Sosyal mesafenin en iyi uygulanma şekli “evde kalmaktır”

Sosyal mesafenin en iyi uygulanma şekli “evde kalmaktır”

Türkiye, koronavirüs vakalarının azalması ve ölüm oranlarındaki düşüş nedeniyle, normalleşme sürecine geçti.

"Normalleşme süreci", salgın öncesi normallerimiz değil, zira bu dönem "yeni normaller"imiz oluşacak. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın ifadesi ile artık her birimizin "kontrollü sosyal hayat"ları var.

Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal, Türkiye'nin koronavirüs ile mücadelede geldiği noktayı ve "yeni normaller" diye adlandırılan bu süreci CRI Türk Türkiye'ye değerlendirdi.

Prof. Dr. Serhat Ünal, salgının belli basamakları bulunduğunu belirterek bu basamakların dört aşamadan meydana geldiğine dikkat çekti.

Birinci basamağın, salgın başladığı andan itibaren sayının artmaması, günlük hasta sayısının düşürülmesi ve yayılımın önlenmesi olduğunu dile getiren Ünal, ikinci basamağın şu an Türkiye'nin içinden geçtiği dönem olduğunu vurgulayarak, "Yeni normaller, dediğimiz yani eğer ikinci basamakta şartlar yerine getirilmişse 'normalleşme süreci' ama bu 'normalleşme' bizim anladığımız normallerde değil. Bu süreyi geçtikten sonra eğer yine belli şartlar oluşmuşsa bizim kendi normallerimize dönmek. Dördüncü olarak ise tüm bunlar bitince bir sonraki salgına bu salgından aldığımız derslere göre hazırlık yapmak." dedi.

"YENİ NORMALİ TANIMLAMAMIZ GEREKİYOR"

"Birinci basamakta 'sayıyı düşürmek' dedik, bunun için alınacak tedbirler belli." diyen Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir, hemen peş peşe okullar kapatılacak, toplu alanlarda durmak ve kapalı alanlara giriş çıkışlar yasaklanacak, kütüphaneler, kafeteryalar, eğlence yerleri, lokantalar kapatılacak, spor müsabakaları ile park ve bahçelere giriş çıkış yasaklanacak gibi… Türkiye'nin de vaka artışları ile hemen yaptığı hızlı bir 'kontrol dönemi'. Bunların peşinde artış devam ediyorsa yavaş yavaş 'kısıtlamalar dönemi'. Türkiye bunları rakamları takip ederek uyguladı. Önce 65 yaş üzeri için sokağa çıkma yasağı getirildi. Neden? Çünkü 65 yaş üzeri çok duyarlı, çabuk hasta oluyor ve ölüm oranı yüksek seyrediyor. Sonra 20 yaş altına kısıtlama getirildi. Bunlar da kendileri çok hasta olmuyor fakat bulaştırıyorlar. Bu da yetmedi hafta sonu sokağa çıkma yasakları başladı. Tüm bunlarla bir kontrol sağlandı. Son 14 gün içerisinde yeni hasta sayısında bir azalma görülürse bu yeni döneme yani 'ikinci faza' geçmek için sinyaldir. Biz bunu yaptık ancak geçmek için başka şeyler de gerekir. Bunlardan önemli biri 'sağlık sistemi altyapınız' yeni hasta kabulüne hazır olacak ve buradaki rakam da mevcut sistemde olanların iki katına kadar yeni hastayı kabul edebilecek güçte olmalı. Bu bizim en başarılı olduğumuz alanlardan biri. Üçüncüsü, gelen her hastayı artı her pozitif çıkanın temaslısını takip kapasitesinde test yeteneğiniz olacak, bizde bu da var. Dördüncüsü, testleri pozitif çıkan ama hastane yatışı gerekmeyen kişileri evde ya da başka sosyal yerlerde karantina etme kapasiteniz olacak. Türkiye bunların hepsini yerine getirdi. Böylece 'ikinci faza' yani normalleşmeye giden yola geçme şansımız oldu. Şimdi o basamaktayız ama bu yeni normali tanımlamamız gerekiyor."

SOSYAL MESAFENİN EN İYİ UYGULANMA ŞEKLİ "EVDE KALMAKTIR"

Prof. Dr. Serhat Ünal, bahsedilen "normal" ifadesinin herkesin salgından önceki günlerdeki gibi davranması anlamında olmadığının altını çizerek, yapılacak ve yapılmayacak işler bulunduğunu anımsattı. Yapılacak işlerin belli olduğunu bildiren Ünal, "Ticaret yeniden başlatılabilir, AVM'ler yeniden açılabilir, zaman içerisinde okullar açılabilir, berberler ve kuaförler de açılabilir, şehirler arası seyahat ile toplu taşımaya getirilen kısıtlamalar azaltılabilir. Bunlar bir taraftan yapılırken yapılmaması gereken ve uyulması gereken kurallar var. Bunlar nedir? Birincisi, sosyal mesafeye devam edeceğiz, sosyal mesafenin en iyi uygulanma şekli 'evde kalmak'tır.  O yüzden 'evde kal' tavsiyesi devam edecek, işin yoksa dışarıya çıkma. İkincisi, sokağa çıktıysan 'sosyal mesafe'ye dikkat edeceksin. Üç, maske mutlaka takılacak. Dört, el hijyenine dikkat devam edecek. Beş, kapalı alanlarda sık kullanılan yerlerin sıkı temizlenmesi kuralları getirilecek." diye konuştu.

"ŞU ANDA GEÇİŞ DÖNEMİNDEYİZ"

"Her yeni açılan yer, mesela AVM mi açıldı? AVM'lere nasıl girilip çıkılacak? Bunlar belirlenecek. Berberler ve kuaförlerde hangi kurallar uygulanacak? Ve, Türkiye bu adımı attı." açıklamasını yapan Ünal, şunları aktardı:

"AVM'ler açılacak, dedi ama AVM'lerin içinde sadece giyim ve züccaciye mağazaları açılıyor. Sinemalar, yemek alanları, kafeteryalar kapalı. Zaten kural böyle söylüyor, 'Hepsini birden yapmayın.' diyor. Niye böyle? Çünkü bu yaptığımızın her birinin yeni vaka sayısı üzerinde direkt etkisi olur. Bunların kontrolü ve bu kurallara uymamız en az birinci dönem kadar belki ondan daha fazla önemli şimdi. Kurallara uymak daha zorlaştı. Şu anda geçiş dönemindeyiz. Kural diyor ki, 'Bunları yaparken her basamakta kontrol et ve sayını takip et'. Belki bir miktar yanlış anlaşıldı. Birden trafiğin artması ve sokaktaki insan sayısının artması… Daha bakın AVM'ler, berberler ve kuaförler açılmadı, yeni faza tam başlamadık. Bunun etkisini önümüzdeki günlerde vaka artışı olarak görebiliriz. Bu artış bir haftalık kadar bir eğilime dönerse yeniden vaka artış hızı artı verirse mayıs sonu ve haziran ayında sorun yaşayabiliriz, böyle olursa temmuza da yansır ve temmuzda da sorun yaşamaya devam edebiliriz."

"YENİ NORMALLER" DENEN DÖNEME ADAPTE OLMALIYIZ

Türkiye'nin çok kritik bir noktada bulunduğu bilgisini paylaşan Prof. Dr. Ünal, "Biz daha işin başında 'yeni normaller' denen dönemde buna adapte olamazsak ileriye doğru gideceğimize yeniden 'birinci döneme' dönmek zorunda kalırız. Böylece temmuz ve ağustos aylarında sorun yaşayabiliriz zaten 'Eylül ve ekimde yeniden gelir mi?' diye konuştuğumuz durumda hiç bu kuralları gevşetemeden geçer gideriz. Pek çok sıkıntı ile elde ettiğimiz kazanımlar uçar gider. Tabii, bu sadece sağlık da değil, böyle sorunlar olunca ekonomik problemler de ortaya çıkıyor. Salgının kötü etkilerini anbean, hafta hafta, ay ay hep beraber yaşarız. Bunu yaşamamak için birinci dönemdeki kurallara riayet ederek sıkılığı daha da artırarak ikinci dönemdeki kurallara çok iyi şekilde uyarak yaşamak zorundayız. Buna hepimiz alışacağız çünkü burada ülkenin tüm fertlerinin sağlığı önemli, ülkenin ekonomik durumu önemli, başka seçeneğimiz yok. Tekrar tekrar anlatacağız, anlatmanın yetmediği yerde kontroller olacak, kontrollerin olmadığı yerde belki kanun kuvvetlerinin yaptırımları olacak." ifadelerini kullandı.

ÇİN KURALLARI SIKI TUTARAK BAŞARILI OLDU

Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal, Çin'in salgının ilk çıkan yer olması sebebiyle kuralları iyi uyguladığını ve vaka sayısını belli bir rakamda tuttuğunu ayrıca nüfusa göre ölüm sayısının çok düşük olduğunu da söyledi.

"Batıda büyük nüfusu olanlar yani İspanya, İtalya ve Fransa'ya -Almanya'yı bir tarafta tutarak- gerçekten çok şaşırmış kişilerden biriyim." değerlendirmesinde bulunan Ünal, şöyle konuştu:

"Sağlık altyapılarının bu kadar başarısızlığa düşeceğini tahmin edemezdim. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) bir düzen içerisinde toptan cevap veremedi. Eyalet sistemi olduğu için her eyalet bir taraftan kendi kurallarını koymaya çalışıyor, bir taraftan merkezi hükümeti takip etmeye çalışıyorlar. ABD'nin sağlık altyapısı malum özel sigortalar üzerinden çalışıyor, bir sosyal anlayış yerleştirilemedi. ABD zengin ülke ama kişisel korunma ürünlerinde açıklar ortaya çıktı. 'Testleri artırdım.' dedi ancak her eyalete yerleştiremedi dolayısıyla ABD de kötü bir gidişat gösteren ülkelerden oldu. Brezilya'da sıcağa rağmen vaka sayısı hızla artıyor. Birlik içinde cevap veremeyen ve fikir ayrılığı yaşayan ülkelerde başarısızlık söz konusu. Bir ucunda böyle ABD ve Brezilya varken diğer tarafta yüksek nüfusu olmasına rağmen şartları sıkı tutarak başarılı olmuş 'Çin örneği' var. Her ülke kendi şartları, sağlık altyapısı ekonomik gücü örf ve adeti ile mücadele veriyor. Esas faktör, sağlık altyapısı ve devletlerin maddi - manevi gücü ama bunun altında sosyal-kültürel faktörler örf ve adetler gibi pek çok şey böyle salgınlarda etkili. Her ülke kendi imkânlarını seferber ederek mücadele etti. Avrupa'daki tedbirlerin gevşetilmesini erken buluyorum. Bunun tek bir doğrusu diye bir şey söylemek mümkün değil ama salgın yaşamış ülkeler daha önceki deneyimleri ile acil cevap verebildi. Çok yaşamamış olanlar daha önceki deneyimlerden yararlanarak, dünya literatürü takip ederek tedbirleri uygulayarak yapabileceğinin en iyisini yaptı. Bugünlerde iyi örnekler ve kötü örnekler var. Yol içerisinde birbirimizden öğrendik, örnekleri adapte ettik. Topyekun bir savaş şeklinde gidiyor. Özellikle ABD'de yavaşlamaya başlayınca sanıyorum tüm dünyada bir rahatlama olacak."

Son olarak, ABD Başkanı Donald Trump'ın koronavirüsün laboratuvar ortamında yapılmış olabileceği iddiasını yorumlayan Prof. Dr. Serhat Ünal, "Ben yayınlanmış bilgiler üzerinden gidiyorum, böyle bir öngörüm yok. Koronavirüs bunu daha önce yaptı, ileriki günlerde de yapabilir. Değişen 'yaşam şartları' dünyanın şeklinin değişmesi yani seyahat artıyor, şehirleşme artıyor, yağmur ormanları azalıyor, kalabalık artıyor, ısı yükselmesi var… Tüm bu faktörleri bir araya koyduğunuz zaman vahşi hayatta bulunan virüslerin aracılarla insanlara geçmesi zaten örneklerini gördük daha önce. Bugüne kadarki deneyimim, öğrenimim tüm bunları birleştirdiğim zaman yine öyle bir örnek olduğunu öngörüyorum. Başka iddialar ya da ileride başka bilgiler olur, onlara bir şey diyemem." değerlendirmesinde bulundu.

Haber: Tuğçe Akkaş