Washington neden Taiwan adasına yoğunlaştı?

Washington neden Taiwan adasına yoğunlaştı?

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki mevcut gerilim yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle zirveye ulaştı. Salgını Çin karşıtı siyasi bir kampanyaya dönüştürmek için temaslarına devam eden Beyaz Saray yönetimi diğer yandan da Beijing'e dönük kapsamlı bir yaklaşım geliştirmenin yollarını arıyor. Beyaz Saray yönetimi, 21 Mayıs tarihinde Kongre'ye yolladığı "ABD'nin Çin Halk Cumhuriyeti'ne Yönelik Stratejik Yaklaşımı" isimli belge ile yeni dönemin ipuçlarını kamuoyuna duyurdu.

Beijing yönetiminin "ABD'nin ulusal çıkarlarına zarar vermekle" suçlandığı 16 sayfalık raporda, farklı sisteme sahip iki ülke arasında uzun dönemli rekabet yaşanacağının altı çizildi. Bu bağlamda Çin'e karşı ülke içinde siyasi birlik yaratılmasını tavsiye eden Beyaz Saray yönetimi yurt dışında ise başta Avrupa Birliği (AB) olmak üzere ASEAN, Japonya ve Hindistan gibi aktörlerle ittifakları geliştirme çağrısı yapıyor. Belgede ayrıca Amerika'nın nüfuz alanını genişletmek için realist bir politika izleyeceği de aktarılıyor.

ADANIN YÖNETİMİ ABD'NİN EN BÜYÜK KARTI

Amerika'nın farklı yönetim sistemlerinin rekabetine yaptığı vurgu ve etki alanını genişletme arzusu "malumun ilamı" olarak yorumlanmayı hak ederken, önümüzdeki dönem yaşanacak gerilimin coğrafi iz düşümü olarak 3 alan göze çarpıyor. Ticaret ve teknoloji savaşlarından farklı olarak Çin'in doğrudan egemenlik haklarını ilgilendiren 3 alanı Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi, Hong Kong Özel İdari Bölgesi ve Taiwan adası olarak sıralamak mümkün. Washington yönetiminin bahsi geçen 3 alana dair çıkardığı yasaların ortak noktası yaptırımların yanı sıra Çin'i içeride istikrarsızlaştırmayı dışarıda ise yalnızlaştırmayı hedefliyor oluşu.

 Amerika açısından Çin'i kuşatma siyasetinin görece en kolay hayata geçirebileceği adresin Taiwan adası olduğu söylenebilir. Zira, Taiwan adasının yönetimi Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi ve Hong Kong Özel İdari Bölgesi'nden farklı olarak Amerikan yanlısı otoritenin kontrolünde bulunuyor. Çin yönetimi, Taiwan adası özelinde Hong Kong'daki gibi egemenlik güçlendirme yasası çıkaramadığı gibi seçim zaferinin ardından güven tazeleyen Demokratik İlerleme Partisi'nin uluslararası kabul gören "Tek Çin" prensibine meydan okuma potansiyeli de giderek artıyor.

ÇİN BENZERSİZ ZORLUKLARI TESPİT EDİYOR

Taiwan adasının ABD'den temin etmeye çalıştığı 180 milyon dolar değerindeki torpido ve 2 miyar doları aşan savaş uçaklarının dahi boğazlardaki askeri statükoyu bozabilecek kapasitede olmadığı göz önüne alınırsa, meydan okumaların diplomatik manevralara odaklanması muhtemel. Nitekim, 21 Mayıs tarihli raporda askeri ihtilaflardan kaçınma vurgusu bu dengeye işaret ederken, Kongre'nin çıkardığı "Tapei yasası" da benzer şekilde Taiwan'ın uluslararası platformlarda tanınırlığını sağlamayı öngörüyor. ABD liderliğindeki ülkelerin Taiwan adasının Dünya Sağlık Asamblesi'ne (DSA) katılımı için başlattığı son kampanya bu yol haritasının nihai değil ama son örneğini teşkil ediyor.

ABD'nin Taiwan ajandası elbette, Çin Komünist Partisi ve ülke medyasının da en önemli gündem maddeleri arasında. Çin'in en önemli yıllık siyasi etkinliği olan ve ülke kamuoyunda İki Toplantı olarak bilinen zirvede Başbakan Li Keqiang yeni dönemi "Önümüzde parlak bir gelecek var ama hiç olmadığı kadar zorluklarla da karşılaşacağız." ifadeleri ile özetlerken Taiwan adası sakinlerine Çin ile birleşme mücadelesini yükseltme çağrısı yaptı. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun Demokratik İlerleme Partisi lideri Tsai Ing-wen'e gönderdiği mesajda bağımsız bir ülke liderini anımsatacak şekilde "Başkan" hitabını kullanmasını eleştiren Çin Ulusal Savunma Bakanlığı ise Beijing yönetiminin ayrılıkçılığa karşı silahlı güç kullanacak yeteneğe sahip olduğunu belirtti.

ASKERİ KABİLİYET VURGUSUNUN ARTMASI NE ANLAMA GELİYOR?

Çin'de "Taiwan ayrılıkçılığına" karşı barışçıl birleşme yolu kadar askeri kabiliyetlere yapılan vurgu ülkenin medya organlarında da sık sık kendine yer buluyor. Çin'in önde gelen gazetelerinden Global Times, "ABD ve Taiwan yeni bir savaş oyunu başlatmanın maliyetini karşılayamaz" başlıklı editöryal yazısında "ABD ve Taiwan safça bir halde düşük maliyetle ucuz numaralar çevirmek istiyor. Onlara umulmadık yerde tahmin edemedikleri acılar yaşatırız." değerlendirmesinde bulundu.

Çin'in bu denli askeri caydırıcılığa işaret etmesi Taiwan'ın ne derecede öneme haiz bir kırmızı çizgi olduğunu gösterse de günün sonunda Beijing yönetiminin tercihi "barışçıl yükselen güç" imajına uygun bir çözüm olacaktır. Bu kapsamda Çin Halk Cumhuriyeti'nin ABD ve müttefikleri başta olmak üzere uluslararası kamuoyuna 1971 Birleşmiş Milletler (BM) kararına kadar uzanan tarihi süreç ile kendilerinin de imzacısı olduğu kararları hatırlatacak bir kampanya örgütlemesi muhtemeldir.

Analiz: Gökhun Göçmen