Tanrı'nın huzurunda yalan söylemek: Adrian Zenz

Tanrı'nın huzurunda yalan söylemek: Adrian Zenz

New York Times gazetesinin 24 Eylül'deki sayısında bir başlık dikkat çekiciydi. Hatta öyle ki, ilk okuyuşta "Tibet halkına hakaret mi ediliyor?" diye düşünürken yazarın adı gözüme çarptı: "Adrian Zenz". Sözde makalenin başlığı ise "China Has a New Plan to Tame Tibet" Uzun süredir Çin üzerine okuma yapanların yeni ortaya sunulan "tame" kelimesine alışması gerekebilir.

Makale, "Çin ekonomik teşviklerle kültürel asimilasyonu ikna edemedi. Şimdi zorla çalıştırma ve insanların yaşam tarzlarını kontrol etmeye hazırlanıyor." sözleri ile devam ediyor. Makalede hedeflenen nokta "Ekonomik kalkınma ve yaşam özgürlüğü" iki başlıkta Tibet'in son yıllardaki gelişimi ile gözler önüne koyulan gerçeklerden bahsetmek yerine yalanlar makale olarak sunulmak istenmiş.

Sözde "uzman" olarak öne sürülmeye çalışan Adrian Zenz, daha önce Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi üzerinden söylediği yalanlar ile gündeme gelmişti ancak yalanları çok geçmeden gerçeklerin ışığında yok edilmişti.

ADRIAN ZENZ KİMDİR?

Almanya vatandaşı olan 1974 doğumlu Zenz kendisini Çince "Zheng Guoen" olarak tanıtmaya çalışıyor. New York Times ve Washington Post dâhil olmak üzere Batı medyasının desteği altında bir "Xinjiang Uzmanı" olarak öne sürülmek isteniyor.

Bu uzmanlığı ise 2007'de gerçekleştirdiği Xinjiang ziyaretine atfetmeye çalışıyorlar. Evanjelik Akademie für Weltmission Eğitim Merkezi ile çalışan Zenz, Çin ve komünizme karşı yürüttüğü çalışmaların kendisine "Tanrı tarafından verilen görevler" olduğunu iddia ediyor. Zenz, Wall Street Journal'a verdiği röportajda, Çin'e karşı çalışmalarının İncil'deki dünya görüşünden ilham aldığını söyleyerek, "Bunu yapmak için Tanrı tarafından çok açık bir şekilde yönlendirildiğimi hissediyorum." ifadelerine yer vermişti.

Bu ifadeler aslında kulağa yabancı değil. Ateşli bir evanjelik olan Dışişleri Bakanı Pompeo benzer ifadeleri senatör iken bağıra bağıra söylüyordu. Xinjiang konusunda Pompeo'nun Zenz'i kaynak göstermesi çok garip olmamalı.

"TANRI" TARAFINDAN GÖREVLENDİRİLDİKLERİNE İNANIYORLAR

Pompeo, 2015 yılında Kansas'ta bir kongre üyesiyken yaptığı bir konuşmada, "Amerika, tarihteki en büyük Yahudi-Hristiyan ülkesidir. Görevi, İsa'nın ve Tanrı'nın savaşlarına katılmaktır." cümlelerini kurmuştu.

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki (ABD) birçok beyaz evanjelik, uzun zamandır Amerika'nın dünyayı kurtarmak için Tanrı tarafından verilmiş bir misyonu olduğuna inanıyor. Bu Haçlı zihniyetinin etkisi altında, ABD dış politikası genellikle diplomasi dışında hareket ettiriliyor. Bu görevin liderliğini ise Dışişleri Bakanı Mike Pompeo yürütüyor. Pompeo ve beyaz evanjelikler bugünkü Cumhuriyetçi Parti'nin (GOP) siyasi temelini oluşturuyor

Pompeo'nun Çin düşmanlığının Amerikan tarihinde derin kökleri vardır. ABD'ye giden İngiliz Protestan yerleşimciler, yeni vadedilen topraklarda Tanrı'nın lütuflarıyla yeni bir İsrail kurduklarına inanıyorlardı. 1845'te John O'Sullivan, Kuzey Amerika'nın şiddetli ilhakını haklı çıkarmak ve kutlamak için "Kader Manifestosu"nu ortaya attı. Öte yandan bu topluluk "Yeryüzünde insanın ahlaki haysiyetini ve kurtuluşunu Tanrı'nın değişmez hakikatini ve iyiliğini tesis etmek dünya uluslarına bu kutsanmış misyonu kabul ettirmek bizim gelecekteki tarihimiz olacak. Hayat veren gerçeğin ışığında, Amerika Tanrı tarafından kutsal bir ülke olarak seçildi." ifadeleri insanların zihinlerine kazıyarak bu günlere geldi.

ABD, bu "ilahi" görüşlere dayanarak, 19. yüzyıl boyunca Kızılderili olarak adlandırılan Amerikan Yerli topluluklarını katletti ve ardından onları boyun eğdirdi. Doğu sınırına göz dikilmesiyle "Kader Manifestosu" denizaşırı ülkelere yayıldı. Soğuk Savaş'ın başlamasıyla birlikte anti-komünist ateş, ABD'yi 1960'larda ve 1970'lerde Güneydoğu Asya'da (Vietnam, Kore, Laos ve Kamboçya) feci savaşlar yürütmeye yöneltti.

11 Eylül terörist saldırılarından sonra evanjelik siyaset, felaketler olarak tarihe geçen Afganistan, Irak, Suriye ve Libya'daki savaşlarını tetikledi. Ardından "radikal İslam" ya da "İslami faşizm" gibi sözler zamanın Adrian Zenz'leri tarafından ortaya çıkarıldı. Adrian Zenz'i çok seven New York Times, Irak'ın işgal edilmeden önce "Irak'ta kitlesel imha silahları var" diyerek manşetler atmaktan yorulmuyordu. New York Times ve ABD Ordusuna sormak lazım, bombalarınızla delik deşik ettiğiniz Irak'taki sözde "kitlesel imha silahlarını" nerede? Birdenbire, radikal İslam'ın sözde varoluş tehdidi unutuldu ve yeni "Haçlı Seferi" Çin Komünist Partisi'ne (ÇKP) doğru yola çıktı. Yükselen Çin, birilerinin "Tanrı tarafından verilen ABD"sini rahatsız etmiş olmalı.

ACEMİ HAÇLI ZENZ

Yalan söylemek için önce kandırılmak ve o yalana bilerek inanmak gerekir. Adrian Zenz ile Mike Pompeo'nun yetiştirildiği kurumlar ve kendi ağızları ile ölesiye inandıkları değerleri savunmaları sözlerinin doğruluğunu ve kıymetini ortaya koyuyor. Zenz'in bugüne kadar ortaya attığı yalanlar tek tek somut deliller ile çürütüldü. Bunların hepsini yazının ikinci bölümünde dikkatinize sunacağız. Fakat en başta belirtilen "tame" kelimesine tekrar dönmekte fayda var. "Tame" kelimesi söz konusu makalede "kontrol altına alma" olarak kullanılsa da "içerisinde Çin olan bir cümleyi daha ne kadar vahşi olarak göstermeye çalışırım" mantığının bir diğer yansıması gibi.

Mehmet Emre Öztürk