 80 bin kişi zorla fabrikalarda çalıştırılacak." Kampların niteliği ve verilen sayılar en kibar tabirle yalan. Yeni Şafak'a göre kamplarda 1 milyon kişi tutuluyor.

Sadece milliyetçi değil, dini duygular da okşanıyor. Burada devreye "Uygurların ibadet etmelerinin yasak olduğu" yalanı giriyor. Bir de "Pekin yönetimi uluslararası çağrılara kulak tıkamayı sürdürüyor" gibi cümlelerle haberin süslenmesi ihmal edilmiyor.

 "Shenzhen şehrine 50 bin, Shaoguan'a ise 30 binden fazla Uygur'un gönderileceği" söyleniyor. Zaten ifadeler hep muallak, söyleniyor, belirtiliyor vb. Böyle bir durum varsa, bu 80 bin Uygurun istihdam edilmesi demek ve Uygurların da bu duruma üzüleceğini sanmıyorum. Darısı diğer ülkelerdeki işsizlerin de başına!

Kamil Erdoğdu