“Trump'ın koronavirüs konusunda bir düşman bulması gerekiyordu”

“Trump'ın koronavirüs konusunda bir düşman bulması gerekiyordu”

Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) Donald Trump yönetimi, Dünya Sağlık Örgütü'nden (DSÖ) resmi olarak çekildiğine dair Kongre'yi bilgilendirdi.

Trump, 14 Nisan'da DSÖ'yü Covid-19 salgınıyla mücadelede başarısızlıkla ve Çin'e yakın durmakla suçlamış, örgüte sağlanan finansal desteği askıya aldıklarını açıklamıştı. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus'a 18 Mayıs'ta bir mektup gönderen Trump, esaslı reformlar yapmaması halinde ABD'nin bu kuruluşa sağladığı fonları 30 gün sonra "kalıcı olarak" donduracağını belirtmişti. Ancak Trump daha bu süre dolmadan 29 Mayıs'ta, "Bugün DSÖ ile ilişkimizi sonlandırıyoruz." açıklamasını yapmıştı. Trump'ın bu açıklamasına rağmen resmi çekilmeye yönelik henüz resmi bir adım atılmamıştı. DSÖ'yü koronavirüs salgınını engellememekle suçlayan Trump yönetimi ABD'nin örgütten ayrılması için Birleşmiş Milletler'e (BM) resmen başvuruda bulundu.

Maltepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal, ABD'nin DSÖ'den ayrılma kararını CRI Türk'e değerlendirdi.

"TRUMP'IN KORONAVİRÜS KONUSUNDA BİR DÜŞMAN BULMASI GEREKİYORDU"

Prof. Dr. Hasan Ünal, Trump'ın seçim döneminde sıkışmış durumda olduğunu ve kendisi açısından birtakım suçlular bulması gerektiğini çünkü karşı cephenin sürekli olarak değişik konularda Trump'ı sıkıştırmaya çalıştığını söyledi.

Prof. Dr. Ünal, ABD'nin DSÖ'den ayrılma kararını iki açıdan değerlendirmenin mümkün olduğunu belirterek "Birincisi ABD'de yaklaşan seçimler, Trump'ın koronavirüs ile mücadeledeki başarısızlığı ve bunun ABD'de yarattığı tartışmalar. ABD, salgınla mücadelede başarılı olamadı ve bu nedenle suçlamalar başladı. Hatta bu suçlamalara yine virüsle mücadelede başarılı olamayan ülkelerin de zaman zaman katıldığını gördük. Hepsinde ortak nokta aynıydı, 'Çin bize zamanında haber vermedi, süre önemliydi saklandı gibi…' Oysa sürece bakınca ortada böyle birkaç haftalık ihmalle izah edilebilir sorunlar yok. İşin aslı bambaşka. ABD'deki sorun, İngiltere'deki başarısızlık, Avrupa ülkelerinin çoğunda görülen mücadeledeki yetersizlikleri öyle iki haftalık ihmalden üç-altı haftalık sorundan kaynaklanan bir meseleye benzemiyor çok daha ötesinde ve kapsamlı görünüyordu." açıklamasında bulundu.

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ İLK KEZ BÖYLE BİR SALGINLA KARŞILAŞIYOR

"Trump, seçim döneminde o kadar sıkışmış durumda ki kendisi açısından birtakım suçlular bulması lazım." diyen Maltepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal, sözlerine şöyle devam etti:

"Çünkü karşı cephe sürekli olarak değişik konularda Trump'ı sıkıştırmaya çalışıyor. O da üstüne gelenlere 'şu konuda suçlu şu, bu konuda şu' diyor. Şimdi sürekli kullandığı şey 'fake news'. Amerikan basının neredeyse tamamıyla kavgalı durumda ancak burada aslında birçok açıdan çok da haksız değil. Çünkü 'fake news' diye suçladığı yayın organlarının çoğu eski Amerika'yı temsil ediyorlar yani dünyada Amerikan hegemonyasının tek kutuplu dünya üzerindeki hakimiyeti vs… bunları temsil eden bir anlayışa sahipler. Trump ise bunlarla baştan itibaren mücadele ederek geldi. Trump'ın birtakım konularda haklı tarafları var ama bu mücadele artık öyle bir noktaya geldi ki, birinin bir şey dediğine diğeri tam tersini söylüyor. Böyle bir ortamda Trump'ın koronavirüs konusunda bir düşman bulması gerekiyordu ve kendisi açısından en doğal olan Çin'di. Bunlara DSÖ'nün bilimsel olarak destek vermesi mümkün değildi, DSÖ yapması gerekeni yaptı. DSÖ belli konularda yetersiz kalmış mıdır, bunları ancak konunun uzmanlar bilir. DSÖ, ilk kez böyle bir salgınla karşılaşıyor. Dünyada virüsle mücadelede daha başarılı denebilecek ülkeler var. Bunların çoğu Asya ülkeleri başta Çin olmak üzere. Avrupa'dan da birkaç örnek olabilir ama İtalya, ABD ve İngiltere gibi ülkeler pek başarılı bir performans sergileyemediler."

"ABD EĞER AKILLI OYNARSA ÇOK ÖNEMLİ AKTÖRLERDEN BİRİ OLARAK KALIR"

Prof. Dr. Hasan Ünal, Trump'a destek veren çevrelerin BM sistemine ve BM örgütüne de çok saygılı olduklarının söylenemeyeceğini vurgulayarak "Örneğin, şu an İran'a yönelik silah ambargosunun uzatılıp uzatılmaması ile ilgili konu gündemde. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompoeo, sürekli bu konuyu gündeme getiriyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) bu konuda karar alması ve ambargoyu uzatması gerektiğini söylüyor, ancak BMGK muhtemelen Pompeo'nun dediğini yerine getirmeyecek, bu sefer BM'den mi çekilecekler? Değil belki ama BMGK ile BM sistemine çok saygılı bir yönetimden bahsedilemez. Bu da belki bizi şuraya getiriyor; aslında dünya çok kutupluluğa evrildiği için BM'nin etkisinin ve yaptırım kabiliyetinin azalacağı döneme doğru gidiyoruz." diye konuştu.

"Mesela 1920'li-30'lu yıllar ve 2. Dünya Savaşı da dâhil olmak üzere çok kutuplu bir dünya içindeydik ve o çok kutuplu dünyada Milletler Cemiyeti çok başarılı ve etkili değildi." ifadelerini kullanan Prof. Dr. Ünal, sözlerini şöyle tamamladı:

"Ancak iki kutuplu dünyada BM örgütü daha etkiliydi. Tek kutuplu dünya düzeninin ilk yılları ABD açısından çok önemliydi, çok başarılıydı. BM, Amerika'nın dediği her şeyi yapıyordu. Fakat şimdi yükselen bir Rusya, gücü sürekli artan bir Çin ve orta büyüklükteki devletler ama özellikle Rusya ile Çin önemli çünkü bunlar aynı zamanda Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri. ABD şimdi istediğini yaptıramaz konuma gelince BM'nin organlarını ve kuruluşlarını da suçlayıcı bir dil kullanmaya başladı. Dolayısıyla DSÖ'den çekilmelerini bir de bu açıdan değerlendirmek lazım. ABD'nin öyle bir BM arzusu var ki, ABD'nin dediği her şeyi yapacak. Artık çok kutuplu bir dünyadayız ve çok kutuplu bir dünyada ABD eğer akıllı oynarsa çok önemli aktörlerden biri olarak kalır. Tek başına olmayacak."

Haber: Tuğçe Akkaş