“Türkiye'nin beklentisi Esad'ın kaybedeceği yönünde”

“Türkiye'nin beklentisi Esad'ın kaybedeceği yönünde”

Maltepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal, CRI Türk Türkiye'de Tuğçe Akkaş'ın hazırlayıp sunduğu Manşet programına konuk oldu.

Prof. Dr. Hasan Ünal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İdlib planı, Türkiye-Rusya ilişkileri ve İdlib'de yaşanan son gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Hasan Ünal, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İdlib planının Rusya'nın onayını aldığını söylemek için erken olduğunu belirtti.

Ünal, taraflar arasında hem Soçi Mutabakatı hem de Suriye'de nasıl bir barışa ulaşılacağı hakkında önemli görüş ayrılıkları olduğunun anlaşıldığını ifade ederek, Türkiye'nin Soçi mutabakatındaki ateşkes ve çatışmasızlık konularını gündeme getirip, Rusya ile Suriye'nin yapmış olduğu operasyonları eleştirdiğini bildirdi.

"TÜRKİYE'NİN BEKLENTİSİ ESAD'IN KAYBEDECEĞİ YÖNÜNDE"

Rusya'nın ise, Türkiye'nin Soçi Mutabakatı'nda vermiş olduğu taahhütleri yerine getirmediğini dile getirdiğini anlatan Prof. Dr. Hasan Ünal, şunları kaydetti:

"Örneğin İdlib'de bulunan ve Türkiye ile Birleşmiş Milletler'in (BM) de terör örgütü olarak kabul ettiği grupların hakimiyetlerine bir şekilde son verilecek ve Türkiye'nin 'ılımlı' diye tabir ettiği silahlı muhaliflerin kontrolüne verilecekti ancak bu olmadı. Ayrıca M4 ve M5 kara yollarının güvenli trafiğe açılması söz konusu olacaktı fakat bu da yapılamadı. Dolayısıyla Rusya, orada yaptıkları operasyonların Türkiye'nin taahhüt ettiği şeyleri yerine getirmek amaçlı yapıldığını söylüyor. Biz de bunu kabul etmek istemiyoruz. Türkiye ise, 'Taahhütlerimiz gerçekleşmemiş olabilir ancak İdlib'deki ateşkes süreci aynen devam etsin, o bölgeye bir operasyon yapılmasın, siyasi çözüme odaklanılsın, Suriye'ye yeni bir anayasa yapılsın ve bu anayasanın uygulamaya girebilmesi için de bir geçici hükümet kurulsun, Esad görevi bıraksın ve BM gözlemcileri kontrolünde genel seçim yapılsın.' diyor. Belki de Türkiye'nin buradaki beklentisi Esad'ın kaybedeceği yönünde."

"TÜRKİYE VE RUSYA'NIN BAKIŞ AÇILARI ARASINDA ÖNEMLİ FARKLILIKLAR VAR"

Rusya ve Suriye tarafının Türkiye'nin isteklerini kabul etmesinin mümkün olmadığını dile getiren Hasan Ünal, sebeplerini ise şöyle anlattı:

"Onlara göre, Türkiye'nin belirlemiş olduğu politikanın sahada karşılığı kalmadı. Çünkü Türkiye ateşkes yönündeki politikayı belirlediğinde, Suriye'nin pek çok yerinde 'cihatçı' diye tabir edilen terör gruplarının hakimiyeti söz konusuydu. Bu terör örgütlerinin hepsini Suriye hükümeti etkisiz hale getirdi ve o gruplardan geriye kalanların tamamı İdlib'e transfer edildi. Söz konusu grupların İdlib hariç diğer bölgelerde bir etkisi kalmadı. Dolayısıyla Suriye'nin, askeri olarak güçlendiğini hissettiği, ayaklarının daha sağlam yere basmaya başladığı ve 2015'e göre ordusunu daha güçlü hale getirdiği bir dönemde, İdlib'de ateşkesi ve bir anayasa yapımı süreci ile birlikte gelecek siyasi çözümü kabul etmesi mümkün değil. Bana sorarsanız Rusya'nın da bunu kabul etmesi zor. Rusya açısından önemli olan mevcut Suriye yönetiminin kalması. Çünkü bu yönetim Suriye'den giderse, Rusya'nın Suriye'deki kazanımları sıfırlanır. Türkiye ve Rusya'nın bakış açıları arasında önemli farklılıklar var. Bu nedenle, İdlib ve Suriye'ye yönelik yeni mutabakatlara ihtiyaç var. Belki de Türkiye'nin politikasını gözden geçirmesi faydalı olabilir. Çünkü Türkiye'nin belirlemiş olduğu politikanın sahada karşılığı çok az. Türkiye'nin istekleri ve arzuları, sahada uygulanabilir şeyler değil. Eğer Türkiye Suriye'ye yönelik dış politikasını değiştirmezse, bu tip sorunlarla karşılaşmaya devam edeceğiz."

"ABD'NİN ADIMLARI SAHAYA İNECEĞİ ANLAMINA GELMİYOR"

Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Suriye'deki son gelişmelere ilişkin tutumunu da değinen Maltepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal, ABD'nin açıklamalarının İdlib'de sahaya inme kararı aldığı yönünde yorumlanamayacağının altını çizdi.

"SURİYE İLE KAPIŞIRSAK ABD VE PYD İÇİN İDEAL BİR ORTAM YARATMIŞ OLURUZ"

"Bu durum, bugüne kadar İdlib'de bir gerilim ortaya çıkacak ve bu gerilim sayesinde Türk-Rus ilişkileri bozulacak diye ellerini ovuşturan Amerika'nın mutluluğu olarak algılanabilir." diyen Prof. Dr. Ünal, ABD'nin Türkiye'nin Suriye politikasındaki beklentilerine yöneldiğine dair bir işaretin olmadığını kaydederek, sözlerine şunları ekledi:

"Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin açıklamalarında da bunu görüyoruz. Mesela Cumhurbaşkanı Erdoğan, ısrarla 'herkes gözünü kapatsa da herkes görmezden gelse de biz İdlib'e olan ilgimizi sürdüreceğiz' tarzında şeyler söylerken, herkes ile kastettiği şey aslında Batı dünyası ve Amerika. ABD'nin önceliği ise Fırat'ın doğusunda bir PYD devleti oluşturmak. Biz bu tarafta Rusya ile kapışır ve Suriye ile savaşmaya kalkışırsak, ABD ve PYD için ideal bir ortam yaratmış oluruz. O zaman ilgimiz bu tarafa kayacağı için Fırat'ın doğusunda PYD alan hakimiyetini genişletir, rahatça devletleşme adımlarını atar ve Amerika da ona destek verir. Yoksa Amerika'nın Esad'ı devirmek gibi bir gündemi olacağını zannetmiyorum."

Diğer yandan NATO'nun Suriye'de bir rol üstlenmesinin de çok zor olduğuna işaret eden Hasan Ünal, "NATO içerisinde görüş ayrılıkları ortaya çıkabilir. Bizim dışımızdaki NATO ülkelerinin PYD, İdlib vs. gibi gündemleri sınırlı. Hiçbiri PYD'yi terör örgütü olarak görmüyor ve bu konuda bizim Suriye'deki mücadelemize destek vermiyor ancak hepsi birden bizim Suriye ile kapışmamız ve Rusya ile ilişkilerimizi bozmamızdan çok mutlu olurlar." diye konuştu.

"TÜRKİYE, SURİYE'NİN İDLİB'DEKİ TOPRAK KAZANIMLARINI GERİ ÇEVİRMESİNİ İSTİYOR"

Maltepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal, "Yeni göç dalgası riski var mı?" sorusuna işe şöyle yanıt verdi:

"Göç dalgasının ne boyutta olduğunu bilmemiz mümkün değil. Bu konu hakkında söylenen rakamlar afaki de olabilir. Eğer Türkiye, Suriye konusunda bir dış politika revizyonuna giderse, yapılabilecek şeyler çok açık. Örneğin Türkiye, göçü Suriye'nin içerisinde karşılamak amaçlı bir operasyon sırasında Suriye ve Rusya kuvvetleri ile tam bir koordinasyon kurabilir. Terör örgütlerinin Türkiye'ye karşı provoke edecekleri göç dalgasının önünü almak amacıyla, Suriye'nin içerisine koridorlar açılabilir ve güvenliğini tehlikede gören sivil halkın oralara doğru göçmeleri sağlanabilir. Ancak bunların olabilmesi için, Türkiye'nin Suriye konusundaki politikasını gözden geçirmiş olması ve İdlib'deki tek sorununun da muhtemel bir göç dalgası olması gerekir. Eğer Türkiye, Suriye hükümetini muhatap kabul ettiğini ve iş birliği yapacağını söylerse, bu da mümkün görünüyor. Ancak mevcut şartlarda bu durumun gerçekleşmesi pek mümkün değil çünkü Türkiye şu anda adeta bir ültimatom vermiş durumda. Türkiye, Eylül 2018'de Soçi Mutabakatı'nın imzalandığı sıradaki İdlib haritasına geri dönün diyor. Yani şu ana kadar Suriye'nin İdlib'de yaptığı toprak kazanımlarını geri çevirmesini istiyor. Bunlar sahada uygulanabilecek şeyler gibi görünmüyor. Bu nasıl gerçekleşecek ve gerçekleşmezse Türkiye şubat ayının sonunda ne yapmayı deneyecek? Hepimiz nefesimizi tutmuş bekliyor olacağız."

Türkiye'nin Suriye konusundaki çözüme ilişkin öngörüsünü de paylaşan Hasan Ünal, "Bence Esad'sız bir Suriye tartışmaları çoktan tarih oldu. Batı dünyası ve ABD, kabaca Esad'ı devirme fikrinden 2013 yılında vazgeçti. O tarihten itibaren farklı politikalara yöneldiler. Bizim politikalarımızın alandaki durum üzerinde sadece belli bir oranda belirleyiciliği olabilir. Öncelikle Türkiye'nin neler yapacağını görmemiz gerekli. Suriye ve Rusya tarafı, M5 kara yolunun kontrolünü tamamen ele geçirmiş biri duruyor. Bu noktadan sonra M5'in kuzeyine doğru 20-30 kilometrelik bir ilerleme kaydedebilirlerse, ondan sonra ateşkese razı olurlar gibi. Ancak Türkiye bunu kabullenir mi yoksa farklı bir şekilde mi hareket eder, bunları henüz bilmiyoruz." ifadelerini kullandı.