Trump'ın son kozu: Uzaylılar

Trump'ın son kozu: Uzaylılar

Üstünden fazla zaman geçmedi ama "hafıza-i beşer nisyan ile malûldür" denir ya, anımsatmakta yarar var:

Dört ay önce Çin-Wuhan'da ilk salgın vakaları görüldüğünde, "Bu iş Çin'in büyümesini engellemek için Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından tezgâhlandı. Virüs, Amerikalıların işi" diyenler olmuştu. Televizyon ekranlarındaki tartışma programlarında bile ciddiyetle dile getirildi bu tez.

Ardından iki üç hafta sonra koronavirüs İran'da yayılmaya başlayınca saçma iddia pekişmiş oldu. "İşte gördünüz mü? ABD iki büyük düşmanını mahvetmek için böyle bir virüs geliştirdi" diyenler çoğaldı. İşin ilginci, ABD'den de herhangi bir yalanlamaya da açıklama gelmedi bu tür "komplo teorileri" hakkında. Tam tersine, o dönemde bu söylentiler politik psikoloji açısından Beyaz Saray'ın işine geliyor, üstünlük sağlıyordu. Oysa manzara şu günlerde dört ay öncekinden çok farklı. Doğal olarak iddialar da komplo teorileri de farklılaştı, tamamen yön değiştirdi.

ABD'NİN KARA TABLOSU

Koronavirüs salgını başladığından bu yana üç buçuk aylık sürede dünya genelinde enfekte olan insan sayısı 3,7 milyon civarında. Bunun üçte biri ABD'de; ülkede 1,3 milyon kişi hasta durumda.

Dünyada toplam insan kaybı sayısı ise 260 bin. Bunun da dörtte birinden fazlası 73 bin kişiyle ABD'de.

ABD'nin kuzey komşusu Kanada'da 3700, güney komşusu Meksika'da 2300 ölüm söz konusu. Üç ülkenin nüfusları ile salgın nedeniyle ölen vatandaşlarının sayısını oranladığımızda ABD aleyhine kapkara bir tablo beliriyor. Tablo, ABD'yi iki büyük komşusuyla değil Asya ve Avrupa ülkeleriyle kıyasladığımızda da değişmiyor.

Öte yandan, uzun süredir televizyon haber bültenlerinde dünya çapında bilgi verilirken Çin'in adı bile geçmiyor. Çünkü başta Wuhan olmak üzere Çin bu belayı atlattı, vaka sayısını sıfıra indirdi ve kontrollü olarak normal yaşama dönülüyor.

KORKU VE GÜVENSİZLİK DUYGUSU

Durum buyken ABD Başkanı Trump ve Dışişleri Bakanı Pompeo, virüsün Wuhan'daki laboratuvarda üretildiğine dair ellerinde kanıtlar olduğunu ama bu bunları açıklayamayacaklarını söylediler birkaç gün önce. Aklı başında sağlık uzmanları bir yana, ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü bile Trump'ı anında yalanladı ama ne gam! Trump'ın bir yalana, komplo teorisine ihtiyacı var ve onun gereklerini yerine getiriyor.

Oysa aynı Trump, ABD'de ilk vakalar görülmeye başladığında 30 Mart'taki basın toplantısında ülkesinde 150-200 bin ölüm gerçekleşeceğini zaten belirtmiş ve salgın karşısında yenilgiyi baştan ilan etmişti. Çünkü kendisine, danışmanlarına, sağlık sistemine, parasına güvenmiyordu ve şimdi komplo teorilerinden başka sarılacağı şey kalmadı. Ve bilinir ki her türlü komplo teorisinin ardında politik gerçekler değil, korku ve güvensizlik duygusu yatmaktadır.

İÇ VE DIŞ KOMPLO İHTİYACI

ABD'de Liberal-Demokrat kesimler bizzat sistemin içine dönük komplo teorilerine düşkündür. Onlar için sisteme yönelmiş tehditler daha çok CIA'nın, Pentagon'un, kirli politikacıların, ahlaksız iş insanlarının, yozlaşmış polislerin ama hep sepetteki çürük elmaların işidir. Muhafazakâr-Cumhuriyetçi seçmenlerin ülkeyi tehdit eden komplolara ilişkin zihinsel algısı ise dış güçleri işaret eder. Çinliler, Ruslar, Koreliler, Araplar, Kübalılar ve hatta uzaylılardır tehlikenin kaynağı.

İşte Trump bugünlerde, Amerikan popüler kültüründe ve toplumsal-ruhsal atmosferinde halen çok etkili olan bu kozu devreye sokmuş durumda. Bunun bir adım ötesinde son kozunu oynaması ve bütün suçu uzaylılara atması geliyor ki hiç şaşırmayacağımı şimdiden söyleyeyim!

Ünlü aktör-yönetmen Orson Welles, 30 Ekim 1938 günü hazırladığı radyo programında, Marslıların New Jersey'deki bir çiftlikten başlayarak tüm Amerika'yı işgal etmekte olduklarını duyurmuş, milyonlarca insanı paniğe, tüm ülkeyi kaosa sürüklemişti. O tarihte bile olsa başka hiçbir ülkede pek ciddiye alınmayacak bir radyo şakası, ABD'de adeta kıyamete yol açmıştı.

Welles, çok iyi bir sanatçı ve iyi bir konuşmacıydı, o nedenle inandırıcı olabilmişti.

Trump ise kötü bir aktör ve başarısız bir konuşmacı. Dolayısıyla komplo teorileri de hiç ikna edici değil ve kötü birer şakadan ibaret.

Tunca Arslan