“Türkiye neden El Bab'da yaptığını yapmıyor?”

“Türkiye neden El Bab'da yaptığını yapmıyor?”

Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkan Vekili, 19-20-21. Dönem Ankara Milletvekili ve akademisyen Uluç Gürkan, CRI Türk Türkiye'de Tuğçe Akkaş'ın hazırlayıp sunduğu Manşet programına konuk oldu.

Uluç Gürkan, İdlib'deki son gelişmeler ve Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"Şehitlerimize Tanrı'dan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum." diyerek sözlerine başlayan Uluç Gürkan, İdlib meselesinin bu noktaya "bağıra bağıra" geldiğini ifade ederek, Rusya'nın altını çizdiği en kötü senaryo ile karşı karşıya olmamayı dilediğini vurguladı.

2018 yılında Rusya ile imzalanan Soçi Mutabakatı'nda Türkiye'nin İdlib'de bazı yükümlülükler üstlendiğini anımsatan Gürkan, bunlardan birincisinin terörist grupların silahsızlandırılması ve çatışmasızlık ortamı sağlanması, ikincisinin ise, şu anda çatışmaların sürdüğü M4 veM5 kara yollarının ulaşıma açılmasının gerçekleştirilmesi olduğunu belirtti.

"TÜRKİYE, TAAHHÜTLERİ YERİNE GETİREMEDİ"

Eski TBMM Başkan Vekili Uluç Gürkan, 2018 yılının sonunda Türkiye'nin vermiş olduğu taahhütleri yerine getiremediğini bildirerek, şunları kaydetti:

"2019 Ağustos ayının sonunda ise Rusya'nın hava desteğiyle birlikte Suriye ordusu terörist grupları süpürme harekâtı başlattı. Türkiye devreye girdi ve bir ateşkes mutabakatı sağlandı. Böylece Türkiye'ye taahhütlerini yerine getirmesi için ek süre verilmiş oldu. Ancak bu da gerçekleşmeyince Rusya'nın hava desteği ile Suriye ordusu, geçen aralık ayından başlayan ve ocak-şubat aylarında da devam eden bir operasyonla M4 ile M5 kara yollarının büyük bölümünü ele geçirdi ve terörist grupları geriye doğru süpürmeye başladı. Türkiye bu noktada Astana ve Soçi Mutabakatı'na uyulmadığını söyledi. Buna karşılık Rus tarafı da 'Türkiye'nin mutabakat kapsamında üstlenmiş olduğu yükümlülükleri biz yerine getiriyoruz.' biçiminde bir yaklaşım içerisine girdi."

Türkiye'nin Fırat Kalkanı Harekâtı sırasında 3 binden fazla IŞİD unsurunu etkisiz hale getirdiğini hatırlatan 19-20-21. Dönem Ankara Milletvekili Uluç Gürkan, Türkiye'nin İdlib'de aynı prosedürü izlemediğini aktardı ve bunun nedenini düşünmemiz gerektiğinin altını çizdi.

"TÜRKİYE NEDEN EL BAB'DA YAPTIĞINI YAPMIYOR?"

Türkiye'nin Fırat Kalkanı Harekâtı sırasında IŞİD militanlarını etkisiz hale getirirken dünya genelinde övgü topladığını dile getiren Gürkan, "Ancak şimdi, Türkiye'yi destekleyen bazı NATO ülkeleri dâhil 'Türkiye neden El Bab'da yaptığını yapmıyor? sorusunu dile getiriyor. Türkiye'nin bu konuyu kendi içinde açıklığa kavuşturması gerekiyor." diye konuştu.

Uluç Gürkan, Türkiye'nin Suriye ordusunun ele geçirdiği mevzileri Türk ordusunun gözlem noktalarının gerisine itmeye yönelik bir askeri operasyon başlattığını ifade ederek, sözlerine şunları ekledi:

"Bu konuda Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) dediğimiz güçler harekâta başladılar ve Suriye'nin elindeki bir köyü ele geçirdiler. Rusya tarafı, Suriye ordusuna yönelik saldırıların çok sayıda zırhlı tankla gerçekleştirildiği ve Türk ordusunun da buna topçu ateşiyle destek verdiğini iddia ediyor. Türkiye ise, topçu ateşiyle harekâta destek verdiğini ve Suriye ordusunun ilerlemesini durdurmayı amaçladığını kendisi de açıklıyor. Bu bağlamda Rusya tarafından yapılan açıklamada, dört Suriye askerinin yaralandığı duyuruldu ve Suriye ordusunun talebi üzerine Rus savaş uçaklarının desteğiyle Suriye Ordusu'nun saldırıları püskürttüğü belirtildi. Hava saldırıları nedeniyle 2 askerimiz şehit, 5 askerimiz de yaralanmış bulunuyor. Bu noktada olayın riskini algılayabilmek için bir tekrara gitmemizde yarar var.  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, operasyonun her an başlayabileceğini söyledi. Suriye ise, İdlib'de yapılacak askeri bir operasyonun en kötü senaryo olacağını bildirdi. Yani diplomatik bir dille karşılık vereceğini dile getirdi. Türk askerlerinin hava saldırısıyla vurulması Rus uçaklarıyla mı gerçekleşti? Bu durum, 'Türkiye ve Rusya çatışmanın eşiğine geldi mi?' sorusunu gündeme getirir."

HAVA DESTEĞİ OLMADAN OLMAZ!

Türkiye'nin bir an önce sorunlara diplomatik bir çözüm bulmak için Rusya ile yeniden masaya oturmasının yararlı olacağına dikkat çeken Gürkan, "İdlib'de başlatılan ve hangi safhada olduğunu bilemediğimiz operasyon, bir karşı taarruzdur. Askeri uzmanlar karşı taarruzun iki koşul gerektirdiğine işaret ediyorlar. Birincisi, karşıdaki güçlerin taarruzunun durdurulması, ikincisi ise, hava desteğinin sağlanması. Rusya ile hava çatışmasına girmeden İdlib'e hava desteği sağlamak mümkün değil. Nitekim hava desteği olmadığı için Rusya, Türkiye'nin askeri güçlerinin üzerine uyarı bağlamında bir hava saldırısı düzenlemiş ve 2 askerimizin şehit olmasına yol açmış bulunuyor. Bu çok riskli bir olay." ifadelerini kullandı.

"Bu çatışmanın sonucu, Türkiye için önemli maliyetler içerebilir. Her şeyden önce, yabancı bir ülkenin topraklarında hava desteği olmadan bir operasyon yürütmek son derece güç bir durum." diyen Uluç Gürkan, bu konuda Milli Savunma Bakanı (MSB) Hulusi Akar'ın 12-13 Şubat tarihlerinde gerçekleşen NATO toplantılarında destek talep ettiği ve somut destek çağrısında bulunduğu bilgisini paylaştı.

"ÇATIŞMANIN BÜYÜMESİ TÜRKİYE'YE GÖÇÜ HIZLANDIRACAKTIR"

Türkiye'nin destek konusunda istediği gibi bir karşılık bulamayacağının NATO yetkililerinin açıklamalarından ortaya çıktığını dile getiren Eski TBMM Başkan Vekili Uluç Gürkan, şöyle konuştu:

"Bu nedenle Türkiye'nin gözlem noktalarını M4 ve M5 kara yollarının kuzeybatısına yani Türkiye sınırına doğru çekmesi ve orada güçlü bir askeri tahkimat ortaya koyarak, sivil unsurlar için bir güvenli bölge yaratması gerekiyor. Böylece Türkiye'ye olan göç engellenebilir. Çatışmanın büyümesi Türkiye'nin önlemeye çalıştığı göçü hızlandıracaktır ve sınır güvenliğin de zafiyete uğraması riskini beraberinde taşıyacaktır. Umarım askeri seçenek gündemden kalkar ve bu soruna, tekrar diplomasi masasında bir çözüm aranır. Bizler de şehit haberleri ile bir kez daha sarsılmayız."

"NATO ASKERİ OLARAK DESTEK VERMEYECEKTİR"

NATO'nun İdlib'de devreye girmeyeceğini vurgulayan Uluç Gürkan, sözlerini şöyle noktaladı:

"NATO ülkeleri, Avrupa Birliği (AB) ülkelerini de devreye sokarak en fazla insani yardım konusunda harekete geçerler. NATO'nun desteği silahlı bir çatışma biçimine evrilmez. Çünkü burada, NATO Anlaşması'nın 5. maddesinde belirtildiği gibi 'Türkiye topraklarına yönelik bir tehdit ve saldırı' söz konusu değil. İdlib, yabancı ülke toprağıdır. NATO, buradaki herhangi bir çatışma ortamına müdahale etmez. Çünkü karşısına Rusya'yı alacaktır. Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) hiçbir koşulda çatışmaya girmeyecektir. Kaldı ki NATO'da bazı kararlar oy birliğiyle alınmak zorunda. Amerika buraya NATO'yu yönlendirmek istese bile, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tutumu ortada. NATO, askeri olarak destek vermeyecektir."