“Ticaret savaşları bitmedi, sadece form değiştirdi”

“Ticaret savaşları bitmedi, sadece form değiştirdi”

Koç Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Altay Atlı, CRI Türk Türkiye'de Kamil Erdoğdu'nun hazırlayıp sunduğu "Güne Başlarken" programına konuk oldu.

Dr. Altay Atlı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Çin arasında kısa süre önce imzalanan birinci faz ticaret anlaşmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Birinci faz ticaret anlaşmasının imzalanmasıyla birlikte "ticaret savaşları"na ara verildiğinin altını çizen Altay Atlı, bu aranın geçici bir durum olduğuna dikkat çekti.

Atlı, ABD ve Çin arasında anlaşmazlıklara konu olan birçok meselenin birinci faz ticaret anlaşmasında yer almadığını ifade etti.

Çin'in yaklaşık 200 milyar dolar değerinde alım yapacağını taahhüt ettiğini hatırlatan Koç Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Altay Atlı, bu alımların içerisinde; tarım, imalat sanayi, enerji ve hizmet sektörüne yönelik ürünlerin bulunduğunu belirtti.

"İKİNCİ FAZ TİCARET ANLAŞMASI BELİRSİZLİĞİNİ KORUYOR"

Çin'in 200 milyar dolarlık alım taahhüdüne karşılık ABD'nin bazı tarife artırımlarını ertelediğini, bazılarını da geri çektiğini bildiren Altay Atlı, şunları anlattı:

"İkinci faz ticaret anlaşmasının ne zaman olacağına dair herhangi bir açıklama bulunmuyor. Çin tarafı bu konuda konuşmuyor, Amerikan tarafına baktığımızda ise çelişkili ifadeler görüyoruz. Dolayısıyla ikinci faz ticaret anlaşması belirsizliğini koruyor."

"TİCARET SAVAŞLARI FORM DEĞİŞTİRDİ"

ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşlarının bitmediğini ancak form değiştirdiğini dile getiren Atlı, "ABD tarafından ertelenen tarife artırımları yapılsaydı, Çin ve ABD arasındaki ticaret tamamıyla tarife kapsamına girmiş olacaktı. Bu konuda daha fazla gidilecek bir yer kalmadı. Ancak savaş bitmedi ve devam ediyor. Savaş, bu konuda ateş edecek yer kalmadığı için başka alanlara geçiyor. Teknoloji savaşı hâlâ devam ediyor." diye konuştu.

TİCARET SAVAŞLARININ YENİ SİLAHI İHRACAT KONTROLLERİ

Teknoloji savaşına bağlı olarak devam eden diğer bir konunun ise "ihracat kontrolleri" olduğuna işaret eden Dr. Altay Atlı, ihracat kontrollerinin yeni bir şey olmadığını vurgulayarak, sözlerine şunları ekledi:

"İhracat kontrolleri, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde küresel anlamda çok taraflı ticaretin serbestleştirilmesi kapsamında giderek daha az kullanılan ve stratejik özellikleri olan, sivil gibi görülen ancak askeri amaçla da kullanılabilecek ürünlerin ülke dışına çıkmasını kısıtlamak amacıyla kullanılan bir unsur. Ticaret savaşları form değiştirirken, ihracat kontrolleri de bu alanlarda kullanılmaya başlanılacak gibi görünüyor. ABD'de bunun ile ilgili geçen sene yürürlüğe giren bir kanun da mevcut. Bu kanun, Trump yönetimi tarafından üst düzey teknoloji ürünleri için kullanılmaya başlandı. İlk kullanılan teknoloji ürünleri de coğrafi mekânsal görüntüleme ürünleri oldu ve buna yönelik ürünlerin ABD'den Çin'e ihraç edilmesi yasaklandı. Huawei buna maruz kaldı. Huawei üretimlerini kendi ülkesinde yapıyor ancak kullandığı ara mamulleri birçok farklı yerden alıyor. Özellikle bazı yüksek teknoloji gerektiren ara ürünleri ise ABD'den temin ediyor. Trump'da Huawei'i buradan yakaladı. Trump yönetimi bu ürünlerin Çin'e ihracatını önce yasakladı, sonra ise bu ürünleri satanların ve tüketicilerin durumdan etkilenmesi nedeniyle birtakım muafiyetler getirdi."

"AMERİKA'NIN NİYETİ TARTIŞMALI"

ABD'nin "Yüksek teknolojili bazı ürünler Çin içerisinde bazı topluluklara karşı baskı uygulamak amacıyla kullanılıyor." dediğini ve meseleyi insan hakları boyutuna taşıdığını dile getiren Altay Atlı, Amerikan yönetiminin derdinin insan hakları mı yoksa ticaret savaşlarında bir adım öne geçmek mi olduğunun tartışmalı olduğunu vurguladı.

"BAŞKA ÜLKELER DE BAŞVURUYOR"

ABD'nin uyguladığı ihracat kontrollerinin süreceğinin altını çizen Atlı, şunları aktardı:

"Hatta başka alanlarda, farklı ülkeler tarafından, benzer yöntemlerin kullanıldığını da görüyoruz. En son Japonya ve Güney Kore (Kore Cumhuriyeti) arasındaki çatışmalı ticari durumda, özellikle Japonya tarafının ihracat kontrollerine başvurduğunu gördük. 21. yüzyılda teknoloji ve ekonomiler gelişiyor. Herkes birbirine ekonomik anlamda daha fazla bağımlı hale geliyor. Herkes birbirine bağımlı olduğunda güzel olan ne olacak? Kimse birbiriyle kavga etmeyecek. Şimdi ise bu bağımlılıkların silah haline getirildiğini görüyoruz. Aslında biz bu durumu daha öncelerde petrol ve doğal gaz konularında konuşuyorduk. Petrole sahip olan birçok anlamda istediğini yaptırabiliyordu. Artık bu silahların içine teknolojik ürünler de dâhil oldu."

Gelinen noktada ekonomik bağımlılıkların daha barışçıl ve huzurlu bir dünya yaratmadığını anlatan Dr. Altay Atlı, "Ekonomik bağımlılıklar silah haline gelmeye başladı. Ticaret savaşlarının arttığını ve formunun değiştiğini görüyoruz. Daha barışçıl bir dünya düşünürken, ticaret savaşlarının nasıl şiddetlendiğinden bahsediyoruz. Durum açıkçası çok iyi değil. Bu durumun yakın zamanda sonlanacağını söyleyemeyiz. Sadece düzelmesini ümit edebilir ve bekleyebiliriz." diyerek sözlerini noktaladı.