Spor ayrıştırıyor mu, birleştiriyor mu?

Spor ayrıştırıyor mu, birleştiriyor mu?

Hüseyin Şuekinci'nin hazırlayıp sunduğu Spor Hikâyeleri programının bu haftaki konuğu, Akademisyen Dr. Altay Atlı oldu.

Eski bir hentbolcu olan Atlı, bir dönem Türkiye Kadın Milli Hentbol Takımı idari menajerliğini de yaptı. Atlı, aynı zamanda, Türkiye Hentbol Federasyonu teknik komite üyesi.

Sporun Türkiye'de ve dünyada toplumsal rolünün masaya yatırıldığı programda Dr. Altay Atlı, birbirinden çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Dr. Altay Atlı'nın açıklamalarından öne çıkanlar:

SPORUN TOPLUMSAL ROLÜ

"Futbol odaklı bir spor anlayışımız var. Bu kesinlikle yanlış değil. 'Futbola o kadar yer vermeyelim diğer sporların hepsi eşit yer alsın' düşüncesi çok gerçekçi olmaz. Futbolun toplumsal rolü 19. yüzyılın sonundan beri bütün dünyada zaten belli. Bunu yadsıyamayız. 

Sporun toplumdaki rolünü pandemi nedeniyle daha iyi anladık. Nasıl ki, bir şeyin değerini kaybedince anlar ya insan, bu süreçte sporun hayatımızda nasıl bir yer ettiğini daha iyi anladık. Bütün çabalarımız bunu geri kazanmakla ilgili. Toplum olarak bizi biz yapan değerlerden bir tanesi olarak sporu nerede tutuyoruz biz? Nerededir ve nerede olmalıdır? İlk çağlardan beri toplumsal hayatımızın merkezinde olan bir konu.

SPOR AYRIŞTIRIYOR MU, BİRLEŞTİRİYOR MU?

Sabancı Üniversitesinde bu konuyla ilgili bir çalıştay yaptık. Ortaya çıkan bir rapor vardı. Toplumsal olarak spor bizi ayrıştırıyor mu, birleştiriyor mu? Sporu tartışırken en önemli, en çok ihtiyacımız olan konu bu. Buna bir cevap bulmak ve bunun için bir adım atmak. Yoksa maçlarda seyirci olacak mı, olmayacak mı, limit konusu çözülecek mi vs… Bunların hepsi halledilir. 

SPOR NASIL AYRIŞTIRIYOR?

'Toplumsal olarak bizim bir arada durmamızı sağlayacak bir unsur olarak spor nasıl olmalı?' deyince ben şu kavramı çok önemsiyorum; 'Kapsayıcı spor'. Spor, kapsayıcı olmalı. 

İngiliz yazar George Orwell, spor için şunu söyler:

'Spor, ateş edilmeden yapılan bir savaştır.' Spor doğasında rekabet olan bir konu. İşin rekabet tarafı var ancak spor, bir yandan bizi bu rekabet üzerinden de ayrıştırıyor. Nasıl ayrıştırıyor? Yeni farklı kimlikler yaratarak. Doğası gereği bir kamplaşma da yaratıyor biz-siz şeklinde. Burada yapılabilecek çok fazla bir şey yok. Stadyumlar, aynı zamanda toplumdaki diğer bölünmelerimizi, ayrım çizgilerimizi de tekrar üreten bir alan haline de gelebiliyor. Bunu uluslararası alanlarda daha fazla görüyoruz. 

SPORUN AYRIŞTIRICI TARAFI ÇOK YIKICI OLABİLİYOR

Dinamo Zagreb- Kızılyıldız maçında yaşanan olaylar, her iki takımı tutmaktan önce oradaki etnik ayrımların tribünde bir şekil bulmasıdır aslında. Spor alanı, hem bunları yeniden üreten, hem bunlara bir platform yaratan bir alan, hem de kendi ayrımlarını yaratan bir alan. Bu bir gerçek. Sporun bu ayrıştırıcı tarafı, çok yıkıcı bir hale de gelebiliyor. Bu kaçınılabilecek bir şey değil.

SPORUN BİRLEŞTİREN YANI

Sporun bir yandan da bir birleştirici yanı var. Spor, ilk çağlardan beri insanlık tarihinin en temel aktivitelerinden bir tanesi. Antik olimpiyatlar, bütün Akdeniz dünyasını Antik Yunan dünyasını bir araya getirdi. 

Spor bizi birleştirecekse en temelden başlamak gerekiyor. Çocukların cinsel ayrım yapılmadan, sporun kapsama alanına girmelerini sağlamalıyız. Küçük yaşta spora başlayan çocuk, spora karşı o kadar sağlıklı bir bakış açısı geliştirecek ki, o gençlerle birlikte spor bizi birleştirici olacak. 

Ülkemizdeki ayrışmanın en temel sebebi, yeterince birbirimizi tanımıyor olmamız. Çocuk yaştan itibaren size ülkenizin insanını, farklı grupları, farklı sosyal, ekonomik, etnik grupları en doğru tanıtacak unsur, spordur. 

SPOR YAPMAK ÇOK DA PARA GEREKTİRMİYOR

Veliler, çocuklarını çok pahalı spor okullarına yazdırmak zorunda değil. Bunu daha iyi anlamaları için rica ediyorum jimnastik yapan Tutya Yılmaz'ın başarı hikâyesini, internetten açıp okusunlar. Tutya'nın başarısında bilinçli bir aile, bilinçli bir beden eğitimi öğretmeni ve yetenekli bir kızın olimpiyat macerasını görecekler. Türkiye'de aslında yeterli imkânlar var. Bu çocukları spora kazandırdıkça, sporun birleştiriciliği onlarla başlayacak ve gelişecek.

AMATÖR SPOR KULÜPLERİNİN FİNANS PROBLEMİ

Türkiye'de her sporu yapacak insan altyapımız ve eğitimcilerimiz var. Burada önemli olan kulüpleşmek. Bu da para demek. Peki, bunu nasıl sağlayacağız? Amatör sporları devlet destekliyor ancak bir yere kadar. Devlet amatör sporlar yaşasın, diye her şeyi yapsın anlayışı olamaz, olmamalı da zaten. Bu şekilde başarıyı da yakalayamazsınız. 

MARKA DEĞERİNİ ARTIRMAK GEREKİYOR

Amatör sporların yaşayabilmesi için uzun vadeli atılımlar yapılmalı. Amatör sporlara sponsor desteği olmalı ancak sponsorların da kazanabileceği projeler geliştirilmeli. Sponsor bir şeyler kazansın ki desteği devam etsin. O nedenle ilk başta kendi değerimizi artırmalıyız. Marka değerimizi artırmamız gerekiyor. Hentboldan örnek vermek gerekirse, hentbol ürününün 60 dakikanın ötesine geçmesi gerekiyor. Siz eğer o maçı başka aktivitelerle yani insanların aileleri ile geleceği, sporcularla tanışabileceği, orada kurulmuş bir kaleye atış yapabileceği, söyleşilerin olabileceği, çocukların özellikle ilgisini çekebilecek aktivitelerin yapılacağı bir hale getirirseniz ve sponsoru da her aşamada dâhil ederseniz devamlılık sağlanır. Özetle, Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok.

TALEP YARAT Kİ BASIN DA İLGİ GÖSTERSİN

Amatör sporları daha değerli hale getirmemiz gerekiyor. 'Basın bizi neden yazmıyor, biz önemli değil miyiz?' diye şikâyet ediyoruz. Basında birkaç idealist kişi bunları dile getirebilir. Ancak basın, arz talep ilkesi üzerinden işler. O zaman amatör sporlar önce kendine bir talep yaratmalı ki basın da ona göre bir karşılık versin. Amatör sporlarda şikâyet etmeyi çok severiz. Biraz kendimize bakmamız gerekiyor.

PANDEMİ SPOR İÇİN HAYIRLI SONUÇLARA SEBEP OLACAK

Covid-19 ile birlikte rekabetçi sporun nasıl kırılgan olduğunu, nasıl zarar görebileceğini yaşadıktan sonra asıl önemli olana, kapsayıcı spora doğru yöneleceğiz. Uzun vadede kapsayıcı spor, bize rekabetçi spor için de avantaj sağlayacak. Her işte bir hayır vardır. Pandemi bence spor için hayırlı olacak. Esas olanı, ihtiyacımız olanı görmemizi sağlayacağı için."