“Şiddeti engellemeye, toplumu bilgilendirmeye çalışan bizleriz”

“Şiddeti engellemeye, toplumu bilgilendirmeye çalışan bizleriz”

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, CRI Türk Türkiye'de Kamil Erdoğdu'nun hazırlayıp sunduğu Güne Başlarken programına konuk oldu.

Canan Güllü, "25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü" bağlamında değerlendirmelerde bulundu.

Kadına yönelik şiddet konusunda neden hâlâ bir siyasi iradenin devreye girmediğini sorguladığını söyleyen Güllü, Türkiye'de şiddeti önleyecek mekanizmaların bütününe haiz yasal bir sistem olduğunu ve bu sistemi destekleyen uluslararası "İstanbul Sözleşmesi"nin bulunduğunu ancak tüm bunlara rağmen kadına yönelik şiddetin önüne geçilemediğini dile getirdi.

Uluslararası İstanbul Sözleşmesi'nde yer alan, "Devlet vatandaşını şiddetten korumalıdır." ifadesine atıfta bulunan Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, şiddeti önleyecek mekanizmaların uygulanmadığının altını çizdi.

Kimi, nerede, nasıl etkileyeceği bilinemeyen bir toplumsal şiddeti içeren kadın cinayetleri tarihine tanıklık edildiğini aktaran Canan Güllü, "Geldiğimiz noktada, 2008-2019 yılları arasında 2 bin 861 kadının erkek şiddetine kurban gittiği bir dönemden bahsediyoruz. Bunu görmezden gelmenin ve Beştepelerden açıklamalar yapmanın yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu ülkede bir kanun var ancak kolluk kuvvetlerinin bilgisi dâhilinde işlenen kadın cinayetleri de var. Komşuları tarafından şiddet gördüğü ihbarı yapılan bir kadının evine gidip, kapı önünde 'benim böyle bir şikâyetim yok' cevabı alındığında geri dönmek doğru mudur? Kadının herhangi bir tehdit ya da baskı altında olma ihtimali bilinmemekte midir?" diye konuştu.

"MAĞDUR KADINLARIN EKONOMİK SORUNLARINI GİDERMEK ADINA ÇALIŞMALAR YAPAN BİR ÖRGÜTÜZ"

Hükümetin, şiddete maruz kalan kadınların başvurması gereken mekanizmalar hakkında bilgilendirme yapmasının önemini vurgulayan Güllü, devlet tarafından yeterli desteğin sağlanmadığı ülkelerde sivil toplum kuruluşlarının bu gibi durumlarda daha etkin rol oynadığını belirterek, şunları söyledi:

"Şiddeti önleme mekanizmalarının telefonları yayılabilsin diye belediyeler ile sözleşmeler ve protokoller imzalıyoruz. Bu durum ile ilgili sosyal medyada yayınlar yapıyoruz. Biz, mağdur kadınların ekonomik sorunlarını gidermek adına çalışmalar yapan bir örgütüz. Bunu devlette yapabilir; 'Her iş yeri bir mağdur çalıştırmak zorundadır.' diye özel sektöre bir düzenleme getirerek bunun üstesinden gelebilir. Böylelikle mağdur kadınlar ekonomik olarak güçlendiklerinde o hanenin içerisinde yaşamak zorunda kalmazlar. Maalesef tam da bu süreç içerisinde birileri, 'İstanbul Sözleşmesi aileyi dağıtıyor, eşcinsel evlilikleri destekliyor.' cümlelerini kurabiliyor. Diğer yandan mahkemelerdeki iddianameleri hazırlayan masa hakimlerinin Türkiye'deki bu cins kırımını görmezden gelmeleri sorunu ile karşı karşıyayız."

"ŞİDDETİ ENGELLEMEYE, TOPLUMU BİLGİLENDİRMEYE ÇALIŞAN BİZLERİZ"

Kadına yönelik şiddete karşı başlatılan "Mercan Seferberliği"ne de değinen Canan Güllü, şunları kaydetti:

"Elde bir kanun var iken, sen bu kanunu uygulamaktan imtina edeceksin, kadın ve erkeğin eşit olduğunu öğreten bir eğitim sistemini hayata geçirmekten kaçacaksın sonrasında Beştepe'de bir Mercan Seferberliği başlatacaksın. Ben bu durumu çok abesle iştigal buluyorum. Bu konu siyaset üstü bir konudur. Konu ile ilgili çalışacak kişiler yeterli bilgiye ve donanıma sahip olmalıdır. STK'lar olarak biz zaten bütün yükü çekiyoruz. Şiddeti engellemeye, toplumu bilgilendirmeye çalışan bizleriz. O zaman kalksınlar koltuklarından Türkiye'yi de biz yönetiriz. Dün akşam, benim gibi içleri yanan arkadaşlarım ile birlikte, dayanışma gününde sokağa çıktığımızda gaza maruz kaldık. Biz terörist değiliz. Bugüne kadar yapılmış olan en iyi yasalardan birini yapmışız ancak bunu uygulamaya geçiremiyorsak eğer hükümetin bunu durup düşünmesi gereklidir."