Uzman ve gönüllüler aşı sürecini anlatıyor

Uzman ve gönüllüler aşı sürecini anlatıyor

Haber: Gökhun Göçmen

Editörün Notu: Türkiye bir yandan yeni tip koronavirüs ile mücadele kapsamında yeni kısıtlamaları hayata geçirirken diğer yandan da yurt dışından aşının temini ve yerli aşının geliştirilmesi konusunda çalışmalarına devam ediyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, geride bıraktığımız günlerde Çin'de üretilen CoronaVac aşısında 50 milyon dozluk anlaşmaya varıldığını duyurdu. Türkiye'de hâlihazırda faz-3 çalışmaları devam ederken, Çin'in dışındaki diğer ülkeler de aşı çalışmalarından umut verecek sonuçları birer birer duyuruyor. Salgınla mücadelede gelinen nokta "tünelin ucundaki ışık" olarak adlandırılsa da aşıya dair şüpheler yok değil. Bunlardan ilki genel bir aşı karşıtlığıyken, ikincisi ise Çin'in sağlık alanındaki çalışmalarının Türkiye kamuoyunda yeteri kadar bilinmemesinden kaynaklanan kaygılar. Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) çalışmalarını sürdüren Virolog Semih Tareen ve Türkiye'de aşı gönüllüsü olan gazeteci Seda Akyüz, aşı çalışmalarında merak edilen soruları CRI Türk okuyucuları için yanıtladı:

1. Türkiye'de aşı karşıtlarının en yoğun olarak şüphe yarattıkları alanın başında aşının benzerlerine göre hızla geliştirilmesi geliyor. Virüsün gen diziliminin 10 gün gibi kısa sürede duyurulmasının kolaylık yarattığını dile getirdiniz. Bu nasıl mümkün olabildi? Aşı çalışmalarını hızlandıran ve kolaylaştıran diğer önemli noktalar nelerdir?

Semih Tareen: Virüsler dâhil tüm canlıların bir nükleik asit genomu var. İnsanlarda bu DNA, koronavirüslerinde RNA'dır. Teknolojinin ilerlemesi sayesinde canlıların genom sekansını daha ucuza, daha hızlı ve daha doğru bir şekilde edebiliyoruz. Örneğin, insan genomununun ilk taslağı 2001 senesinde yayınlandı, ama genomun tamamının sekanslanması ilerleyen senelerde yeni teknolojilerin gelişmesi ve bu işlemin ucuzlaması sayesinde oldu. HIV virüsü ilk insanlarda AIDS semptomları olarak tanındığında 1981 senesiydi. HIV genomunun ilk sekansı 1985 senesinde yayınlandı, yani 4 sene sürdü. Covid-19'a sebep olan SARS-CoV-2 virüsünün ise genomu ilk bilinen vakadan 10 gün sonra sekanslandı. Bu teknoloji sayesinde gelecekteki pandemiler için de hazırız. Bunun dışında ilk vakadan aşıya gelebilmemizi kolaylaştıran çok etken var. Virüsün izole edilmesi, genomunun sekanlanması, labda hücre kültürü ve hayvan deneylerinin yapılması, insan klinik deneyleri ve yetkili ajanslar tarafından acil kullanım yetkisi verilmesi, bunun gibi basamakların iş birliği içerisinde, yeni teknolojilerle ve yatırımlarla ilerlemesi sayesinde bir sene kadar kısa bir sürede aşılar insanlara sunuluyor. Covid-19 ilk koronavirüs salgını değil. Her sene insanları hasta eden 4 tip koronavirüsü var, ayrıca 2002'deki SARS ve 2012'deki MERS koronavirüs salgınları yüzünden gelecekte bir gün yeni bir tip koronavirüsün geleceğini biz virologlar biliyorduk ve bekliyorduk. Covid-19 son koronavirüs salgını olmayacak çünkü doğada binlerce tür koronavirüsü var. Ama Covid-19 deneyimi sayesinde gelecekteki koronavirüs ve diğer virüs pandemilerine daha hazırlıklıyız. Covid-19 süresince yapılan çalışmalar gelecekteki salgınlar için bize bir taslak sağladı.  

2. Kamuoyunda Çin'de geliştirilen aşıya dair ayrı bir şüphenin yaratıldığını görüyoruz. Çin'de geliştirilen aşı hangi süreçler ve denetimlerden geçiyor?

Semih Tareen: Çin'de geliştirilen birden çok aşı var. Kimisi viral vektör aşısı (örneğin CanSino şirketi Oxford'unkine benzer bir viral vektör aşı geliştiriyor), kimisi inaktive virüs aşısı (örneğin Sinovac şirketinin Coronavac aşısı), kimisi rekombinant protein aşısı (örneğin, Çin bilim akademisinin Novavax şirketine benzer rekombinant protein aşısı). Sorunuz sanırım Çin'deki inaktive virüs aşısı yani Sinovac aşısı ile ilgili. Bu aşının 1. ve 2. faz deney sonuçları yayınlandı ve 743 gönüllüde aşının güvenli olduğu 1. ve 2. faz deneylerde gösterildi. 3. faz deney sonuçlarını bekliyoruz, bu an itibarıyla henüz bu aşının etkinliği hakkında 3. faz deney verileri yok. Aşıların hangi ülkeden geldiği değil, ne tür veriler gösterdiği önemli. Aşıların onayı yetkili kuruluşlardan geçer (ABD'de FDA, Avrupa'da EMA, Türkiye'de TITCK). Bu kuruluşların verilere bakarak verecekleri kararlar çok önemli. Bazen veriler Çin aşısının en iyisi olduğunu gösterebilir. Sonuçta Çin'de olsun, dünyanın diğer yerlerinde Çin asıllı olsun, harika bilim insanları var. Ben, mesela 25 senelik araştırma deneyimim boyunca hem Çin'den hem de ABD'de yaşayan Çin asıllı harika bilim insanları tanıdım ve onlarla çalışma şerefine ulaştım. Aşı konusunda kimin ne dediği önemli değil, sadece deneylerin nasıl yapıldığı ve veriler önemli. Bazen insanlarda şeffaflık konusunda tereddütler olabiliyor, bu çok normal. Aşıya kullanım yetkisi verecek kurumlar şeffaflık konusunda halkı rahatlatabilmek zorundalar.  

3. Aşı konusundaki komplo teorilerine karşı yaygın bilinçlendirme nasıl hayata geçirilebilir?

Semih Tareen: Covid-19, sosyal medyanın ilk pandemisi. Bu yüzden halkın çoğu bilgisini sosyal medyadan alıyor. Sosyal medyada benim gibi virolojiye senelerini adamış bilim insanlarının paylaşımları da var, ama maalesef onun çok daha katı fazlası komplo teorileri paylaşan sosyal medya hesapları var. Bu tür hesaplar özellikle halkın korkularını teşvik edecek yönde sansasyon ve manşetler üzerine işleyen hesaplar olduğu için Facebook ve WhatsApp gibi forumlarda hızla yayılıyorlar. Bilimin gerçekleri komplo teorileri kadar ilgi çekmediği için pek çok medya, TV kanalı, sosyal medya sayfası bilime yer vereceklerine komplo teorilerine yer veriyor. Her salgında bilimsel bilgileri es geçerek hatalı bilgi yayan komplo teorisyenleri olur. Mesela, ilk çiçek aşısı çıktığında (bu arada, varilasyon dediğimiz çiçek aşısına ilk etken yöntemler Osmanlı İmparatorluğu sayesinde Avrupa'ya Lady Montagu sayesinde yayıldı) aşı karşıtı olan pek çok insan çiçek virüsünün insanları ineğe dönüştüreceğini iddia etti (çünkü aşı, insan değil, inek çiçek virüsünden yapılmıştı). Kimse ineğe dönüşmedi, hatta bu aşı sayesinde çiçek virüsü dünyadan yok olan ilk insan virüsü oldu. Geldik 2020 senesine ve yine maalesef dünyanın düz olduğunu iddia edenlerin var olduğu gibi Covid-19 hakkında pek çok komplo teorisine inanan insanlar var. Tavsiyem: Herkesin elinde internet denen muazzam bir kaynak var. Sosyal medyada takip ettiğiniz kanalları dikkatli bir şekilde seçin. Kâr amaçlı pek çok sosyal medya hesabı Covid-19 hakkında yalan yanlış bilgiler yayıyor ve tıklama yemi sayesinde para kazanıyorlar. Bu örneği kızamık aşısı hakkında yalan yanlış komplo teorileri yayan Andrew Wakefield isimli doktorda da gördük: Aşı hakkına yalanlar yayarak mahkeme vakalarından para kazanmak isteyen Wakefield, kızamık aşısı hakkında yalan teoriler iddia ederek bugün maalesef kızamık önlenebilen bir hastalık olduğu halde pek çok insanın çocuklarını aşılattırmamasına sebep olmuştur.

4. Aşı gönüllüsü olmaya nasıl karar verdiniz? Başvurusu ve kabul sürecin nasıl ilerledi? Aşı için gönüllü seçilirken meslek gruplar arasında seçim yapılıyor mu?

Seda Akyüz: Gönüllü olmaya tamamen bir anda karar verdim. Aşıya gönüllü olan vatandaşları canlı yayında görüntülemek için Ankara Şehir Hastanesi'ne gidiyordum. Bir anda 'Neden ben de gönüllü olmuyorum?' diye düşündüm. Kronik bir rahatsızlığım var. Gerçek bir virüs ile bir anda tanışmaktan ise aşı ile adım adım bağışıklık kazanmayı düşündüm ve bir anda kendimi hastanede buldum. Öncelikle bir form doldurdum. Kimlik bilgilerim, ardından rahatsızlığım olup olmadığı soruldu. Tarama testlerim yapıldı. Bunlar, PCR ve antikor testleri oluyor. Çünkü aşıya gönüllü olabilmeniz için daha önce Covid-19 geçirmemiş olmanız gerekiyor. Her iki testin sonucu bir gün sonra çıktı. Hem PCR hem de antikor testim negatif çıktı. Hastaneden aradılar ve gönüllülüğümün kabul edildiğini belirttiler. İlk doz aşımı yaptırdım. 9 Aralık'ta ikinci doz aşıyı olacağım. 28'inci günde de genel muayene yapılacak. Bir yıllık bir gözlem, takip süreci olacak. Günlük sabah akşam ateş ölçümü yapıyorum ve hastaneden bana verilen bir takip broşürü var. Ona bilgileri giriyorum. Herhangi bir belirti olduğu anda da verilen telefon numaralarından ulaşabileceğim belirtildi. Meslek grupları arasında seçim yapılmıyor. Çin aşısı ilk Türkiye'ye geldiğinde sağlık çalışanlarına öncelik verildi. Ancak daha sonrasın da gönüllü olan tüm vatandaşlara yapılıyor.

5.Aşı hakkında Türkiye kamuoyunda kimi şüphelerin olduğunu görüyoruz. Aşı için gönüllü olurken korktunuz mu ya da sonrasında pişmanlık duydunuz mu?

Seda Akyüz: Gönüllü olurken elbette ufak tefek endişelerim oldu. Buna karşın bu "Yok genetiğim değişecek, yok aşıyla vücuduma çip yerleştirecekler" gibi bilime dayanmayan korkular değildi. Özellikle Çin aşısı üzerinde bir propaganda yapıldığını düşünüyorum. Bu iddiaların hiçbir bilimselliğinin olmadığını da gördük. Ben bu süreçte aşı olmadan önce özellikle bilim kurulu üyeleriyle görüştüm. Benim için önemli olan koruyuculuğu oldu ilk etapta. faz 1, faz 2 aşamasında etkili sonuçlar alınan Çin aşısının yüzde 70 ve üzeri olumlu sonuçlar alındığını teyit ettim. Bu yüzden açıkçası korku yaşamadım. Maalesef grip aşısına bile karşıtlık yaşanabiliyor. O yüzden bu komplo teorilerine çok kulak asmadım. Sonrasında da pişmanlık duymadım. Aşıyı 25 Kasım'da yaptırdım ve bugün beşinci gün oldu. Şu ana kadar da herhangi bir sorun yaşamadım.

Öte yandan salgının başından bu yana Çin ve Türkiye Covid-19 ile mücadelede omuz omuza bir süreç yürüttü. Çin öncelikle tedavi aşamasında tecrübelerini Türkiye'ye aktardı. Çin'den hastalıkta etkisi olduğu için Favipiravir ilacı getirildi. Türkiye'de bu ilacın olumlu etkileri de görüldü. Bu birlikteliğin aşı çalışmalarına da bence yansıması oldukça önemli. Çin'i salgınla mücadelede başarılı buluyorum. Zira kısa sürede mücadelesinin sonucunu aldı. Türkiye'nin de mücadele aşamasında Çin'in tecrübelerinden faydalanması, aşı için bir sözleşme imzalaması memnuniyet verici.