Sonsuza Kadar Diego

Sonsuza Kadar Diego

Hazırlayan: Yasin Paşalı

Takvimler Şubat 1999'u gösterdiğinde spor kamuoyunda genel anlamda kabul gören "Dünyanın Gelmiş Geçmiş En İyi Futbolcusu"  Diego Armando Maradona bir dizi etkinlik kapsamında Türkiye'ye gelmişti.

Bu etkinlik bir spor değil, magazin içerikliydi. Etkinlik içinde televizyonda o dönem en çok izlenen yarışma programı "Çarkıfelek" de vardı. Ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil rahatsızlanınca Berna Laçin programı sunmuştu. Maradona'nın menajerinin sunucudan bir isteği vardı. Efsane futbolcu kendisine hitap edilirken sadece "Maradona" denilmesini istemiyormuş. Ya "Diego" ya da "Diego Armando Maradona" denilmesini rica etmiş. Program esnasında sunucu buna dikkat etmiş fakat zaman zaman "Maradona" diye de hitap etmiş. Reklam arasında Diego programdan ayrılmak istediğini iletmiş, gerekçesi ise söylenmesine rağmen kendisine sadece "Maradona" denildiği içinmiş. Bunun üzerine araya giren herkes efsane futbolcuyu ikna etmeye çalışmış ve ona en son "Tüm Türkiye seni izliyor ve şimdi gidersen milyonlarca insan çok üzülür" bağlamında sözler söylenmiş. Bu sözleri duyunca halka olan saygısından programa devam etme kararı almış. "Çarkıfelek" o akşam reyting rekorları kırmıştı.

Kendince katı kuralları olsa da halkı böylesine önemseyen bir efsaneydi o. Türkiye'ye futbol için değil de magazin içerikli etkinlik için getirilmesi ise Diego Armando Maradona'dan çok bizim ülkemizin eksikliği olsa gerek.

1960 yılında Buenos Aires'te bir gecekondu mahallesinde doğan ve yaptıkları ile tüm dünyaya mal olan Diego Armando Maradona, ardında futbola yaptığı olağanüstü katkıları bırakarak aramızdan ayrıldı.

Kendisine sadece "Maradona" denilmesini istemediğini Arjantinliler çok iyi bilindiği için, Arjantin Milli Takımı sosyal medya hesabından efsanenin ölümü sonrası "Hasta Siempre Diego" yani "Sonsuza Kadar Diego" diye yazıldı.

Peki, adeta tüm dünya tarafından sevilmesinin nedeni sadece olağanüstü bir futbolcu olması mıydı? Elbette ki, hayır… Haksızlık karşısında tepkisini açıkça dile getirebiliyordu. 2000 yılında FIFA tarafından "Yüzyılın Futbolcusu" yarışması yapıldı. Halk oylaması sonucu Diego, yüzyılın futbolcusu seçildi. Fakat FIFA kendi oluşturduğu jüri ile Pele'ye de aynı ödülü verme kararı aldı. Efsane futbolcu, Roma'daki ödül töreninde halk tarafından verilen ödülü aldı ve FIFA tarafından Pele'ye verilecek ödülü beklemeden töreni terk eti. Ertesi gün, "Kendi bedenime karşı saygısız olsam da işime devamlı saygılıydım. Bu yüzden de dünyanın en iyisi benim." diyerek belki de tüm spor kamuoyunun beklediği bu açıklamayı yapmıştı. Sadece kendisine yapılan haksızlıkları değil, insanlığa yapılan bütün haksızlıkları kendince dile getirirdi. Özellikle batı dünyasına yaptığı eleştirirler zaman zaman gündem olurdu.

Maradona bir röportajında, "1987'de Fidel Castro ile tanıştım. Amerikalılar bana bir ödül verdi. Kübalılar da veriyordu. Amerikalılara dedim ki; 'Ödülünüz sizin olsun, ben Küba'dakini alıyorum.' Fidel ile ben, Che, Arjantin ve Küba hakkında 5 saat konuştuk." demişti.

2002 Dünya Kupası giderken Japonya'nın, kokain kullandığı gerekçesiyle kendisine vize vermemesi üzerine Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Japonya'ya attığı atom bombalarına gönderme yaparak, "Evet kokain kullandım ama hiç değilse Amerikalılar gibi binlerce masum insanı öldürmedim." sözünü söylemiştir.

''ABD Başkanı Donald Trump hakkında ne düşünüyorsun?'' sorusu yöneltilince Maradona "kukla" anlamına gelen "chirolita" sözünü kullanıp ''Trump, bir kukladır.'' diyecek kadar da sözünü esirgemeyen biriydi.

Sadece siyasilere mi? Maradona'yı az çok tanıyanlar bunun yanıtını rahat verebilirler. Arjantinli yıldız, "Papa'ya karşı çıktınız mı?" sorusuna "Evet, Papa'ya karşı çıktığım doğru. Neden mi? Vatikan'a gittiğimde oradaki çatıların saf altından olduğunu gördüm. Sonra da Papa'nın vaazını dinledim. Diyordu ki; 'Kilise, yeryüzündeki tüm fakir çocuklar için üzüntü duyuyor.' Külahıma anlat." yanıtını verdi.

Aynı zamanda çok güçlü bir figürdü. Köken olarak da İtalyan olduğu için Barcelona'nın ardından 1984 yılında İtalya'ya transfer oldu. İtalya'nın kuzeyi zengindi ve büyük başarılar kazanmış kulüpleri vardı ama o fakir olan güneyi ve Napoli'yi seçmişti. Napoli formasıyla hem İtalya hem de Avrupa büyük başarılar kazandı. 1990 Dünya Kupası İtalya'da oynanıyordu ve yine tarihe geçecek işler yapmıştı. Yarı finalde Arjantin ile İtalya Napoli'deki San Paolo Stadyumu'nda karşı karşıya gelecekti. Maçtan bir gün önce Maradona, Napolilere şunu söyledi; "Hayatınızın 364 günü İtalya'yı ve milli takımınızı tutabilirsiniz. Ama gelin bir günlüğüne benim dediğimi yapın. Yarın, ne olur beni ve Arjantin'i destekleyin." Diego, baştan çıkaran bu söylemiyle stattaki İtalyanların yarısından fazlasını yanına çekmeyi başardı. Zaten sonuç tam da onun istediği gibi oldu ve finale çıktılar. İşte böylesine açık sözlü ve güçlü biriydi.

Maradona'nın halk tarafından sevilmesinin en önemli nedenlerinden biri, belki de söylediği şu sözlerde geçiyor:

"Biz futbolcular, sürekli üzerimizde çok baskı olduğundan yakınırız. Baskı evine 5 peso getirip çocuklarını geçindiremeyen insanların üzerinde olur. Binlerce dolar alıp, sahaya çıkıp, stresten bahsediyoruz. Stres sabahın altısında kalkanlar içindir."

Her insan gibi elbette ki, Maradona'nın da hataları vardı. Belki de kendisine yakışmayan, affedilmeyecek hatalar. Peki, böylesine bir yıldızın yanlışlarından dönmesine engel olmayanların hiç mi hatası yok? Maalesef sadece sporda değil başta sanat olmak üzere birçok alanda dünyaya mal olmuş yıldızların adeta sönmesine bir türlü engel olunmuyor, olunamıyor. Oysa bu yıldızların kendi alanlarında, kendilerinden sonraki kuşaklara öğretecekleri o kadar çok şey vardı ki…

Bugün bu efsane insan ile ilgili var olan son gerçek, maalesef artık aramızda olmayışı. Tabii ki, hayatımıza kattığı pek çok şey ile çoktan unutulmazlar arasına girdi bile…

"Maradona mı yoksa Pele mi?" tartışmalarına gelince. Bugünkü pandemi şartlarına rağmen dünyanın her tarafında bu güzel insan için yas tutuluyor. Gazetelerde, televizyonlarda, radyolarda, dergilerde ve sosyal medyada onun için yazılanları, çizilenleri saymıyorum bile. Bir gün herkes gibi (Allah gecinden versin) Pele de aramızdan ayrılacak. İnanın, Maradona'nınki gibi yankı uyandırmayacak. Elbette bu, bir gösterge değil. Bu bize sadece Pele'nin gelmiş geçmiş en iyi futbolcu olduğunu değil, gelmiş geçmiş en iyi ikinci futbolcu olduğunu hatırlamamızda yardımcı olacak.

Ve son olarak, eğer cennette bir futbol kulübü olmuş olsaydı, Diego Armando Maradona Cennnetspor'un da gelmiş geçmiş en iyi transferi olarak kayıtlara geçecekti.

Elveda Diego Armando Maradona, Sonsuza Kadar Diego…